şükela:  tümü | bugün
  • son yıllarda popülaritesi hızla gelişen bi meslek. mezun sayısı çok olduundan müendizleri iş sıkıntısı çekiyoo
  • (bkz: pavement)
  • necip fazilin yazdigi bir siire baslik olan kelime obegi.
    okunasi bir siirdir.
  • bunların altında plaj olduğu söylenmiştir kimi zaman.
  • sevmiyorum kaldırımları.. önüme çıkarılmış diğer küçük engeller gibi.. zararsızlar gibi.. ama içten içe gülüyorlar..
    yapanı,yaptıranı, yapmak zorunda bırakanı...
    kullanmıyorum.. arabalara çarpıp sendelemeyi tercih ediyorum..
  • yerden yüksekliğinin, bulunduğu ülkenin gelişmişlik seviyesi ile ters orantılı olduğu söylenen yapı.
  • belediye başkanlarının kırıp kırıp yapmaktan hoşlandıkları nesne.

    (bkz: kaldırımcı belediye başkanları)
    (bkz: kaldırımcı belediye başkanlarına oy yok)
  • şimdi ben "ah kaldırımlar biliyor, bi devir muhteşemdik" diye başlardım fakat, günümüzün kaldırımlarına bakıp kalakaldığımdandır ki, başka giriz yapmak durumundayım.
    günümüzde mühendisleri ile ünlü bir şeydir efendim bu. topu topu da edit piyaf kadan serçesi vardır. olayın buraya kadanı herkeşler tarafından bilinen tanımdır.
    lakin bir de şehirleşmeyi becerememiş beldelerimizin belediyelerinin işgüzarlıkları eseri inşaa edilen yarım metre genişliğinde ve yaklaşık iki kilit taşı eni yüksekliğinde bordür taşlarının çizdiği hudutlar içine yapılanı vardır bunların. misal önce tatatatatata şeklinde şehir halkının kulakları ve kafaları sikilerek asfalt hırpalanır delinir. beyle yolun ortasına yapışan bi cihaz vardır, yol matkabı deeldir bu, iş makinasıdır. dolayısıyla daha bir gürültü çıkarır bu meret. onlan delinir yani asvalt. sırf asfalt delinse iyi, adamlar granit döşemiştir tükanlarının önlerini, onlar da parçalanır icabında. ne dimek, granit mi evladır, kilit daşı mı?
    sonra bordürler döşenir. kapı ağızlarına (apartman girişlerine filan) denk gelen yerlerde bordür yatık döşenir. işte üstüne bir miktar kum, onun da üstüne kilit daşı. kilit daşları döşendikten sonra ise, bir miktar kum kaldırımın üstüne serpilir. aralara dolsun diye. mümkünse tükan sahipleri, naylon fırça ilen kumları ileri geri süpürürler, delikleri doldururlar.
    tükan sahipleri diyince; kaldırımların yaya yürüyüşü içün değil, tükanların fazlalıklarını sergi edebilecekleri bir mekân olsun deyü inşaa edildikleri de söylenebilir. netekim, kaldırımın boş yerine lokandacı masa atar, bakkal rafılslarını gaste rafını filan kor oraya. yaya gene yaya galmıştır anasını satayım. gitsin arabaların geçtiği yerde ezilsin. bilahare yoldan kazırlar onları belediyeler.
    belediyeler diyince, bazı belediyelerin, yol kenarlarına arabaların park etmesini engellemek için kaldırım döşemeleri yaptığı da düşünülebilir. bu durumda arabalardan kurtulan yayalar, esnaftan kurtulamaz, buna ne buyurulur?
    misal ordu caddesi diye bir mekân vardır. bilen bilir. orayı şu sıralar ziyaret etmek, bir kaldırımın nasıl yapıldığını görmek için gerekli bir faaliyettir.
  • henüz geli$emediğimizin, modernle$emediğimizin göstergesi.
    aynı mahallede 15 senedir oturup kaçıncı defa yapımına $ahit olduğunu hatırlamadığım $ekilsiz $ey.
    bugün yine yenisini yapıyolar ve 30 cm yüksekliğinde.
  • sene 2002, ders almis olmak icin aldigim traffic accidents and traffic safety isimli ismi komik kendi geyik insaat muhendisligi dersinden aklimda kalan tek seyi aha buraya yaziyorum: kaldirim yuksekligi ortalama arac tekerinin kaldirima cikamayacagi kadar yuksek olmalidir.

    gunler haftalari, haftalar aylari, yillar filan, bu onermeye bir turlu anlam verememis, "bu kaldirimlari neden bu kadar yuksek yapiyolarvayaminakoyyim yine arabanin altini, tamponu vurduk" diyen arkadaslarima ise cevapsiz, boynu bukuk kalmistim.

    sene 2004, mevsimlerden su borulari donucak kadar soguk olani. gun bugundur ki kaldirimlarin neden yuksek olmalari gerektiginin sirrina ermis bulunuyorum. neden oldugunu yazmiyorum cunku gicikim, hadi yallah.