şükela:  tümü | bugün
  • bunyenin beslenme ihtiyacini ihmal edince ikinci kisiligin ortaya cıkması olayi. bir nevi karakter degistirmek, mr hyde olmak.
  • disiler regl olunca kan sekeri düser, canlari tatli ister...
  • aslında acıkma dediğimiz olay kan şekerinin düşmesinden başka bişey değilir. nişastalı besinler hem kan şekerini çabuk yükselttiği hem de uzun süre aynı seviyede tuttuğu için aç arkadaşlara tavsiye edilir
  • diyet yaptığını zanneden insanların güzelim tatlıları götürmek için uydurdukları bahanenin genel adı.
  • oruç tutarken yaşanan olay...
  • (bkz: bayilmak)
  • homini gırtlak yiyenlere, bakışlar "amma bokboğazlısın" der gibi yöneldiğinde can simidi gibi yetişen ifadenin mastar hali: "naapıyım kan şekerim düşüyo"
  • uyanıyorum. camlar açık yaz günü donmuşum. cep telefonu sehpanın üzerinde, güç bela uzanıp saate bakıyorum 04:35. belli ki televizyona bakarken uyumuş kalmışım orda. koltuktan doğrulup yatağa gideceğim ama o da ne? artık midemden mi beynimden mi damarlarımdan mı nereden geliyorsa o emir bana diyor ki "koş mutfağa koş!!!" koşacağım da bacaklar tutmuyor zangır zungur titriyor, eller desen ona keza. sürüne sürüne mutfağa gidiyorum ama iki metrelik yolda nasıl bir dönüşüm geçirdiysem buzdolabının önüne vardığımda köpek dişlerim çeneme kadar uzamış, tırnaklar uzamış uzamış pençe gibi olmuş, gözlerden kırmızı ışıklar çıkıyor onu da buzdolabının kapısına yaptıkları yansımadan fark ediyorum. ayaklarıma bakıyorum elli sekiz numara, kıllı, pençeli bişiy olmuşlar. höaarrggh diye açıyorum buzdolabını. karşıma çıkan ilk şey bir paket açılmamış çikolata, canını seven kaçsın! fakat eller pençeye döndüğünden bir türlü açamıyorum paketi. dişliyorum, çekiştiriyorum ı ııh olmuyor. bu arada rööaghrrh höööaarrrghhh diye sesler çıkarıyorum. paket açılmıyor, açtığımda hemen hepsini ağzıma dökebileyim diye içindeyken kırmaya başlıyorum çikolataları ama paketi açamıyorum titreyen ellerle. bunu açamadığıma göre umutsuzca baktığım turşu kavanozuyla hiç uğraşmasam daha iyi. mazallah elimden bir kaza çıkacak! sonra kırmızı gözlerimle tezgaha dönüyorum. eşimin işyerinde birinin akrabası ölmüş kadın da herkese bir küçük paket çifte kavrulmuş fıstıklı lokum dağıtmış. gündüz "ölü vesilesiyle gelen tatlıyı yemem" diye burun kıvırmışım ama şimdi o lokumlar kurbanlık koyun gibi pençelerimin gölgesine düşüyor. buzdolabıyla tezgah arasındaki iki adımlık mesafeyi siz diyin neanderthal ben diyim homo sapiens'in ilk dönemleri öyle bir yürümeyle aşıyorum. paket sadece bantla tutturulmuş. tek hareketle yırtıp lokumları ağzıma dolduruyorum. ilk lokum parçası mideme doğru yola çıkınca ayaklarımdaki kıllar yok oluyor, yerine ulaşınca tırnaklarım kısalmaya başlıyor ve tüm lokumlar bitince dişlerim de kısalarak ağzıma geri giriyor. paketi atıyor, ışıkları camları falan kapatıp yerime gidiyorum. böyle son derece medeniii, kibaaar bir şekilde ışıkları falan yakmadan yatıyorum yerime.

    asıl soru şu; kan şekeri gerçekten düşüyor mu yoksa benim bu ataklar annemin bir gün pazardan aynen ilk çağ insanları gibi dönüp "kan şekerim düştüüeee horraaaarrrgghhhh" dedikten sonra oturup gözlerimin önünde bir kilo elmayı hatur hutur yemesi yüzünden yaşadığım travmanın şeyetmesi mi acaba. çok acayip.
  • kan şekerinin 54 olduğunu, kan ter içinde kaldığını gördüğünüz, o canım ciğerim dediğiniz insanı bir anda perişan eden lanet bir rahatsızlık. neyseki biraz bal biraz şeker işinizi halletmenize yetiyor.. bütün mesele düzensiz beslenmekten, aç kalmaktan kaynaklanıyor. beyin kalp gibi yaşamsal önemi olan organlarımızın tek enerji kaynağı şekerdir. kan şekerinin düşmesi bu organların çalışmasını hemen etkiler. ayrıca kan şekeri düşüklüğü, meydana getirdiği yakınmalarla, diyabetli hastaları gerçekten rahatsız eder.

    (bkz: hipoglisemi)