şükela:  tümü | bugün
  • ülkemizin dünyada lider olduğu bir konu.

    almanya : 15.000
    japonya : 10.000
    ingiltere : 12.000
    türkiye : 87.000

    bir çok defa gündeme gelmesine rağmen bir türlü değiştirilemeyen bir kanun var. 1961 yılında yayınlanan taşıt kanunu.

    bu kanunun bir maddesi gayet ilgi çekici;

    http://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.4.237.pdf

    "kurumların taşıt ihtiyaçlarını hizmet alımı suretiyle karşılamaları esastır. bu şekilde temini mümkün olmayan, ekonomik bulunmayan veya sağlık, savunma ve güvenlik gibi nedenlerle hizmet alımı suretiyle karşılanması uygun görülmeyen taşıtlar diğer yollarla edinilebilir.
    kullanılacak bu taşıtların, muayyen ve standart tipte, lüks ve gösterişten uzak, memleket yollarına elverişli ucuz ve ekonomik olanlarından temin olunması şarttır."

    "lüks ve gösterişten uzak, memleket yollarına elverişli, ucuz ve ekonomik taşıt"

    sanırım kendisi bmw oluyor. long olanından.
    http://www.hurriyet.com.tr/gundem/17659973.asp

    ayrıca daha önce başbakana bu soru sorulmuş fakat yazılı cevap verilmiş mi bilemiyorum.

    http://www2.tbmm.gov.tr/d24/7/7-2141s.pdf

    ayrıyeten;

    http://www.egedesonsoz.com/…akam-araci-jesti/807655

    10 yıldan beridir de bu makam araçlarının bir kontrole bağlanacağı, yasanın değişeceği haberleri var ama henüz bir gelişme yok.
  • yıllarca arkasından denmeyen kalmayan rahmetli bülent ecevit'in, başbakanlığı sırasında makam aracı olarak kullandığı renault safrane'ı düşününce küfretmeme neden olan taşıt sayısı...

    türk siyasi tarihinde koca bi sayfaya sahip bülent ecevit bile ortalama bi araca binerken; şimdiki müsteşarların, bakan yardımcılarının altında audi'ler mercedes'ler fink atıyor, iş böyle olunca da, insan ister istemez isyan ediyor...
  • başbakan cumhurbaşkanı meclis başkanı bakanlar müsteşarlar çok üst düzey yöneticiler haricinde bmw mercedes audi kalsmanında araç verilmesi akıl mantık işi değildir. inançlı adamlarız diye oy topluyorlarya hani, hesabı sorulacaktır açlıktan ölen vatandaşının hakkı senin kmde 600-700 yakan aracın.
  • cuma günü camilerin çevresinde %70'i görülebilir. oradan yap hesabını..
  • ekşi sözlük gibi sözde türkiyenin en muhalif platformunda bile neredeyse hiç tartışılmamış olmasına rağmen esasında türkiyenin en büyük yapısal problemlerinden bir tanesidir.

    kişi başına milli geliri 40.000 doların üzerinde, yılda yaklaşık 400 milyar dolarlık motorlu taşıt ihracatı yapan, totalde 84 milyon kelle nüfusu olan almanyada 30.000 adet kadar iken. kişi başına milli geliri 10.000 dolar kadar, yılda 40 milyar dolarlık motorlu taşıt ithalatı yapan, 70 milyon kelle nüfusu olan türkiye cumhuriyetinde ise toplamda 300.000 adet kadar olan rakam.

    benim gördüğüm kadarı ile en ucuzu tanesi 60.000tl olan renault fluence dci, en pahalısı tanesi 1 milyon tl olan zırhlı mercedes s600 long olan ve her beş senede bir yenisi ile değiştirilen bu 300.000 aracın ortalama fiyatını 100.000tl olarak hesaplarsak..(5 yıllık finansman maliyeti+fırsat maliyeti+1 yıllık yakıt tüketimi+periyodik bakım maliyeti+lastik maliyeti+trafik sigortası ve kasko maliyeti+personel"şöför" maliyeti) toplamda araç başına yılda 100.000tl (50.000$) kadar gider yazan bu araçların kamu bütçesine yazdığı toplam rakam ise (50.000$×300.000araç) yıllık bazda 15.000.000.000$(15milyar dolar) kadar ediyor..

    ayrıca;(bkz: tüyü bitmemiş yetim hakkı)
  • kiralama olunca bedava oluyor. bakıma, sigortaya, lastiğe para vermiyoruz..

    (bkz: memur zihniyeti)
  • sanırım memur sayısından çoktur... ayrıca hafta sonları görev yerleri dışında olan şehirlerde fink atmaları da oldukça manidar...
  • ülkemde devlet kurumlarının vatandaşına verdiği hizmetle ters orantılıdır.
  • otobanlarda emniyet şeridinden vızır vızır geçen ne idüğü belirsiz çakarlı araçlar sayılarak durumun vehameti anlaşılabilir.

    son 10 yılda muhtara bile mercedes verme noktasına gelen akp rant çemberinin ülke ekonomisine milyarlarca dolar zarar veren keyif kalemlerinden sadece bir tanesidir.
  • kamu parasıyla sefa süren hükümetler için sıkıntı olmayan, türkiye'de nüfusa oranla 100 küsür bin gibi çok ciddi bir seviyeye ulaşmış sayı.
    ihtiyaç analizi değil de şahsi konfor öncelik olursa sonucun böyle olması kaçınılmaz.