şükela:  tümü | bugün
  • fast food ile ilgili neden reklam çalışmalarının yapılmadığını sorgulatan spottur. sigarayla ilgili aklınıza gelen her türlü iğrençliği gösterirken, ki en son damardan çıkan iğrenç şeyi yemek yerken gözümüze sokan zihniyet, fast food yediği için obez olan, şeker hastası olan ya da böbreklerini sikertip diyalize girenleri de göstermesini dileriz. yoksa sermaye izin vermiyor mu buna?
  • daha önce yazıldı mı ya da dikkat çekti mi bilmiyorum ama bu reklamların birinde bir kızcağız var üniversiteyi kazanıyor ama maddi sıkıntılar sebebiyle okuyamıyor şeklinde anlatılıyor...ha işte o reklamda bu kızcağız okuluna yerleştirme sonuçlarını öğrenmek için gittiğinde oradaki öğretmeni belgenin çıktısını alıp bu kıza veriyor o da bakıyor boğaziçi üniversitesi'ne yerleşmiş* ama üniversiteye gidemeyeceği için gülümseyip geçiyor sadece...sonra kız o kağıdı alıp evine gidiyor ve kırık olan cama soğuk geliyor diye koyuyor...kızın üstünde de kazak falan var soğuk bir mevsim yani bildiğin...e yanlış bilmiyorsam da yerleştirme sonuçları ağustos ayında açıklanıyor...bu kız doğuda bir şehirde de olsa ağustos ayında kazak giyecek kadar soğuk olduğunu tahmin etmiyorum...bana bu bakımdan biraz çelişkili geldi...tamam burada asıl dikkat çekmek istenen bu kızın okuyamayacak olması haklısınız ama yine de küçük detaylar önemli bence...
    teşekkür ederim...
  • şu doktorun hastayı beklediği kamu spotunda, hemşirenin sabah doktora telefon açıp, "bugün 25'i randevulu toplam 45 hastanız var" demesinde, "madem 25'i randevulu bunların, geriye randevusuz olarak toplam 20 kişi geleceğini nereden biliyor lan bu kadın, ya 30 kişi gelirse?" gibi bir düşünceye sevk etmiştir.

    şayet ki doktorların günlük olarak toplamda 45 hasta kotası varsa, hemşire o zaman neden toplam 45 hastanız var desin, onu da anlamıyorum.

    devlet beni çok yoruyorsun.
  • tehlikenin farkında mısınız?

    bu kamu spotlarına durduk yere dini göndermeler yapılıyor lan. zayıflayan abla cenabı allahın verdiği azimle yapıyor, sigarayı bırakan abi nedense tam camiye giderken kırıyor paketindeki 3 dalı, yemezler.

    tehlikenin farkında mısınız?
  • şu en son 171'in özendirildiği reklamla beni sigaradan değil iç organlarımdan soğuttu. o nasıl bir aorttur amına koyim. meğer bunca yıl aort diye koynumuzda kalın bağırsak beslemişiz. az zorlasan içinden bok çıkacak.
  • isveç'ten ithal ettiğimizi tahmin ettiğim spotlar. hiçbir yerde yağ toplanan bir mekanizma, birim vs. görmememe rağmen bir tanesi "evlerimizdeki yağları çöpe atmayalım" diyor mesela bana. cam şişe ve kağıt çöp toplama işini bile onyıllardır becerememiş bir ülkede çekilmiş olamaz bu film.

    "yeşili ve tarım alanlarımızı koruyalım, her yere beton binalar yapmayalım" diyor bir başkası ki görür görmez kendimden utanıp bütün inşaatlarımı derhal durdurdum.

    ek: şimdi de "sigortasız işçi çalıştırıp haksız kazanç elde etmek yerine sigortalı işçi çalıştırmak daha onurlu bir davranıştır" diyen bir tanesini görüyorum ahahahaha. yahu bu kadar gülünç olmasa ana avrat küfredeceğim. oğlum, onu kanun koyup uymayana caydırıcı cezalar uygulayarak önleyebilirsin. tv'den kamu spotu yayınlatarak değil. mal mısın sen türkiye?

