şükela:  tümü | bugün
  • eski bizans kilisesi olan yapı, katolik kilisesi olarak da kullanıldıktan sonra osmanlı zamanında camiye çevrilmiştir. girişteki kemerin üzerinde mozaik bulunmaktadır anlaşılması çok zor ama ikonografiye alışık gözler meryem tasvirini seçmekte zorlanmaz.
    ilk kez gittiğimde yalnızdım, cami kurallarına riayet edip çantamdaki eşarbımı bağladım, namaz kılanların önünden geçmedim, bir köşede oturup inceledim. mermer kaplamalar aynı kariye ve ayasofyaya benziyordu ve kompozit başlıklar ben bizansım diyordu zira osmanlı da mukarnaslı başlıklar mevcuttur.
    ikinci gidişim amerikalı bir çiftle idi ve o kadar dikkat çektim ki herkes bize bakıp, eşabımız olduğu halde uyarıp, asabımın sinirlerini bayağı bozdular. turist istiyorsak irrite etmeyelim. yoksa biz de biliyoruz süleymaniyeye, ya da müze olan kiliseye gitmeyi.
  • nadide bir camii. çok severim.
  • evvela hangi dinden hangi mesrepten olursaniz olun gidin, edebinizle girin, gezin, bir çay alın, selam verin, avluda bir banka oturun, atmosferi seyredin, imamla müstahdemle sohbet edin..
    göreceksiniz burasi yalnizca cami değil ayni zamanda bir medrese, aşevi, sohbet evi, yeri geldi mi yatakhanedir.
    burada insanları arapca dersleri, kiraat dersleri, tefsir okumlari, hadis okumlari ve bilumum istisare ve muzakereler yaparken, avluda oturup kuruyemiş ve cay eşliğinde muhabbet ederken, sabah kahvaltı, gece sahur yaparken görebilirsiniz.
    fakülte yıllarında çokça giderdik. o zamanlar iki muhterem imam efendi vardı. birisi arif şimşek hoca idi ki güler yüzlü,ilim sahibi, ihlâslı, gayretili bir zattır. cami içine ucretsiz çay alabileceğiniz sebil onun marifetiyle konmuştur. hatta kendilerinin üniversite öğrencilerine sabahları çorba dağıtmak gibi bir hayalleri bile vardı. dil bilmenin gereğini idrak edip o yaşında ingilizce öğrenmiştir. simdilerde avrupa'da diyanet camilerinden birinde görevli. gençlere altın gibi nasihatler verir, abilik eder, herkesin derdiyle dertlenir, her derde çözüm arar, yanip yakılır yerinde duramaz diğerkam bir zattır.
    diğer imam efendi osman cakir hoca efendi idi. o da müşfik, ihlâslı, ilim sahibi bir zat idi. medrese tahsili görmüştür. o da dil bilmenin onemine binaen gönüllü olanlara medrese usulü arapça dersleri verir idi meccanen. dersleri bitirip arapça tahsil edecek sebatli genç bulunmuş mudur? meçhul.. disiplinli, tatli-sert mühim meslelerde tavizsizdir.
    uc de mustahdemi vardır ki dış görünüşlerine bakıp virane demeyen derunlarındaki hazineyi kesfeder. hepsi hayatin sillesini yemiş çilekeş, cefakar, mazlum, mülayim adamlardir. o virane sadirvanin işlerini görüp iki kurus ekmek parasi beklerler. caminin temizliğini yapar sürekli çayını demlerle. ali abi edirne kapıdan ta oraya yürür, yildiray abi, ramazan abi camide yatar kalkar.
    bu yapının ayasofya'dan eski olabileceği yönünde rivayetler vardir, altında ayasofyaya bağlanan gizli yeraltı tünellerine sahip olduğu hakkinda da. itü ve bir yabancı üniversitenin müşterek yaptıkları son restorasyonda bazı bölümler, odalar kullanıma kapatılmıştir. maksat nedir kestirmek güç.
    restorasyon ve adam akilli bir şadırvan ihtiyacı vardır. şadırvan çok da acildir. fatih reisi bir ziyaretlerinde söz vermiş not aldırmıştı ama zannederiz halen bir şey çıkmış değil.
    son olarak cami küçük bir ailenin ikametine musaittir. cami içinde bir mutfak, iki oda, tuvalet ve banyo mevcuttur.
  • geldim gördüm bayıldım.

    içine girdiğinizde zaman geri gidiyor
  • uzun hayat süresi içerisinde kullanım amacı değişmiş tarihi yapılara bayılıyorum. (hastasıyım) hele bunlar dini yapılarsa daha da ilgi çekici oluyorlar.

