şükela:  tümü | bugün
  • -duygularını aktarmaktan gocunmayan
    -dili ari ve sıkıcı olmayan
    -laf salatası yapmayan
    -yazmaya üşenmeden yazan
    -yazarken büyük keyif alan
    -kimi zaman tarafsız olarak yazabilen
    -ona buna sarkmayan
    -sözlüğü foruma çevirmeyen
    -başkasıyla sorunlarını etrafını rahatsız etmeden çözen
    -"entrylerim kötü oylanıyor" diye silmeyen
    -en az şekilde edite baş vuran
    -aklı başında ve bir kez regl olan
    -oy vermekten çekinmeyen ve bu konuda ibne olmayan
    -gerçekten beğendiği girileri birinci ağızdan tebrik eden
    -bkz ler ile işi çok cıvığa vurmayan
    -ayda yılda bir giri girip onuda kendi nick altına yazmayan
    -günlüğünü klavyeyle değil de kurşun kalemle tutan
    -gazete okuyan fakat aynını sözlüğe yapıştırmayan
    -okuduklarına kendi yorumu katabilen, düşüncelerini söyleyen ve dinletebilen
    -kimi zaman bazı girilere asik olup yazarı öpesi gelen
    -yaratıcı olan
    -penguen, uykusuz, fermuar, lombak.. gibi dergilerden en az birini okuyan
    -üniversite öğrencisi olup sözlükte sabahlayan

    herkes galiba kaliteli yazardır.
  • ilk olarak belirtmek isterim ki, bir çaylak olarak girdiğim bu entry'nin duyarlı "yazar"lar tarafından görülüp desteklenmesini beklemekteyim.

    son zamanlarda sözlükteki gidişatın herkes farkındadır diye tahmin ediyorum fakat malesef uzun süredir bu gidişatı durdurmaya yönelik tek bir adım bile atılmadığı bir gerçek,
    aksine yıllardır bir "okur" olarak benim bile farkına vardığım bu gidişat hakkında yönetimin, geçmişi sağlam ve sözlüğün sözlük olduğu yıllardan gelen yazarların bir çözüm önerisi öne sürmediğini üzüntüyle gözlemliyorum.

    sol frame'in %80'ini kaplayan sözlük formatıyla alakasız başlıkların, formata uygun veya uygun olmayan başlıklardaki troll işgallerinin artık sadece benim canımı sıktığını sanmıyorum.

    bu arada entry henüz çok uzamamışken şunu açıklığa kavuşturayım, cümlelerim/yazı tarzım "uzun uzun okunulabilir kalitede" olmayabilir ki ben iyi bir okur olduğumu düşünmekle birlikte asla iyi bir yazar olduğumu iddia edemem.
    sizden sabırla okumanızı rica ediyorum.

    buraya kadar malumun ilanıyla oyalandık artık asıl noktaya gelelim.

    "kaliteli yazar hareketi" diye benim tanımladığım bu hareketin can alıcı noktası siz yazarlarsınız ama sadece yazarların kalkıştığı bir hareket yönetim tarafından da desteklenmezse tamamen havada kalır ve ilerde başarısız bir eylem olarak gülümsemeyle yad ederiz yani sana da iş düşüyor ssg.

    benim tavsilerim şunlar;

    1- çaylak onay listesi'nin yazarların kontrolünde olması: mevzu bahis "kontrol", listedeki sıralamanın "yazarların çaylak entrylerine verdiği şukela oylar" yoluyla belirlenmesidir. hatta çaylakların verdiği oylar da puanlamaya katılabilir ki puanlama konusunda kaçırılmaması gereken bir nokta var.
    "bu puanlamaya "çok kötü" oylar dahil değildir."

    biraz da açacak olursak: çaylak bir entry girer, bunu gören yazar şukela oy verirse yazar 2 puan almış olur. çaylak entrysine verilen çaylak şukelası ise 1 puan kazandırır. (farkındaysanız "çaylak onay listesi" tarihe gömülmekte ve "çaylak puanlaması" diye yeni bir sıralama ortaya çıkmakta)

    "puan bölü entry değeri" de ssg'nin belirlediği bir rakama ulaştığında o yazar artık yönetimin onayını alıp yazar olmaya hak kazanmış demektir.

    2- yazarların desteği: ilk maddede belirttiğim sistemin çalışması için yazarlar ve çaylaklar tarafından; "bugün","gündem" vs. gibi sekmelerin yanı sıra "çaylaklar" sekmesinin de sık sık ziyaret edilip bu oylamaya katkıda bulunmaları gerekiyor.

    aslında böylece sözlüğü iki katmana ayırmış oluyoruz; ekşi sözlük* ve çaylak sözlük**.
    çaylaklar da kendileri arasında konularda bilgi verip aydınlatabilecek, okuyup aydınlanabilecek. ayrıca yazarların oylaması söz konusu olduğundan biraz daha kontrollü entryler girecek.

    kısmen 2.lig**ten 1.lig*e çıkmak gibi bir durum olacak.

