şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: tezer ozlu)
  • "şimdi okunmuş kitapları yeniden okuyorum. şimdi bildik müzikleri yeniden dinliyorum. yenmiş yemekleri yeniden yiyorum. sevip yitirdiklerimi yeniden seviyorum. şimdi uykusuzluğumu yeniden uyuyorum. şimdi açlığımda yeniden acıkıyorum. şimdi gittiğim kentlere yeniden gidiyorum. şimdi havada uçuyor, raylarda, su yüzeylerinde,yaşama ve ölüme karşı duyduğum aynı umursamızlıkla dolaşıyorum. tartışmaları biliyorum. duyguları. korkuları. sözcükleri. her dili anlıyorum. anlıyorum ama kavramıyorum."
    "....dünyanın çeşitliliği ve yaşamın uzunluğu ne kadar şaşırtıcı. o zamanlar gençtim. kafama elektrik verdiklerinde. kafama. elektriği beyin hücrelerime daha iyi gönderebilmek için tuz kullanıyorlardı. dayan buna, diye düşündüm. senin düşüncelerini değiştirip kendilerininkine nasıl olsa uyduramayacaklar. seni görmek istedikleri gibi olamayacaksın hiçbir zaman. tanımadığın sürece her acı dayanılabilir...."
  • tezer özlü'nün bir solukta okunup bitirilen* ama etkisi de bir o kadar hızlı ve kalıcı olan kitabı. kısmen bir günlük gibi, ama tarihsiz olarak yazılmış bazı cümleler de var.
  • "ceset kokusmus ettir. guzel, ya peynir ne? sütün cesedi."
  • "geldim. doğru bahçeye koştum. ağzıma üç yaprak verildi, zehirlendiğimi sandım. akşamın yaklaştığının farkına varamadım. sayısız parçalara bölünüşümü, benimle birlikte dünyanın da parçalanışını anımsıyorum. her şey koyu kahverengi. benim sayısız parçam, dünyanın ve evrenin sayısız parçası, dönem hareketlerle yeniden bütünleşti. birinin, bir insanın böyle bir şeyi ancak bir kez yaşayabileceğini söylediğini anımsıyorum. çok acı vericiymiş. ben, kendimi parçalarımla birlikte bir ocağın içinde yeniden buldum. geçmişti. hangi zamandaydım? kaç yaşındaydım? yaşanmış yıllara geri mi dönmüştüm?"
  • kitabın başında bir bölüm var, ''önsöz yerine'' ismiyle. ferit edgü'nün kaleminden. ''tezer'den kalanlar'' diye başlıyor.
  • tezer özlü'nün kült satırları da bu kitapta bulunur.

    "insanın başkalarına söyledikleri kendi duymak istedikleridir. yazdıkları, okumak istedikleridir. sevmesi, sevilmeyi istediği biçimdedir."
  • "birdenbire çok yorulduğumu, taşıyamayacağım kadar yaşantı üslendiğimi ölürcesine algıladım. kitapsız, sanatçısız, tartışmasız bir yaşamın özlemi sardı benliğimi." (34)
  • "mayakovski’nin aşk özlemi, aşkın kendisine aşık olmak, tutulmak olduğunu tüm mektupları kanıtlıyor. özellikle son mektubu. tutulmak, bağlanmak istediği kadar bağlıdır. aslında gerçek tutku." (34)
  • "düzen ve güven kadar ürkütücü bir şey yoktur. hiçbir şey. hiçbir korku… aklını en acı olana, en derine, en sonsuza atmışsan korkma. ne sessizlikten, ne dolunaydan, ne ölümlülükten, ne ölümsüzlükten, ne seslerden, ne gün doğuşundan, ne gün batışından. sakin ol. öylece dur. yaşamdan geç. kentlerden geç. sınırları aş. gülüşlerden geç. anlamsız konuşmaları dinle, galerileri gez, kahvelere otur – artık hiçbir yerdesin." (47)