1. 1992 avrupa futbol şampiyonası sonucunda getirilen, kalecinin kendi takım arkadaşının bilinçli olarak ayağıyla verdiği pası ve taçtan gelen topları eliyle tutamaması kuralıdır. buna karşın kaleci, kendi takım arkadaşının ayak bileğinin üstünden itibaren, eli ve kolu dışında vücudunun her yeriyle bilerek verdiği pası eli ile tutabilir.

    "geri pas" biçiminde de söylenegelir, ancak kalecinin gerisinden de ileri doğru kaleciye pas verilebileceği düşünülürse bu ifade yanlıştır.
  2. fenerbahçeli oyuncuların sık sık yaptığı şey.
  3. uzerinde dusunulmesi gereken bir durumdur. dusunun topcusunuz, top ayaginiza geliyor. butun takimin sorumlulugu sizde. en yakin arkadaslariniz gozlerini size dikmis bakiyor. ve siz, takiminizin umudu olan siz, belki de vereceginiz bir pasla tarihe gececek olan siz tutup kaleciye geri pas veriyorsunuz.
  4. terbiyesizlik yahu ba$ka bi $ey degil. kaleciyi hor gorme durumu. "al hadi senin de ayagina deysin pipin $i$mesin" olayi.
  5. 1986 dunya kupasi'nda jean marie pfaff'in topun oyun oyunda oldugu zamanin neredeyse yaridan fazlasini topu eline alip oyalanarak harcamasi sonucunda fifa'nin uygulamaya koydugu kural. dogru tanimi "kaleciye bilerek ayakla pas"tir. zira kaleci takim arkada$inin ayagi di$indaki bir uzvuyla veya asil amaci kalecisine pas vermek olmaksizin kendisine verdigi topu eliyle tutabilir.
  6. tuncay şanlı'nın o meşhur bakmadan attığı geri paslarından biriyle olursa kesin gole dönüşecek pas.
  7. rakibin acar forvetlerinin ani baskısı üzerine yusuf yusuf olan savunma oyuncusunun kaleciye yönelttiği kaçamak pas türü. kaleci o sıralar aşıksa topu elle tutma gibi bir gaflete düşer ki yandığının resmidir. bu pastan sonraki klasik görüntü ise top tekniği düşük olan kalecilerin burun vuruşuyla topu dağlara taşlara göndermesidir.
  8. öyle böyle derken kaldırılalı onbeş sene olmuş dile kolay. kaleciye pasın yasaklandığı ilk büyük turnuva 1994 dünya kupasıydı. bütün millette öyle bir hava oluşmuştu ki, geri pas yasaklandı her maç leblebi gibi gol olacak.. ama olmadı tabi. bu yasağın üzerine o kadar yeni kural daha eklendi ama turnuvaların ve liglerin gol ortalamaları eskisiyle neredeyse aynı. herkesin uyuz turnuva dediği italya 90 da maç başına 2.21 gol atılırkene, 2006 dünya kupasında bu rakam 2.33 olmuş. aradaki fark sekiz maçta bir gol fazlalık demek sadece. kişisel görüşüm kaleciye pasın kaldırılmasının biraz dolduruş, biraz panik biraz da aceleyle alınmış bir karar olduğudur. devrin fifa başkanı brezilyalı joao havelange ki tekin bir adam değildir, ülkesinin dünya kupalarında nal topladığı yılların acısını kaleciye geri pastan çıkardı. zaten 90'ların başında futbol nereye gidiyor tartışmaları da yapılıyordu, bu hengamede international board'ın önüne zart diye yasak kararını getiriverdi.

    olayın ne tarafından mantık yürütüldüğüne bağlı olarak; kaleci için kural nedir; ceza sahası içinde topu elle tutabilir. gayet güzel.. 1993 yılında çıkan osuruktan kural da diyor ki: ama kaleci kendi takım arkadaşının verdiği topu tutamaz. kaleci elle o topu niye tutamasın kardeşim, bu nasıl mantıktır madem el kullanma izni var her bir şeyi tutacak ya da hiç tutmayacak. tamam böyle olunca oyun yavaşlıyor, ancak futbolda bazen temponun düşmesi de gerekiyor. defans yerleşecek, yüzü kaleye dönükler, ileriye çapraza koşanlar vesaire her oyuncu yerini bulacak.. habire futbolcuyu koşturunca iyi bok mu oluyor sanki.. her sezon bir sürü topçu sahanın ortasında kalp krizinden gidiyor. eskiden yoktu böyle kriz miriz geçiren futbolcu. neden böyle oluyor acaba, modern futbol diye yırttıranlar bu konuya nasıl bir açıklama getiriyorlar merak konusu.

    1990 ve 92 turnuvalarında çokça dile getilen tatsız futbolun en büyük nedeni, topun oyunda kaldığı sürenin az olmasıdır. en büyük maçlar bile tek topla oynanır, taca çıkan toplar geri gelmez, fıtbolcular kendi koşup alırdı çoğu zaman.. şifo mehmet hala gözümün önüne geliyor.. kısacık boyuyla reklam panolarının üstünden atlar, topu kale arkasından alır getirir, kornerini atardı.. ayrıca sakatlanan oyuncuya müdahele sahada yapılır, adam kalkmak bilmezdi.. oyuna eklenen süreyi hakemden başkası da bilmiyordu, onlar da bu konuda pek hassas değildi zaten. 4-5 dakika uzatılan maç yok gibiydi. 91-92. dakika arası bitirmek yeterli gelirdi çoğu kez. ama ilk önce yasaklanan şey kaleciye pas oldu.. kaleciye pasın topun oyunda kaldığı süreye bir zararı yoktur. oyun sadece yavaşlar ama devam eder. bayıcı hale gelmemesi için 6 saniye kuralının hassas şekilde uygulanması yeterlidir. bizimkisi de sigaranın yararlarını anlatmak gibi oldu gerçi ama başladık bir sefer geri dönmek yok.. sanki şimdi iyi mi oluyor, bizim ibrahim üzülmez zoru görünce hoppadanak dönüyor rüştü'ye.. o da topun dibine giriyor ya allah. doğrudan taca.. ulan onbeş senedir bu abuk sabuk akrobatik hareketleri seyretmekten gına geldi. fevzi tuncay'ın futbol hayatını bitirdin ey fifa, halilagiç bile mecnun gibi olmuş saç sakal birbirine karışmış geziyor garibim..

    hasılı kaleciye pas olayı kalktı.. hem de çok oldu kalkalı.. ama iyi mi oldu denirse işte onu bilemiyorum.. biz çocukken her şey güzeldi, o zaman geri pas da güzeldir herhal.. öyle değil mi kit? evet maykıl haklı olabilirsin..

kaleciye pas hakkında bilgi verin