şükela:  tümü | bugün
  • dünyanın en arsız bitkisi. balkonumda bir kaktüs var. ben kendimi bildim bileli var. kim aldı, ne zaman geldi bir fikrim yok. biri hediye diye getirdiyse kafasına sıçayım. eğer ben aldıysam kendi kafama sıçayım. saksının içinde nar gibi kendi kendine üreme halinde çoğalıyor. eve aldığımızda bir taneydi. şimdi içinde belki 100 tane yumru var. bazen yerini değiştiriyorum elime batıyor. yerini değiştirmesen de eline batıyor bir şekilde. kendini birilerine batmaya programlamış orospu çocuğu. eve başka çiçekler alıyorum, hepsi soluyor ölüyor. hiçbiri yaşamadı. hollanda'dan lale soğanı getirdiler, 15 gün durmadı. biri hediye bir çicek getirse ben suyunu değiştirinceye kadar ölmüş oluyor. gülün ömrü bir gün bilemedin iki. bu şerefsize damla su vermiyorum bana mısın demiyor. belki de aksine olabildiğince sulamak lazım. yine de bana öyle geliyor ki bunu susuz da bıraksan, hortumla da sulasan sonuç değişmeyecek. kışın donsun diye dışarıda bıraktım en ufak bir zarar görmedi. yazın güneşin alnına koyuyorsun sanki kemiklerine iyi geliyor ibnenin. bir gün oturayım tırnak makasıyla dikenlerini keseyim dedim. daha gür çıktı dikenler. ne eziyet yaptıysam ortadan kaldırmayı başaramadım. yaz olunca çiçek açıyor. açtığı çiçekler adeta birer g.t lalesine benziyor. iki tane saplı pembe çiçek. acayip gıcık oluyorum. o kadar gıcık oluyorsan kaldır çöpe at değil mi? onu da düşündüm fakat son anda bir hamle yapıp şah damarıma filan dikenlerden birini batıracakmış gibi geliyor şerefsiz. üzerine işesem amonyak iyi gelir mi onu da bilemiyorsun ki...
  • işgalci sinsi piç. annem bunlardan bir tanesini seneler önce eve getirdi. küçüktü o zaman. hiç de fark etmemişim yalnız, ben de az salak değilim. ee zaten ben aile yanında değildim, üniversite için gittim falan derken eve bir döndüm, kaktüs olmuş 1.65! neredeyse benim boyum kadar boyu var şu an ve mutfağın bir köşesinde sinsi sinsi duruyor. bir de şekilsiz! nerede o filmlerdeki t şeklinde duran karizma kaktüsler nerede bizim hipster kılıklı kaktüs. annem bir de bunun rengine uygun bir kurdele mi bez parçası mı ne bulmuş, bağlamış bunun dalını budağını birbirine. kırılmasınmış!!! baya konuşuyor onunla bazen. annem evde yokken küfür ediyorum, bazen saksısını ayağımla dürtüyorum. ben de az değilim...
  • kirpinin yürüyemeyeni.
  • bazı tropik iklimlerde, sağanak bastırdığı zaman, bir tona kadar su tutabilen dev kaktüslere yıldırım düşmesi halinde, içerideki su bir anda buharlaşır, kaktüs patlar ve binlerce iğne çevreye kurşun gibi saçılır.
  • kim dediyse radyasyon emiyor diye, allah onun bin çeşit belasını versin! hiç mi düşünmez o yazıyı bir türk anne okur da evladına hayatı zından eder diye? kevgire döndüm lan! her taraf kaktüs kaynıyor amına koyim, kaktüsten ibaret botanik bahçesine döndü ev! gece tuvalete gidemiyorum korkumdan, gece gece diken ayıklamayalım götümüzden başımızdan diye diye uyku uyuyamıyorum amınüm!
  • kirpinin bitki versiyonu.
  • ben nasıl bir fotosentez canlısı beslesem diye düşünürken aklıma gelen tüylü bitkidir. tüylü diyorum çünkü benim kaktüslerim daha bebek, diken dedikleri şey onlarda tüy gibi. ilgisiz, gebeş bir bünye olduğum için fazla su ve bakım istemeyen bu bitki türünü tercih ettim. haftada bir su vericem, onu bile unutmamak için masamın üstüne koydum kerataları. çocuklarına sevgiden çok para veren bir baba gibiyim karşılarında. onlardan utanıyorum. çünkü ben de noksan olan insanlık ögesini yüzüme vuruyorlar. çevremdeki insanlar geliyor aklıma. kaktüs muamelesi yaptığım insanlar... bana bir kalp dolusu sevgi sunup karşılığında hiçbir muhabbet görmeyen insanlar...kaktüslerim gece gece bana ibret oldular.
  • yaşama hevesine hayran kaldığım bitki. evde senelerdir sürünen bir kaktüs var. dandik ve küçücük bir saksının içinde yıllardır yaşıyor. arada bir su veriyoruz o kadar. toprağı bile kalmamış neredeyse ama üstünde bebek kaktüs çıktı <3

    artık onu her gün güneşe çıkartıyorum ve beraber beyonce dinliyoruz <3 bahaneyle ben de güneş görüyorum. toprak değiştirmesini öğrenip büyük ve rahat bir saksıya alıcam onu. bunu hak ediyor minik ve güçlü dostum.
  • yatağımın yanındaki sehpada duran bitki. annem "radyasyonu emiyor" söylentisine inanıp, getirmiş koymuş.

    yanına da telefonumu koyuyorum şimdi ben bunun, sabahın kör karanlığında uyanıyorum bir de. her sabah kaktüse dokunmadan telefonumu bulup, alarmını kapatma stresini yaşıyorum. o esnada da açılıyor uykum zaten.

    düşündüm aslında "yaa bir gün uyku sersemi batacak bu benim avucuma, başka yere koyayım ben bunu" diye de, sonra vazgeçtim. neden her sabah kendime bu stresi yaşatıyorum bilmiyorum tam olarak ama bunun altında psikolojik sorunların yattığına eminim zira vazgeçerken düşündüklerim pek sağlıklı değildi.

    "onun orada olduğunu bilecek ve ona yanlışlıkla da, uyku sersemi de dokunmamayı öğreneceksin"

    kaktüsle bile savaşıyor, güç gösterisine giriyorum. tıp literatüründe bana uygun bir hastalık varsa şayet psikolog arkadaşlar yardımlarını esirgemesinler benden.
  • derin,izdirap veren ulasilmaz ve unutulmaz asklarin cicegidir.
    dis gorunusu degilse bile,ici guzeldir onun,bakmayin siz onun dikenine.kaktusun dikenleri,kendisine zarar vermez derler ama kaktus dikenlerini,kendisini zararlardan korumak icin buyutur.yalnizdir her zaman,tektir ama yurekten sevmektir onun anlami,bazen kucuk bir cicek cikar dikenlerinin arasindan,utanir sikinir sanki icinde ki sevgiyi,yalnizligi,aski anlayacaklarmis gibi korkar.zaten o kucuk cicek de bir kac gun sonra yok olur gider.gozyaslarini icine akittigi icin iclidir suludur.onu teselli edenezsiniz,cunku dokununca,hic istemese de sizin caninizi acitir,ama kotu bir niyeti yoktur aslinda.uzaktan sevilmek ister o yalnizligi haketmese de,haksizligi da haketmez sevmek lazimdir onu,sevilmek istedigi bicimde sevmek ve icinde ki anlami anlayarak.