    ağam bizimle eğleniy editi: son gördüğüm bir tanesinde de iş yerinde döner sandalyeye tırmanıp düşerek beyin kanaması geçiren bir işçiyi suçlu gibi gösterip "iş kazası diye bir şey yoktur, önlem alın" diyorlar. soma'da 301 madenci sandalyeden düşüp öldü biliyorsunuz.
  • bunlardan birinde üniversiteyi kazanmis bir gencin, maddi kosullari nedeniyle okulu okuyamadigi anlatiliyor, sonra da su numaraya sms gönderin de okuyabilsin deniliyor. yani (hesapta sosyal olan) devlet milletten para dileniyor. ilginc.
  • işçiyi suçlu işvereni haklı gösteren, anne babayı da çocuklarını zehirleyen karakterler olarak gösteren spotlar.
    ben hata yaptım ben öldüm, ben çocuklarımı zehirledim astım oldular diye spot mu olur?

    aylar önce akciğer nakli grubunda çalışırken aynı aileden üç hasta nakil bekliyordu. üçü de silikozis hastasıydı, dört yüz liraya çalışıyorlardı ve üçü de son dönem akciğer hastalığı ve sekonder sağ kalp yetersizliği ile boğuşuyordu.
    ya işçisine sigorta yaptırmamış, meslek hastalıkları hastanesine göndermemiş, belli ki nasıl bir tehlike ile karşılaşacağını bildirmemiş bir işveren haklı da, ölen adam mı suçlu?
    adam gelmiş ücra köyden, silikozis hakkında bilgilendirmemişsin, nerden bilecek bu hastalığını ciddiyetini?

    merak edenler için hikayenin devamı, iki kardeş kaybedildi , kuzenleri hala hasta. bunu da koysunlar kamu spotuna.

    akşam akşam dellendim bildiğin.
  • gayet ciddi ve insan hayatini konu alan kazalari iceren is guvenligi spotlarini ozellikle asiri komik ve sacma cekiyorlar veya ben kafayi yemek uzereyim

    izleyenler denk gelmistir ilk spotumuzda bir sekreter kizimiz anne olacagim cok mutluyum cocugum ve esimle mutlu bir yuva kuracagim ama bunlari yasamak yerine bitkisel hayata girecegim cunku birazdan dolabin uzerindeki dosyayi alip kafami masaya carpacagim diyor.inanilmaz igrenc bir seslendirme ve ilkokul duzeyinde bir sunumla ablamiz sandalyeye cikip tam dosyayi alacakken ayhhhahayh diye kayip duserek kafasini yariyor ve butun hayaller bitiyor. burda hepimiz uzulmeli ve is guvenligine onem vermeliyiz degil mi ben yariliyorum amk hayvan gibi sesli gulerek o dusme ani o oyunculuk...

    bi digerinde de gemi insaat iscileri kaynak yapiyor o sirada isci bi kardesimiz bizim burda sartlar soyle boyle icerde gaz birikiyor derken kaynakci arkadas kaynagi kokledigi anda yapay bi patlama oluyor ve aaaaaaah diye bir de bunlari bilgisayar efektleriyle ucurup havada donduruyorlar falan.. yariliyorum o iscinin havada her donusunde.

    ya siz tasak mi geciyorsunuz bizimle ozellikle tuzla tersanelerinde yasanan olumler bu ulkenin kara lekesidir siz boyle samimiyetsiz ve ozellikle komik olan ama kimsenin gulmeyi kendine yediremedigi kamu spotlari yapip bilincaltina sempatik bi imaj mi vermeye calisiyorsunuz is basinda olmek guzeldir gibisinden.

    neyse allah gunah yazmasin daha agir konusurdum ama simdi biraz kamu spotu izleyecegim neselenmek icin.
  • devletin "neyin doğru" "neyin yanlış" olduğunu belirtme yöntemlerinin en göz önünde olanıdır. masum görünen konulardan başlayarak etki alanını yaşam tarzları üzerine genişletmesi kaçınılmazdır.

    bayramların stadyumda kutlanmasını "demode" bulan akılların, propaganda kültürünün en demode araç ve söylemlerini her reklam arasında kafamıza kafamıza sokmaya çalışması da samimiyetsizliğin en güzel göstergesidir.