şükela:  tümü | bugün
  • brenna maccrimmon 'un su gibi yorumladığı parça. tambur, bendir..bir sürü güzel ses. mis

    avcı oldum maral kaçtı
    ibrik oldum susuz kaldım
    ham çizgiye kalem geçtim
    elif oldu eksik kaldım
    kamran olsam bulsam aşkı
    paydan oldum eksik kaldım
    yedi mushaf hududa denk
    yedi hatla eder mi cenk
    tene deydi hazır oldum
    maran kırdı eksik kaldım
    kamran olsam bulsam aşkı
    paydan oldum eksik kaldım
    kelâm oldum ahir yerde
    çerağ oldum puthanede
    ali â’la ırak yerde
    mah ışıldar eksik kaldım
    kamran olsam bulsam aşkı
    paydan oldum eksik kaldım
  • nutuk tutulur, yumuşacık bulutlara teslim edilir...bu ne şahaneliktir...

    "avcı oldum maral kaçtı...
    ibrik oldum susuz kaldım...
    ham çizgiye kalem geçtim...
    elif oldum eksik kaldım..."

    vesselam...
  • böyle, hani, kendi içinize çekildiğinizde, en ufak bir ''modern'' alet, edevat, insan sesi duymak istemediğinizde, elinizde, ince bellinizde tavşan kanınız, sırtınızda el örgüsü hırkanız, içinizi ağırdan ağırdan çeke çeke dinlemeniz gereken bir güzellik. belki de nargileyle...

    http://www.izlesene.com/…immon-kamran-olsam/2527865
  • yanılmıyorsam saba makamında ve ben saba makamını çok severim.
    genelleme yapmış olacağım, belki de bu yargım da cehaletimden kaynaklanıyordur, ama saba makamı her ne kadar ağıt gibi olsa da örnekleri sayılabilecek şarkıların söz bakımından bunu karşılayacak nitelikleri yoktur. işte bu şarkı sözleriyle de bunu karşılamaktadır.
    kendisini keşfetmemi sağlayan deli bir melek'e teşekkürler.
  • söz ve müziğinde savaş çağman imzası olan, brenna maccrimmon'nun sesinde ab-ı hayat 'ını bulan enfes şarkı.
    bir de;

    ham çizgiye kalem geçtim
    elif oldu eksik kaldım
    kamran olsam bulsam aşkı
    paydan oldum eksik kaldım

    demiyor mu...kamran olsak keşke,eksik kalmasak.
  • ilk dinleyişimde sözlerini rumca zannettim. tanbur ve bendiri işittim, sonra klasik kemençenin inleyişini duydum, enstrümanları bir türk'ün çaldığını düşündüm. sonra arkadaşa parçanın ismini sordum, "kamran olsam" dediğinde "şarkının adı rumca'ya benzemiyor" dedim kendi kendime. sonra tek başıma dinledim ve bayıldım. sonra brenna maccrimmon, sonra enfes bir söz güfte, sonra enfes bir icra, sonra enfes bir beste...sonrasını ben de bilmiyorum, çerağ oldum puthanede.

    https://www.youtube.com/watch?v=u60uvvma2vy
  • bazı şeylerin kıymetinin farkında bile olmaz kişi. ancak o şeyleri kaybettiği zaman kafasına bir şeyler dank eder. genelde bu dank etme anı, kafa yastığa uyuma umuduyla konulduğunda zuhur eder. o zaman vehim kurtları dolaşmaya başlar kişinin beyninde. bu kurtların öncelikli hedefi beynin uyku bölgesidir. oradaki nöronlar arası iletişimi sağlayan sinapsları bir güzel bozarlar efendim. işte, kişinin düşünceler yüzünden uykusunun kaçmasının sebebi bu vehim kurtlarıdır. kişi böyle anlarda her ne kadar uyumak için inatlaşıp mücadele etse de beceremez, yatağından kalkar, pencereyi açar, kederli kederli bir sigara yakar, ilk nefesini ciğerinin derinliklerine çeker ve karanlığa sokak lambalarının ışıkları sayesinde görülebilen dumanı umutsuzca gönderir. pencereden gelen soğuğu henüz fark etmemiştir, zira pencere kapalıyken odanın ulaştığı ortam sıcaklığı henüz dışarıdan gelen soğuğa boyun eğmemiştir. sigara bitmek üzereyken anlar dışarının ne kadar soğuk olduğunu, pencereyi kapatmak için davranırken; birden sabah ezanı okunur. işte o an sarsılır. bu sarsılmayı kierkegaard'ın "korku ve titremesi"ndeki "titreme" gibi algılayın. sabah ezanının insanları korkutmasının sebebi de budur: insana ister istemez düşündürtür bazı şeyleri. sabah ezanından sonra, kişi yatağına geçer, gözlerini kapatır. bu bilinçli bir uyumayı doğurmaz, adeta bir bayılma veya iç geçkinliğini doğurur. tamamen bilinçsizce olur. zaten gözünüzü ilk açtığınızda, sızmışsınız gibi hissedersiniz kendinizi.

    ben buna "sabah ezanı etkisi" diyorum. işte bu şarkı, ne zaman dinlerseniz dinleyin, "sabah ezanı etkisini" günün her kesiminde size yaşatır. beni şarkıyla tanıştıranı özlemle yad ediyorum efendim!