şükela:  tümü | bugün
  • kalemin arzu nesnesi haline getirilmesidir.. değildir aslında tanım olsun diye yazdım bunu.. ahahaha..

    özellikle yazıp çizmenin temelini oluşturduğu ya da idealize edildiği bir mesleğiniz varsa, sizinle beraber meslektaşlarınızın pek çoğunda görülme ihtimali olan fetiştir.. (bkz: mimarlık)

    kalem; bir kimlik bildirgeci gibi alınır örneğin.. kullandığınız kalemin sizin hakkınızda fikir verdiği düşünülür.. kalem markalarının pek çoğu kalem fetişisti tarafından bilinir zaten ve hepsinin kullanıcısıyla ilgili de bi şekilde yargısı vardır.. bir kalem fetişisti olarak; mont blanc sevmem örneğin.. çirkin bulurum o kalemi.. kullanan birini gördüğümde, adım atmadan önce bi dururum.. karşımda takıntılı ve garantici biri vardır bence çünkü.. ayrıca bu takıntılı ve garantici insan, bu çirkin kaleme kucak dolusu para vermekten de çekinmemiş birisidir.. bizim yıldızımız barışmayacaktır o insanla kesin..

    kalem fetişi, kaleminizi kalem gibi kullanmanızı da engeller bi taraftan.. mesela, herkes kalemini cebine hoop diye koyarken ya da çantasına atıverirken siz atamazsınız.. sizin kaleminizin muhtemelen bi muhafazası vardır.. yoksa bile çantada özel bi yeri vardır.. arada bir çantayı aralayıp, kaleminizin orada olduğundan emin olursunuz..

    normal insanlar, biri kalemini ödünç alınca o insanın çevresinde kalemlerini kollayarak gezmezler ama kalem fetişleri hiç istemeyerek ödünç verdikleri kalemlerini gözleriyle kollarlar sürekli.. içleri gider kalemlerini başka biri tutarken..

    başka birinin kendi kalemine yaptığı kötü muamele de kalem fetişistini ilgilendirir.. çay içmek için gittiğim evlerde masada duran, içinde mürekkebi donmuş dolma kalemleri hayata döndürmeye çalışırken ev sahibini kendimden nefret ettirmişliğim çoktur örneğin.. çay içmeye gelmişsin, içine bikaç damla sirke damlatılmış ılık su istiyosun, hoş olmuyo tabi..

    kalem fetişini tetikleyen kalem, tasarlanmış, iyi bi markanın ürettiği ya da özel bi kalem olmak zorunda da değildir.. örneğin; 4b bi çizim kalemi (bildiğin kurşun kalemin yumuşak uçlusu) eskiz yaparken verdiği hazdan dolayı, en popüler kaleminiz olabilir.. ona dokunmaya kalkana küçük çaplı bi nefret geliştirmenizi sağlayabilir..

    ayrıca cinsellikle de bi ilgisi yoktur ne yazık ki.. en fazla karşınızdakinin kalemine karşı biraz daha özenli davranırsınız..
  • eşyalarıyla duygusal bağı olan kişilerde de görülebilir. söz konusu kalem eğer başkasındaysa, kaybolacak, ortadan yok olacak diye aklı gider fetiş sahibinin.

    misal, postanede, gönderilecek bir dosya söz konusu. kalem gerekli. çıkarıyorum kalemi çantadan, yanımdaki arkadaşım istiyor. gönül rahatlığıyla uzatıyorum kalemi. neden? çünkü tanıdık, hemen yanımda duruyor ve hassasiyetimi biliyor. o kalemi kullanırken, görevliden başka bir kalem istiyorum. ''malesef yok'' diyor. yanımdaki kibar beyefendi uzatıyor elindeki kalemi. teşekkkür edip alıyorum ama unutup gitmesin diye acele ediyorum yazarken. onun işi bitiyor, ''kaleminiz?'' diyorum. ''bana lazım değil, sizde kalabilir.'' diyor. şimdi o kalem oldu mu benim? al sana bir sorumluluk daha. hem bu nasıl bir rahatlıktır diyorum içimden, insan kalemini bırakır mı tanımadığı birine? yanımdaki arkadaşım kalemi tam bana uzatacakken, başka biri yanaşıyor, ''kaleminizi alabilir miyim?'' diyor. arkadaşım veriyor kalemi, o sırada gişe görevlisi bir soru soruyor. onu cevaplarken bir çeviriyorum kafamı, o da ne! adam yok olmuş. kalemim? o da yok..elimde diğer kalemle kalakalıyorum. ama ben diğerini de istiyorum. sonra bir bakıyorum kalemim zarfların yanında duruyor. rahatlıyorum, arkadaşım deli misin dercesine bakıyor.

    tek kalemle gittiğim postaneden iki kalemle ayrılıyorum. kalem sevgim ikiye bölünmüş halde.
  • şu aralar dört bir tarafımı sarmış olan fetiş türüdür. sürekli bir kalem alma dürtüsü uyandırır kişi de. alacak bütçe olsa şu anda sokakta çıplak kalemlerimle oturuyor olurdum herhalde.

