şükela:  tümü | bugün soru sor
  • mülkiyeti ve yönetimi kamuya ait bankalardir. bugunku (2003) haliyle türkiye'de iki gruba ayrilmaktadirlar:

    1) kamu mevduat bankalari (görev zarari sampiyonlari):

    ziraat bankasi
    halk bankasi
    vakiflar bankasi

    bu bankalarin durumu hakkinda güngör uras'in bir köse yazisi:http://www.milliyet.com.tr/…3/09/24/yazar/uras.html

    2) kamu kalkinma ve yatirim bankalari

    iller bankasi
    türkiye kalkinma bankasi
    türkiye ihracat kredi bankasi

    bir de daha önceden özel olup da sonradan batirildigi icin tmsf'ye (tasarruf mevduati sigorta fonu) devredilmis bankalar da vardir ki onlarin kurtarilmasinin ve yeniden yapilandirilmasinin sorumlugu da kamuya ve dolayisiyla vergi mükelleflerine malolmaktadir.

    http://www.bddk.org.tr/…slar/bankalar/bankalar.aspx
  • (bkz: kkb)
  • tarihin en büyük banka soygunları dalında ülkemize, oscar, grammy, altın orfe, koraç kupası gibi ödüller kazandırmış bankalar.
  • emeklilik işlemleri bu bankalar aracılığıyla yürütüldüğünden çalışanlarının normal bankalarda çalışanlara göre daha çok yaşlı insana hizmet verdiği bankalardır. belki de bu yüzden, bu bankalarda çalışanlar diğer kamu kuruluşu çalışanlarına göre çok daha kibar ve yardımseverdir. emekliye maaşını verir, ardından bir de "aman çantana dikkat et teyze / amca" diye tembih ederler, ayılan bayılan emeklilere ilkyardım yaparlar vs.
  • turkiye'nin son yillardaki iktisadi krizlerinde oynadiklari basrolun ayrintili bir analizi icin: http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=254163
  • özelleştirme şampiyonu hükümetimizin başbakanı ile terkisindeki maliye bakanının satıp savma sırasını yeni getirdikleri ancak kriz bastırıp satamayınca bu kez ipine tutundukları kamu kuruluşları. tapındıkları yerli ve yabancı özel sermayenin bankaları kriz sebebiyle piyasaya sırt çevirince, onları, pişkince kamu bankalarını devreye sokmakla tehdit etmekteler.
  • örneğin avusturya'da neredeyse hiç özel banka bulunmadığı söylenir. almanya'da faaliyet gösteren bankaların neredeyse yarısı kamu bankasıdır ve mevduatın 1/5'i kamu bankalarının elindedir. italya'da da kamu bankaları genel mevduatın yüzde 20'sini elinde tutmaktadır.
  • mesai saati bittikten sonra saatlerce çalışmanız karşılığı size mesai ücreti ödemeyen, hafta sonu çalışmanız karşılığı size mesai ücreti ödemeyen, zam zamanında 40 dereden su getirip, enflasyon oranında zam yapan ancak sağlık sorunu sebebiyle 3 gün rapor alsanız, ikramiyenizden o 3 günü 50-60 lira olarak kesip, ikramiyenizi eksik veren bankalardır.

    çalışanları bankadan ve o bankayı yönetenlerden çok daha büyük gelirler elde ettikleri için, bankaların 50-60 lira'lık bedeli kesmesi hiçbir sıkıntı doğurmaz.

    ondan sonra gel de "kurumsal bağlılık" denen şeyden bahset.
  • halk arasında en düşük eğitimli elemanların çalıştığı düşünülen bankalardır, oysa:

    http://www.ekonomisayfasi.com/…alitesi-artiyor.html
  • aktif bankacılıktan uzak, yıllarca gişede fiş kesmiş sonra da onca kabiliyetsizliğine rağmen "yıl" mevzusundan dolayı ünvan almış, yetki kazanmış buna mukabil günümüz yeniliklerine kendisini bir türlü adapte edememiş zibilyon tane personel barındıran bankalardır.

    iddia ediyorum, bugün ne kadar kamu bankası varsa alayını özelleştirseler personelin en az %30'una kapıyı gösterir bu bankaları satın alan adam.

    bir şansları var, o da son yıllarda yeni personel alımına yönelik yapılan atılımlar. gel gelelim verimde düşük, maaşta yüksek almakta beis görmeyen dinozor zihniyetli arkadaşlar, bu yeni gelen personelleri de yıldırmak için ellerinden geleni yaparlar. ağızlarını her açtıklarında "biz şöyle emek verdik, böyle emek verdik" derler. ha, verilen emeğe sonuna kadar saygı duyuyorum, harcanan yıllara da ama abicim anlatın da ççıkıp o günün şartlarını personelin gözünü korkutmak için kullanmayın.

    bu bahsettiğimiz dinozor zihniyet sözde "işi öğrensin" diye yeni personele iş yükler bir bakmışsınız, abimin/ablamın işlerinin alayını yapar olmuşsunuz. arada şunu unutmazlar "aaa bak burada rahatsın, başka şubeye gitsen hayatta bu kadar rahat olamazsın" ölümü gösterip, sıtmaya razı etmeye çalışanları vardır.

    dinozor zihniyetin en tehlikeli türü ise "hazımsız" olan cinsidir. birçok yeniliği sizde görmüştür, bir işin 3 gün değil de 15 dakikada nasıl çözüldüğünü, bir raporun nasıl iyi yönde köklü değişikliklere sebep olduğuna şahit olur. biraz zekiyseniz, çözüm odaklıysanız dahası "farklıysanız" ve bu farkınız üst düzeydeki yöneticilerin bile dikkatini çekmiştir ve çalışmalarınızı günlük olarak onlara bildirir olmuşsunuzdur ve o an sıçtığınızın resmidir.

    bu hazımsız abi bir gün çıkar der ki,

    "yahu merve bildiğin her şeyi ismail'e de öğretsene? yarın bir gün izne falan çıkarsın senin yaptığın işlemler de durmasın"

    amaç üzüm yemek değil, bağcıyı dövmektir. ismail o güne kadar sadece "verileni" yapmış, hiçbir yenilik peşine düşmemiş, hiçbir şeyi sorgulamamıştır.

    gün gelir "yahu merve, ismail iyice öğrensin şunları 1 hafta sen, 1 hafta o alsın" olarak güncellenir ismail'in görevi pirelenirsiniz, hatta başka arkadaşlarınızla "yahu bu adamın derdi ayağımı mı kaydırmak?" dersiniz ama "yok artık o kadar da değil" olur.

    sonra gün gelir, "merve sen ismail'in rutin yaptığı işleri yap, bundan sonra bildirimleri ismail yapacak" olur.

    ayağınız itinayla kaydırılmıştır. geçmiş olsun.

    moda mod özelleştirmeye karşıyım ancak, işim gereği kamu bankaları ile biraz fazla haşır neşiriz o sebeple bu bankalar özelleştirilsin abi veya özelleştirilmeyecekse de yetenekli ve kapasiteli personelinin ezilmesine izin vermeyen bir anlayış hakim olsun.

    ya da ismail gibi olun, sadece verileni yapın sonra merve'nin binbir emekle geldiği noktaya başkasının ayağını kaydırdğı merve'nin sırtına basarak çıkın.

    yalnız dinozor zihniyetin aksine yıllarını kurumuna verirken kendisini her daim güncel tutmuş, gerçekten "çalışmış" çalışanları da yok değildir.