şükela:  tümü | bugün
50 entry daha
  • annemin ve teyzemlerin ısrarla hicri yılbaşı gibi islamik bir şey zannedip buna da "köy hesabı yılbaşı" dedikleri ve tuhaf paganist ritüellerle yıllardır kutladıkları gün. anlatıyorum: aslında 14 ocak gününde "karakoncolos" veya yunanca "kallikantzaroi" denilen gulyabani görünümlü bir yaratığın kostümüyle trabzon civarında kutlanan yunan/pontus bayramı bu. hatta dümdüz hristiyan bayramı yani.

    şimdi bu rize ve artvin civarına da muhtemelen trabzon'dan geçmiş bir gelenek. yani resmen rumlardan lazlara doğru bir kültür aktarımı olmuş (ki yunanistan kökenli olan bir halk olan pontus rumları ile güney kafkasyalı bir halk olan lazlar arasında, belli bir dönem komşu olarak yaşamış ve ortodoksluğu kabul etmiş olmaları dışında kültürel ve genetik hiçbir bağlantı yoktur). neyse, annemler ısrarla bugünün islamik bir anlamı olduğunu iddia ediyor. "bakın bu rum ve hristiyan geleneğidir, hicri yılbaşına daha aylar var. bende zaten iman yok, sizin için söylüyorum." falan diyorum fakat hâlâ ne yaptıklarının farkında değiller. belki başka bir gelenektir diye teyzemlere ve dayımlara iyice anlattırdım fakat resmen kalandar adetlerini saydılar.

    çocukken, "koncolos" cadısına benzemek için yüzlerini siyaha boyarlar, vücutlarına da çuval parçalarından çaputlar bağlarlarmış. ardından ellerine bir sopa alarak sopanın ucuna da bir torba asıp kapı kapı dolaşırlarmış. ev sakinlerinden fındık, fıstık, ceviz, mısır, elma, kivi, portakal ve mandalina gibi şeyler toplarlarmış. bildiğiniz kalandar geleneği yani fakat bunun bir hristiyan adeti olduğunun farkında olmamalarıyla birlikte bir de müslüman geleneği falan sanmaları çok tuhaf. sadece bizim aile değil, bir bölge komple bunu böyle zannediyor. ha ayrıca, 14 ocak sabahı ezandan sonra evlerine şanslı olmasıyla bilinen bir erkek kişisini sokuyorlarmış. bu sabah evlerine sağ ayağıyla giren bu şanslı erkeğin uğuru tüm yıla yayılıyor ve tüm yılı sağlıklı geçirip, tarım ürünleri ve hayvanlardan da iyi verim alıyorlarmış. hatta bugün eve o şanslı er kişi adımını atmadan başka birini almaları katiyen mümkün değilmiş. ezkaza -şanssız olduğu düşünülen- başka biri girerse ayaklarını odun külüne gömüp birkaç dakika bekletiyorlarmış. viking misiniz mübarekler, ne çeşit bi' manyaksınız yani anlamadım ki.

    bu yüzden teyzem birkaç saat önce beni arayıp kahvaltıya çağırdı resmen. yani böyle şeylere biraz kızdığımı bildikleri için kahvaltı kisvesiyle falan geleneklerini uyguluyorlar, hahahah aman tanrım. anneme, "hayırdır, bayram değil seyran değil, eniştem beni niye sabahın köründe eve çağırıyor?" diye sormasam bunu da öğrenemeyecektim. o değil, benim gibi 25 yıldır yüzü gülmemiş bahtsız bir çocuğu kullandıkları olaya bakın hele, tamamen oksimoron. nasıl bir belaya bulaştıklarının farkında değiller, benden günah gitti.
  • yılın bir gününde, evin bolluğu bereketi artsın diye yapılan ritüel. bugün annemin sabahın erken saatlerinde evi kalandar etmesiyle güne uyandım.
    kalandar etmek şöyle; dışarıdan eve giren kişiye şiirimsi tuhaf bir deyiş söyleniyor:

    galandariş gulandariş, erkek uşak dişi buzak

    gerisini aklımda tutamıyorum. sonra da herkese taneli olan şeyler dağıtıyor. örneğin bozuk para, fındık, mısır tanesi gibi. bildiğim kadarıyla bunu yalnızca karadenizliler yapıyor. benim de kendimi nadiren karadenizli hissettiğim bir olay açıkçası. neyse bir (bkz: kalandar soğuğu) izleyelim de kederlenelim.
  • trabzon için kalandar vakti!

    not: aslında entry’yi 13 ocak saat 23:59’da yazmıştım, ama ‘gönder’ yerine ‘kenarda dursun’ demişim.

    benim bildiğim 13 ocak gecesi, kalandar gecesidir ve kalandar dedikleri de esasen 14 ocak’tır. yani kalandar’ın 1’i kalandar’dır! (en azından bizim buralarda, eskilerde böyleydi. internet ve üstüne bir de sosyal medya şebekliği çıkınca değiştiyse, orasını bilemem!..)
  • ortodox osmanlı vatandaslarınca kullanılan rumi takvimin yılbasıdır. 6 asırı askın bir sure birlikte yasamanın etkisi ile ozellikle dogu karadeniz yoresinde, ve sakinlerini bu bölgeden göç etmis insanlarin olusturdugu koylerde halen daha kutlanıldıgını dusunuyorum. umarım bu sene ,kutlanıldıgı bolgelerde, normal yılbası kutlamaları gibi covid yasaklarına kurban gitmemiştir.
    inananların, hatırlayanların kalandarları ve yeni yılları kutlu olsun.

    bilenler zaten biliyor ama bilmeyenler icin su 2 linki birakıyorum.
    kalender belgeseli
    kalander kutlamaları
  • "kalandaris kulandaris
    erkek uşak dişi buzak
    ver allah ver dolsun bucak"

    yeni yılı karşılama, eve bereket getirme inancı. bazı ritüeller de var. örneğin; 14 ocak günü evin kapısından birinin girmesi( gelen kimse yoksa kişi kendi kapıdan çıkıp, girer), alışveriş yapar.