    bu fetiş sayesinde japonya' dan kalem getirmeyi başarabilmişimdir.

    en iyi hali dolmakalem **** halidir. her kalemin kendine özel bir ucu * , yazış tarzı, ucunun kağıda bıraktığı mürekkep ve mürekkebin kalemden akış miktarı farklıdır. kimisi saman kağıdına bile yazar, kimisi clairefontaine 'i bile beğenmez. moleskine 'e ise kalem veya mürekkep beğendirmek zordur.

    altın uçlu olanın **** en iyi yazdığı sanılır; ama aslında öyle değildir. ucu* ve akışı iyi ayarlanmış bir çelik uç gayette altın kadar yumuşak * his vererek yazdırabilir. olay nibmeister de biter.

    altının en büyük avantajı kaleme basınç uygulandığında sağladığı esnekliktir *. her altın uç esnek değildir. waterman dolmakalemlerinin uçları altın olmasına rağmen genel de çivi gibi serttir *.

    esneklik sağlak yazarlar için güzeldir, solaklar için işkenceden farkı yoktur; çünkü solaklar kalem bastırarak yazarlar * ve siz şanslı salaklar ** kalemi kendinize çekerek * yazdığınız için her zaman daha avantajlısınızdır *.

    uç çeşitleri sadece altın ve çelik diye bitmez. çok incesi extra fine, incesi fine, ortası medium, kalını broad, çift kalını double broad*, italik uçlusu ***, kesik burunlusu stub, müzik ucu music nib vb. diye uzar gider. her türlü varyasyon mevcuttur. iyi bir nibmeisterkalın uçları istediğiniz şekle getirebilir. ince uçları ise ancak daha da ince yapabilir.

    mürekkep kısmına girersek, oradan da bir otuz sayfalık döküman çıkar. piyasada ki arşivlik mürekkepleri noodler's markası altında amerikan bir birader üretmektedir. hatta osmanlı lalesi, osmanlı gülü gibi mürekkep çeşitleri vardır. ikisi de özellikle çok güzel renklerdir. bu markanın en meşhur rengi noodlers black *'tir. arşivlik kalite de olan bu mürekkep, kağıttan hiçbir kimyasal vb. madde ile çıkarılamamakta ve güneş ışığına sürekli maruz kalsa bile solmamaktadır. bu tarz mürekkepler bulletproof veya eternal olarak geçmektedir.
  • kalemlerini üstünde taşımayıp evinde saklayan cinslerde bu merağın yanında ajanda, defter, notluk merakları da gözlemlenir. o her kalemin bir kağıdı vardır çünkü, çok güzel yazdığı. onlar ki tükenmez kalemle aydıngere yazı yazıp rezillik çıkarmayan, dolmakalemle teksire, kurşunkalemle yağlı kağıda yazı yazmayan, beri yandan gördükleri kalemi-ajandayı aslında hiç istemiyormuş tavırlarından da diyebiliriz ki: nerede susup nerede konuşulacağını pek bilmeyen insanlardır. kalem onlara, yazının okunarak anlamlanması gibi kağıtla beraber mana verir, gene beri yandan kalemleri-ajandaları eve kapattıkları, hiç kullanmadıkları için şunu da ekleyebiliriz ki, bu başlık altında teşhirden sebep fetiş sözcüğünü de pek uygunsuz bulacaklardır (aha entryi yazdım, şimdi bulacaklar).
    tabii bir de evde sakladıkları kalemlerin yanında, bitip yerine yedeği gelmeyen çalışma masasındaki kalemler için tuttukları, belki evdekilerden de fazla miktarda kalemi işyerindeki çekmecelerinde muhafaza ederler.

    kısmen daha az önem arzeden bu kalemlerle evdekileri nasıl ayırdıkları henüz bilinmemektedir*.
  • sürekli not alma durumunda olduğumdan ötürü bende gelişen saplantı. uyuduğum zaman haricinde her dakika üzerimde en az bir kalem taşıyorum.
  • benim.

    toplamda 1000'i aşkın kalemi olan biri olarak söylüyorum. bunu kime söylesem bir hastalıkmış gibi yorum yapıyor. bu bir hastalık değil. bu bir hobi hatta adı üzerinde, zevk..
  • rotring tikky ıı , 0.5 , beyaz.
  • benimdir bu kişi. zamanında büyük bir japon tasarım firmasında çalışıyordum, kendileri çeşit çeşit kalemleriyle ünlüydü. orada daha da had safhaya ulaştı fetişim. bu başlığı gördükten sonra masamdaki kalemleri saydım, 18 adet kalem sadece masamdaki kalemliğimde var. sonra çekmeceme yöneldim, orada da 37 adet kalem mevcut.

    fakat sorarsan kullandığım sadece dolma kalemim. dolma kaleme aşığım.
  • yazmak, not almak itina gösterilecek kadar saygın bir uğraş. kalem de bunun kılavuzu. bazen sadece kendimizde olduğunu sandığımız saplantıların başkalarında da olduğunu görmek bizi biraz olsun normal hissettiriyor. hayatımıza klavyeler, yazıcılar, tarayıcılar bu kadar girmişken hala "kalem" diye sayıklamak ne güzel..