şükela:  tümü | bugün
  • kendilerini oyratlar, cungarlar, oletler olarak da nitelendirirler. anavatanlari mogolistandan binlerce kilometre uzakta olmalarina, yuzyillardan beri ana mogol kutlesinden ayri olmalarina ve ruslarin sistematik etnogenez politikalarina kurban gitmelerine ragmen, gunumuzde hala mogolcaya cok yakin olan dillerini ve budizm inanclarini muhafaza etmektedirler. hazar denizinin kuzeybati kiyisinda yer alan, rusya federasyonuna bagli kalmuk ozerk cumhuriyetinde nufusun cogunlugunu olusturmaktadirlar.
  • hazar'ın kuzey batı kıyısında cengiz han döneminden kalmış arkeolojik bir buluntu gibi duran halk. konuştukları moğolca'nın ana moğol lehçesiyle arasındaki fark azerice ile türkçe arasındaki fark kadardır. her iki halk birbirlerini çok rahatlıkla anlayabilirler. çoktan türkleşmiş ve müslümanlaşmış hatta artık bayağı ruslaşmış olmaları gerekirken orada öylece dururlar.
  • 1768-1774 osmanlı-rus savaşı sırasında ruslarla isbirligi yaparak hotin bozgununa sebep olan tufanı cikaran buyuculerin toplumu.
    (bkz: yada)
  • jerzy kosinski'ninboyalı kuş adlı meşhur kitabında nazilerle bir olarak inanılmaz insanlık suçları işlemiş olan bir grup bu adla anılır. esere göre naziler, sovyetler tarafından alınacağı kesin olan bölgelere önden kalmukları göndererek yerli halkı -özellikle kadın ve çocukların ırzına geçerek- cezalandırırlar. kitapta, çocuğun tanık olduğu kalmuk işkenceleri, çocuğun naif diline rağmen tüyler ürpertir, sahne sahne kabus olur uykulara girer.
  • ikinci dünya savaşında almanlara yardım ettikleri gerekçesiyle, stalin tarafından sibirya'ya sürülen halk.
  • “bu devir,” diye başladı, “sıradan insanın en parlak zamanı; duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin, yeteneksizliğin, hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir. kimse bir şeyin üzerinde durup düşünmüyor. kendisine bir ülkü edinen pek az. rusya’nın ormanları tüketiliyor. bakımsızlıktan yurdumuz çöle dönüyor. kalmıklara hazırlıyorlar. umutlu birisi çıkıp iki ağaç dikse herkes gülüyor: “yahu bu ağaç büyüyünceye kadar yaşayacak mısın sen?” öte yanda iyilik isteyenler, insanlığın bin yıl sonraki geleceğini dert ediniyorlar kendilerine. insanları birbirine bağlayan ülkü tümden yitti, kayıplara karıştı. herkes, yarın sabah başlarını alıp gidecekleri bir handaymış gibi yaşıyor rusya’da. herkes kendini düşünüyor. kendisi kapabileceği kadar kapsın, geride kalanlar isterse açlıktan, soğuktan ölsün, vız geliyor...”

    (delikanlı-dostoyevski-iletişim yayınları)

    kalmıklar (kalmuklar): batı moğol halkı oyratların, 17. yüzyılda cungarya'dan, hazar denizi'nin batısına göç etmiş olan koludur.
  • evliya çelebi'ye göre insan eti yiyen halk.

    '' meselâ karpa adında bir kişileri vardır. taysı şahlarından sonra söz onundur. o karpa adamda dört köşe bir ağaç kur’a vardır. o kur’a nice bin yıldan beri atalarından kalmıştır. her tarafı birer ayrı renkte kendinden boyalı kur’adır. bir ulu adamlan ölse onun tâliine kur’ayı atarlar. eğer kırmızı tarafı gelse “kur’a ateşe yak dedi” deyip leşini ateşte yakarlar. eğer kur’a siyah yere gelse “kara yere göm dedi” deyip leşi yere gömerler. eğer kur’a mavi gelse “suya at dedi” deyip leşi ya edil suyuna veya her hangi suya yakın konmuşlarsa girip suya atarlar. eğer yeşil gelse leşi pişirip yerler, ama kur’aya göre davranırlar. ondan başka hükümleri yoktur.
    hatta bir gün moyinçak şah’ın bir oğlu ölmüş, onu ateşte kebap edip yağım ve kanını akıtıp yerler ve şenlik edip gülüşerek yerler. hakir geçerken beni de sofraya çağırıp,
    “gel padişahımızın oğludur. sen de yemiş ol” dediler. hakir:
    “ya insan eti yenir mi?” dedim. onlar:
    “bah yenir ya! biz onun etini yeriz ki canı birimizin canına girip ölmez, bile gezer....”
    “bire adamlar, bu insan eti yenir mi, acı değil mi?” dedim. bir kart kalmuk:
    “acıdır sen yeme, eğer lezzetini bilmek istersen bir avradı bir kere öp, gör ne kadar lezzetlidir. eğer insan etini yersen lezzetinden yeniden hayat bulup bizim gibi çok yaşarsın” dediler.
    ve o saat bu insan leşi kebabını 40-50 nefer kalmuklar yediler, yağlarını yüzlerine, gözlerine ve vücutlarına sürüp kemiklerini yere gömdüler. ''
  • maksim gorki'nin moi universitety'de "kendimi beğenmemeye başladım her delikanlı gibi. yüzüm kalmuklar'a benziyor" şeklinde tanımladığı (bir nevi tanım) topluluk.