    3- kalitesiz yazarların ayıklanması:
    ("kime, neye göre kalitesiz!" denilebileceğinden öncelikle şunu belirteyim; ilk iki madde kadar gönülden destekleyemediğim bu maddeyi sadece fikir olarak görebilirsiniz yani ilk iki madde kadar çözüm odaklı değil fakat ben yine de düşüncelerimi yazıp sizlerden geliştirmeye yönelik yorumlar bekleyeceğim)
    ilk maddede sadece şukela oyların değerlendirilmesiyle "çok kötü" oylar gereksiz kalmış gibi bir yanılsama olabilir.

    "çok kötü" oyların işlevini şu şekilde güçlendirebiliriz; yine ssg'nin belirlediği bir limit sayıda "çok kötü" oy alan entry başına yazar, "1 birim eksi puan" alacak. toplanan bu birim eksi puanlar "yine ssg"nin belirlediği seviyeye geldiğinde yazar çaylaklığa düşürülecek sonrasında ancak ilk maddede belirtilen yolla tekrar yazarlığa yükselebilecek.

    özetle:

    -çaylaklar "formata uygunluk", "yazarlığı haketmek" koşullarını karışlayıp yazar olabilecek
    -çaylaklar açısından iyi oylar belirleyici olduğundan, daha iyi oy almak adına gereksiz trollüklerden kurtulucağız
    -yazarlar açısından kötü oylar tehlikeli olduğundan daha az nefret söylemi ve gg'lerle karşılaşacağız
    ve bu durum doğal olarak "kalite"nin artmasını sağlayacak
    (yönetim açısından ise)
    -çaylaklar sekmesinin canlanması sözlük hacmini entry bazında büyütecek
    -bu sistemin koşulları sağlandığı takdirde sistem kendi kendini çevireceğinden yönetim üzerine düşen iş azalacak
    -ve niceleri.

    uzun lafın kısasıyla:

    yönetim sadece sınırları belirleyecek, yazar ve çaylaklar kendi sistemlerini çevirecek.

    çok uzun oldu farkındayım ama en kısa haliyle böyle anlatabilirdim kafamdakileri,

    ben üstüme düşeni yaptım şimdi sıra bu entry'yi bir yazarın görüp, belki bu başlıkta ya da başka bir başlıkta paylaşarak konuyu gündeme taşımasında.

    hey sen! bi omuz ver dostum!

    unutmadan eğer dikkat çekmeyi başarırsam; bunlar sadece öneri/fikir, "geliştirici" yorumları-düzeltmeleri- okumak beni mutlu edecektir.
  • yukari cikartmak tamam da, oylarla assagi dusurmek sakat. ınternette bir oylama varsa turkler hep birinci cikar. yani demek istedigim inci sozlukte acilacak bir baslikla kanzuk bile 1. saatte caylak olur.

    belirli gruplar hatta maasli ordular var. programlarla proxyler'le goze batan adamlari direk indirirler. kendi ordularina katmak istedikleri insanlari direk yazar yaparlar. benden soylemesi.
  • başlığın ilk entry'sinde birçok özellik yazmış birisi. katılmamak mümkün değil. bazı maddeler için "işte ben!" demek saçma olacaktır ama yazılan entry'lere bakınca "işte o!" demenin kolay olacağı çok madde var. bunları doldurarak "kaliteli" olup olmadığımı kontrol etme arzusu ile yanıp tutuşuyorum. tek tek inceleyelim, acaba kalite var mı:

    -duygularını aktarmaktan gocunmayan: buna şüphe yok.

    -dili ari ve sıkıcı olmayan: ben bilmem. eğer "ari" değil de "arı" ise, açıklama daha sonra.

    -laf salatası yapmayan: yine bilemem. konuya ve okuyan kişiye göre değişir ama sanırım yapıyorum arada.

    -yazmaya üşenmeden yazan: bakınca görülebilecek bir özellik daha. bakınca görünmezse diye: nadir üşenirim.

    -yazarken büyük keyif alan: burada sözüme güvenmek lazım. uygun. gerçi zaten çoğu kişi keyif alıyor diye düşünüyorum.

    -kimi zaman tarafsız olarak yazabilen: "kimi zaman" değil "çoğu zaman" diyelim hadi. gerçi böyle dersek belki de uygun olmuyordur. yoksa çoğu zaman "taraflı olmak" mı kalite acaba?

