şükela:  tümü | bugün
  • mecidiyeköy mahşerinden sonra gördüğüm en büyük mahşeri kalabalığa ev sahipliği yapan yer. 12 adet araç park bölümü olmasına rağmen onlarca otobüs yönlendirildiği için ve istanbul trafiği soyuyla marine edilmiş bir lokasyon, tam bir görsel şölen.

    2 saat geç gelen otobüsü (ki seferlerin tamamı en az 1 saat rötarlı oluyor) kaçırıyordum resmen. otobüse ulaşana kadar 3 sözlü kavga, 2 muharebe, 1 soğuk savaş atlattım. kimin eli kimin cebinde, hangi otobüs gelmiş, beklediğiniz sefer kaç saat rötarlı (bu arada otobüste rötar kavramıyla da ilk kez tanıştım) hiç bir şey belli değil.

    host'lar kendi yolcularını filan bağırıyor. otobüsler inanılmaz manevralar yapıyor. sanki her şey kontrol altında gibi ama hiç bir şeyin kesin olmadığı bir kaos simülasyonu. gitmeyin demiyorum, bu heyecanı herkes en az bir kere yaşamalı.
  • burada ölen olur. yani çok acı söylemek ama bu vurdumduymazlıkla biri altında kalır bi otobüsün o kesin. bir eleman her gelen otobüsün arkasına geçip "gel abi gel" takılırken otobüsün etrafında bir dolu yolcu oradan oraya savruluyor. şöför bir aynaya bir etrafına bakıyor birini ezmeyeyim diye. otobüslerin arasında dolaşan yayalar "ayh arkadan otobüs geldi kıız" ciddiyetsizliğinde. bekleyen yolcu/görevli/araç vs hiç bir ayrım yok. bir sarı çizgi var ortalıkta ne otobüs şöförleri uyuyor ne yayalar... bu iş çok yürümez böyle birileri ölür