    bu tür yapıların içinde en bildiğimiz örnek ayasofya. kilise olarak inşa edilmiş, sonradan camiye dönüştürülmüş, şimdi ise müze olarak kullanılıyor. yurt dışında beni en etkileyen yapı da pantheon olmuştu (elbette roma’daki. diğer tüm pantheonlar çakmadır.) bir pagan mabedi olarak inşa edilmiş, ancak yüzyıllardır kilise olarak kullanılıyor. bir diğer örnek olarak mardin’deki deyrülzafaran manastırı, bir güneş tapınağının çevresine inşa edilmiş. buraya hristiyanlık tarihinden daha eski bir kilise dersek yanlış olmaz.

    bunlarla karşılaştırıldığında kalenderhane camii çok daha mütevazı kalıyor diye düşünülebilir. ama bu yapının tarihi macerası eşsiz. bölgede daha önceleri 4. yüzyılda yapılmış ve ne amaçla kullanıldığı bilinmeyen bir yapı varmış. mevcut yapı bunun üzerine 11. yüzyılda, eski binanın parçaları da kullanılarak dönemin mimari anlayışına uygun bir kilise olarak inşa edilmiş. iki asra yakın ortodoks kilisesi olarak kullanılan bina aslında kaba, kasvetli ve karanlık. dördüncü haçlı seferi sonunda istanbul’un latinlerce işgalinin ardından katolik kilisesine çevriliyor. yarım asır bu şekilde kullanıldıktan sonra, latin işgaline son verilmesiyle birlikte bina ortodoks kilisesi niteliğine geri dönüyor. istanbul’un fethinden bir süre sonra ise yapı kalenderi dervişlere tahsis ediliyor. kalenderilik pek çok doğu dininden etkilendiği kabul edilen son derece ilginç bir tasavvuf akımı. iki asır sonra bina camiye çevriliyor. bir yangının ardından kullanımına son verilen bina uzun süre metruk halde kalıyor. geçen yüzyılda tekrar restore edilmesinden sonra cami işlevine geri dönüyor.
    bütün bu zaman zarfında bina sayısız tadilattan ve onarımdan geçmiş. bazı bölümler yıkılmış, bazı ilaveler yapılmış, bir yerlerine kapı ve pencereler açılmış, bazı pencerelere duvar örülmüş. her bir taşının ayrı hikayesi var. bazılarını biliyoruz, bazılarını bilemiyoruz. mesela girişin karşısındaki kemerin üzerinde bir meryem ana ikonu var, bu kemer de iki adet korint sütun başlığına dayanıyor.
    şu anda da cami olarak kullanılan binanın içinde bildiğim kadarıyla bir aile yaşıyor. ayrıca gittiğinizde mutlaka içeride uyuyan birilerine rastlarsınız. şu andaki kullanım şekli bile standart bir camiden çok farklı.
    ben yurt dışından gelen bir turist olsam ve bu caminin namını duymuş olsam, istanbul’da ilk burasını ziyaret ederdim.
  • bu camiye yolunuz düşerse, girişte hemen sağda çay kazanını görürsünüz. cami imamı gayretli bir adamdır ve bu yüzden bu camide çay hiç eksik olmaz. bu yüzden ben de üniversiteden vezneciler metroya giderken, bizans ruhunu da taşıyan bu camiye mutlaka uğrarım.
  • vezneciler'de muhteşem bir anıt olarak gelen geçenin gözünü alabilecekken kötü çevre düzenlemesiyle bundan mahrum kalan güzel yapı, cami. etrafındaki kırık taşlar, heykeller, izbe dipsiz bodrum misali alt katı ve etraftan camiyi sarmaşık gibi dolanan elektrik tellerini hiçbir uzman yahut yetkili görmez mi? cahil halimle, anlattıklarıma rağmen yine bana güzel görünüyorsa bu yapıda bir şeyler vardır. hoştur. gelip geçerken insana yarenlik eder gibi gelir. daha şimdiden bana öğrencilik yıllarımı hatırlattığından mıdır bilinmez bu vakitte aklıma gelince duygulandırır. çok mu ibadet ettim içinde?hayır. sadece tarihin insana eşliği farklı bir duygu uyandırıyor.
  • kilise ya da camii. ama asıl önemli olan bu cami uzun, çok uzun süre bir kalenderhane'ydi.

    kiliseden camiye dönüştürülmesi arasında yüzlerce yıllık bir zaman vardır.dolayısıyla kilise ya da cami oluşundan çok ama çok daha farklı ve zengin hikayeler barındırır.

    ama bunu anlatmak ortodoks islam taraftarları içinde çok zordur, çetrefillidir. çünkü kalenderilik çoğu vakit islam dışı görülüp takibata uğramıştır. bir gün denk gelirsek, ben anlatırım.
  • dünya mirası listesine dahil olup olmadığını merak ettiğim tarihi eser. süleymaniye ve çevresi deniyor ama bu yapı özel olarak tescillendi mi tam bir bilgi alamadım.