şükela:  tümü | bugün
  • cem karaca'nın en az tamirci çırağı kadar vurucu şarkısı..üstelik sene 1990, bu şarkı ödül bilem almış "4. altın güvercin" yarışmasında; "söz yazarı ödülü"nü götürmüş...

    ha bir de "araba plakalarından fal bakmak" diye bir şey demiş ki, ben hala çıkamadım işin içinden...

    "....
    diskoteğin önünde kahya durmuşum
    araba plakasından fallar tutmuşum
    şu istanbul şehrinden neler ummuşum
    ummuşumda sadece yutkunmuşum...

    içeri giren sarı kız bana baksaydı
    baksaydı da bana, bana benim olsaydı
    dur be oğlum kahya yahya gel haddini bil
    sen kahyasın kahya gibi kahyalığını bil

    içeri giren sarı kız bana bakmaz ki
    baksa bile bana, bana benim olmaz ki
    olmaz olmaz bilirim ben kahya yahya
    o kimbilir neyin nesi ben kahya yahya
    ..."
  • tamirci ciragi tadinda ic acitan**.
  • sözleri cem karaca'ya, bestesi cahit berkay'a aittir dikkat edersen.
  • birinci dünya savaşı sırasındaki başarısızlıklar sonucu berlin'e oradan da rusya'ya kaçan enver paşa taraftarı, daha doğrusu onun tekrar memlekete döneceğini, iyi işler yapacağını yaymaya çalışan, bu uğurda, enver paşa'ya terso konuşanların işini bitiren; kaçaklardan, katillerden oluşan bir grubun lideri.

    kimileri de kemalist bir grup olduğunu söylerler; güya kirli işler hallediyorlarmış, kemalizm uğruna. yabancısıyım tabii ortamlarım, bilemiyorum net olarak.
  • (bkz: mustafa suphi)
  • eger yanlis hatirlamiyorsam rahmetli bu sarki icin tamirci ciraginin 80 darbesi yemis hali demistir.
  • 1990 yılında 5. kuşadası altın güvercin şarkı yarışmasında birinci olmuştur.

    (bkz: http://www.youtube.com/watch?v=gjt5_70cz1c)
  • çocukluğunda tamirci çırağı olup, okuduğu cildi parlak kağıt kaplı pahalı romanların da etkisiyle, tamirhaneye gelen genç ve güzel hatunlardan ilgi, şevkat ve hatta aşk umut eden, ancak ustasından yediği oğlum al takımları zılgıtıyla kendine gelen yahyanın, tamirciliği bırakıp diskotek önü kahyası olması, ve hayatın gerçeklerini farketmesi sonucunda yaktığı şarkı. bu farkındalığının en büyük göstergesi ise, tamirci çırağında adını vermek izlemeyen izleyici konumundan, şarkıya kendi adını verebilme cesaretini gösterebilmesidir.
  • genellikle cumartesi gecelerini kahvede okey oynayarak geçirmeyi adet edinmiş babamın nasıl olduysa evde oturduğu, trtnin star 1 karşısında sağlı sollu yumruklar yediği ama star 1'in hala şifreli olmasından mütevellit ahalinin büyük kısmının trt ile idare ettiği 1990 yılının bir cumartesi gecesi, geceyarısına yakın bir vakitte gözünde kocaman gözlükler, başında büyük bir fotr şapka bulunan bir adam, o yıl 4.sü düzenlenen kuşadası altın güvercin şarkı yarışmasında "merhaba gençler ve daima genç kalanlar" nidası ile sahneye fırladığında ilk kez duymuştum tamirci çırağına göre daha hareketli bu şarkıyı.

    birden babamın "bu adamı iyi izle, bu cem karaca, görürsün 1. olacak" demesi üzerine o zaman ki 12 yaşındaki aklımla "cem karaca da kim? niye ilk defa görüyorum? hem sana malum mu oldu allah allah?" sorularını babama yansıtmamla birlikte aldığım "ben küçükken onun konserlerinde az gazoz satmadım, darbe oldu yurtdışına kaçtı, büyük şarkıcıydı,turgut özal bir af çıkardı, döndü nihayet" cevabı zamanında malum sebeplerle kardeşin kardeşi kırdığı bir ülkede, zıt bir safta bulunan süleyman demirelin mizahi yanını sevdiği için genel olarak seçimlerde ona oy veren birinden gelince cem karaca profili daha bir ilginç gelmişti.

    özellikle ilk 3 yarışmayı kazanan fatih erkoç yarışmada mıydı bilmiyorum ama hakikaten babamın dediği çıkmış yarışmayı sonunda fatih erkoçtan farklı biri kazanmış, babam gözümde bir sezen cumhur önal ayarında müzik otoritesi olmuştu. aradan yıllar geçti, türk halkı turgut özala bile alıştı; cem karaca turgut özalın elini bile öptü; turgut özal, cem karaca ve babam hakkın rahmetine kavuştular, belki kahya yahya da artık isparkta çalışmaya başladı. bizler ise istanbul şehrinden neler ummaya ve umup da sadece yutkunmaya devam ediyoruz.
  • 14 yaşımdaymışım cem karaca bu şarkıyla altın bir güvercin kazandığında. yarışmayı televizyonun verdiğini ve babamla beraber izlediğimizi hatırlıyorum. ben o güne kadar cem karaca kimdir, nedir bilmiyorum. sonradan evdeki plakları karıştırdığımda anlayacağım, babamın jenerasyonunun üzerinde çok iyi bir etkisi olduğunu.

    ha, bir de cem karaca uzun bir "sürgün"den dönmüştü sanırım. galiba döndükten sonra yaptığı ilk çalışmaydı aynı zamanda.

    neyse, cem karaca'nın sırası geip de şarkı başladığında, televizyonun karşısında adeta büyülenmiştim. eh, cem karaca'yı bilmiyor olabilirdik ama iyi müzikten (en azından kendime göre) anlıyordum. şarkı bittiğinde televizyonun başından kalktım. "birinci bu olur" diyip gittim. öyle de oldu.

    cem karaca'yla ilk tanıştığım şarkıdır.

    şarkının sözleri sırasıyla, tam ve doğru olarak şu şekildedir:

    * * *

    diskoteğin önünde kahya durmuşum (x2)
    araba plakasından fallar tutmuşum (x2)

    içeri giren sarı kız bana baksaydı
    baksaydı da bana bana, benim olsaydı
    olmaz olmaz bilirim, ben kahya yahya
    o kimbilir kimin nesi, ben kahya yahya

    şu istanbul şehrinden neler ummuşum (x2)
    ummuşumda sadece yutkunmuşum (x2)

    içeri giren sarı kız bana baksaydı
    baksaydı da bana bana, benim olsaydı
    olmaz olmaz bilirim, ben kahya yahya
    o kimbilir kimin nesi, ben kahya yahya

    dur be oğlum kahya yahya, gel haddini bil (x2)
    sen kahyasın kahya gibi kahyalığını bil (x2)

    içeri giren sarı kız bana bakmaz ki
    baksa bile bana bana, benim olmaz ki
    olmaz olmaz bilirim, ben kahya yahya
    o kimbilir kimin nesi, ben kahya yahya

    * * *

    son nakarattaki "baksaydı / bakmaz ki" ve "olsaydı / olmaz ki" değişimleri inanılmaz vurucudur.