*

şükela:  tümü | bugün soru sor
  • yirminci yüzyılın başlarında yaşamış çok önemli ermeni milliyetçisi ve iş adamıdır. yaptığı iş petrol satışı ve taşımacılığı üzerinden komisyon almaktır ve adı bay yüzde beş olarak anılırolmuştu. öldüğü zaman dünyanın en zengin adamlarından biriydi . ayrıca (bkz: gulbenkian komisyonu)
  • ailesinin halen güney amerikada sahip olduğu hatrı sayılır petrol şirketleri sayesinde yaptığı lobiyi düşünecek olursak, dünyanın öbür ucundaki uruguay, arjantin, venezuella ve şili gibi (ki küfürle karışık ulan size ne oluyo dedirten ülkelerdir) bizim coğrafyamızla ve tarihimizle uzaktan yakından alakası olmayan ülkelerin sözde soykırım iddialarını bir çırpıda tanıyıvermesi daha kolay idrak edilebilecektir.(bkz: bay yüzde 5)
  • şu tarihin cilvesi gercekten de garip. yıllar önce 6000 parça koleksiyonunu istanbul'un bir yakasında boğaza karşı müze yapmak için bağışlamaya çalış olmasın, yıllar sonra bu sefer şehrin diğer yakasında gene boğaza nazır bir müzede 111 tanesi binbir ricayla sergilenince kim bilir ne düşünmüştür sarkis?

    hikayemizin kahramanı 1869'da üsküdar'da doğar. genç yaşında kerkük'teki petrol yatakları üzerinde çalışır. zaten jeodezi eğitimi almıştır. yaptıkları 2.abdülhamit'in dikkatini çeker daha sonrada bugün bildiğimiz shell'in kurucu ortağı olur. muhteşem üçlü osmanlı'da başa geçince osmanlı bankası'nda çalışmaya başlar daha sonra da ona kendi lakabanı - mr. five percent- verecek olan turkish petroleum company inin kuruluşunda yer alır. kuruluş sırasında kendisine verilen yüzde beş hisse dillere destan sanat koleksiyonun maddi kaynağı olacaktır. yavaş yavaş işten çekilir kendini sanata vurur, el yazmalarından yüzyıllık kitaplara biriktirir de biriktirir. efendim gel zaman git zaman cumhuriyet kurulur. sarkis 'te ahde vefa nedir bilirmiş anlaşılan doğduğu yere üsküdar'a bir müze kurmak ister.zamanın başbakanı inönü'ye açar fikrini. ancak cevap beklediği gibi olmamıştır:

    inönü "biz bunları müzelerde sergileyecek olsaydık, harf devrimini yapmazdık" der. daha sonra da anlaşılan yurtdışına çıkartmaya karar verir ve yapar da. 1942'de portekiz'e lizbon'a yerleşir. rivayet odur ki salazar karşılar onu kapıda. müze için hemen yer tahsis edilir ve bundan sonra üzücü bir şekilde sarkis tam bir türk duşmanı kesilir. ermeni devleti kurmak için avrupa'da ofisler açar, ajanlara para akıtır, provakasyonlar düzenlemeye yardımcı olur. tabii bu arada müze çalışmaları da devam eder önce vakıf kurulur daha sonra da müze binaları ve günümüzde çılgın ziyaretçi alan binlerce eserin sergilendiği bir müzeye dönüşür.sarkis ölür ama vakıf çalışmaya devam eder, günümüzde sadece sanata değil, teknolojik gelişmelere de ciddi miktarda paralar ayırmaktadır vakıf, arge'den tutunda burslara, diğer müzelere maddi destekten tutun da hibelere kadar . müze başbakanı portekiz'de cumhurbaşkanlığı statüsüne sahiptir. gittiği kurumlarda törenlerde karşılanır ve sarkis'in yarım bıraktığı gibi her fırsatta da anadolu'da kurulması istenen ermeni devleti'ni , diaspora'nın şahin kanadını savunmaktadır

    işte böyle dostlar.türkiye'yi türkiye yapan birkaç adamdan birinin verdiği bir cevap işte böyle değiştirmiştir tarihi. peki suçlu kimdir, bir adamı devlet gibi güçlü yapan ittihat ve terakki mi , devrimi korumak için red cevabı veren inönü mü yoksa aldığı red cevabına karşın ihanet eden sarkis mi? kim bilir..
  • bir karışıklık sonucu baba ve oğul aynı kişi gibi bahsedilmiş ama, doğrusu için;

    (bkz: calouste sarkis gulbenkian)
  • ermenistan asıllı ingiliz filantropist iş adamı. ingiliz kraliyeti tarafından verilen sir ünvanını reddetmesi ile tanınmaktadır.
  • ermeni lobisinin para kaynağı ve maalesef türkiyenin kontrolü altında olması gereken musul kerkük petrollerini başta ingilizler olmak üzere güçlü olan herkese peşkeş çeken şahıs. bay yüzde beş (bkz: mr. five percent)
  • 'balkan devletlerinin, bu meyanda yunanistan'ın silah müteahhidi idi. çalışarak kazandığı servetini persian oil kumpanyasının hisselerine yatırmış, ingiltere ve fransa ile ortak olmuştur. ölümden ve hastalıktan çok korktuğu için bütün seyahatlerini dezenfekte edilmiş husuis vagonla yapar, hastabakıcısı ile türk aşçısı ahmet yanından ayrılmazdı.
    bir gün beni oteline davet etti, kuzu dolması, imambayıldı gibi nefis yemekler yedik. beraber gezdirdiği aşçısının kendisinin çmediği şarapları içtiğinden ve banyosuz odada yatmadığından şikayet etti. yemekten sonra kendisine dans edip etmediğin sordum.
    şu cevabı verdi:
    "biz türkler kadınla dans etmeyiz, kadınları oynatırız!"
    halbuki asıl kadınların onu oynattığının farkında değildi.'

    kaynak: esat cemal paker
  • portekize yaptığı yatırımlar sayesinde epeyce sevilir de.
  • osmanlı maliye bakanı* ile beraber londraya birinci dünya savaşı öncesinde anlaşma için gider. ortadoğu petrollerini ingilizlerle beraber işletmek gayesiyle başlayan süreçte osmanlı hükümeti cavid paşayı anlaşmayı müzakere etmek için istanbula çağırınca gülbakyan anlaşma için tek temsilci olarak londra da kalır. ermeni hanedanına mensub bir iş adamının osmanlının mümessili olarak anlaşmak biçilmiş kaftan olur ingilizler adına. anlaşma yapılır ve bir gece de eski türk vatandaşı mister yüzde beş olarak dünyanın en zenginleri arasına girer.