    -ona buna sarkmayan: yine sözüme güvenmek lazım ama en azından "ben" kesin biliyorum. hatta buna cevap vermek bile ergence geliyor, o kadar uzak bir konu.

    -sözlüğü foruma çevirmeyen: nasıl bir forum olduğuna bağlı. sözlük zaten forum. belki de "kaliteli" forumdur.

    -başkasıyla sorunlarını etrafını rahatsız etmeden çözen: bir vukuatım yok. her şey mesajlarda olup bitiyor. onu da ben başlatmamış oluyorum zaten.

    -"entry'lerim kötü oylanıyor" diye silmeyen: yorum dahi yapmıyorum.

    -en az şekilde edit'e baş vuran: aşırı uygun.

    -aklı başında ve bir kez regl olan: nedense bunu "bir konu hakkında tek entry yazıp bırakan" olarak algıladım. öyleyse, çoğunlukla uygun.

    -oy vermekten çekinmeyen ve bu konuda ibne olmayan: söze güvenmek lazım. çok ama çok beğendiğim ve hiç ama hiç beğenmediğim entry'lere oy kullanıyorum mesela. diğer basit şeylere karşı tepkisizim. belki de normali budur ama değil.

    -gerçekten beğendiği girileri birinci ağızdan tebrik eden: ah şu "giri", ah. eğer "çok ama bayağı bayağı çok" beğendiysem uygun. adının altına yazdığım da olmuştur ama çok nadir. zor beğenenlerdenim.

    -bkz.ler ile işi çok cıvığa vurmayan: yapılması gerektiği için bkz.yi ağlattığım birkaç örneği saymazsak bkz. sevici bir adam olmadığımı söylemek isterim: bkz. sevici bir adam değilim.

    -ayda yılda bir giri girip onu da kendi nick altına yazmayan: gerçekten çok ayıp.

    -günlüğünü klavyeyle değil de kurşun kalemle tutan: günlük yazmayalı çok oldu ama bir gün yazarsam kesinlikle yine tükenmez kalemim ile olur. bunun dışında, notları telefon dışında küçük not defterine de yazıyor olmak bu maddeye dahil gibi görünüyor. görünmüyorsa da dahil olsun.

    -gazete okuyan fakat aynını sözlüğe yapıştırmayan: yanından geçmiyorum. yeteri kadar yapan var zaten.

    -okuduklarına kendi yorumu katabilen, düşüncelerini söyleyen ve dinletebilen: yorum katma ve düşüncelerini söyleme kısmı tamam ama diğerini ben bilemem. konuya ve kişiye göre değişiyordur sanırım. mesela sabit fikirli birisi, ona ters gelen düşüncelerimi söylersem beni pek de dinlemez sanırım. beklenen bir klasik.

    -kimi zaman bazı girilere aşık olup yazarı öpesi gelen: regl örneğini kurtardık ama bununla hiç uğraşamayacağım. ama dur, yine de kimseyi öpesim gelmediğini bilmek isteyen olur diye yazayım: kimseyi öpesim gelmedi. entry'ye de aşık olunmaz, lütfen ama. çıldırmayalım.

    -yaratıcı olan: ben bilmem demiyorum, gayet de yaratırım. hep mütevazı ol, nereye kadar. bak, mütevazi yazmadım. gayet de tdk seviciyim.

    -penguen, uykusuz, fermuar, lombak.. gibi dergilerden en az birini okuyan: sanırım bir yılı geçti penguen ve uykusuz'u aniden bırakalı. öncesi ise çok yoğun.

    -üniversite öğrencisi olup sözlükte sabahlayan: artık öğrencilik yok ama sabahlamak hep güzel. ayrıca, en gereksiz ve kişisel maddelerden biri bu olmuş.

    evet, görüldüğü gibi aşırı kaliteli bir yazarım. ben söylemiyorum, yapılan test söylüyor. çoğu maddeyi doğrulamak için entry okumak yeter. hey, sakin. böyle uzun kişisel entry'lere ben de gıcığım. bittikten sonra kendime gıcık olacağımı da biliyordum ama bu kadar yazdım, silmek olmaz. yine de önemli bir ayrıntı var. mesela maddeler içinde şöyle bir şey yok:

    -düşüncelerini hakaret etmeden aktarabilen.

    çoğu kişi için tek bu madde bile kişiyi kalitesiz yapabilir ve benim kendim için buna vereceğim cevap şu: kesinlikle uygun değil.

    bazen tek yanlış tüm doğruları götürebilir. bu maddeyi de ben eklemiş olayım.
  • 4 =4 yazar yohtur ..