şükela:  tümü | bugün
  • uber; (bkz: katowice)
  • bir tür elde iplikle işleme sanatıdır.
    etamin üzerine çarpılarla "x" desen işlenir..
    ürünleri pek hoştur. çerçeveletilip asılabilir, veyahut örtü olaraktan bi tarafları kapatabilir.
  • küçük tiyatroda (istiklal cad. çirmen sk. no:8 tel: 311 11 69) 1, 2, 3, 4 şubat 2001 tarihlerinde gösterilenbir turgut özakman eseri.. güldüren gizli bkz*
  • behçet aysan'ın bir şiiri.

    el değmemiş ormanlarında gezinen
    kan işleyen kanaviçesi ömrümün
    sarı sarmaşıkların ışıklı gölgesi
    ve sensin hüznün* yüzgörümlüğü
    rüzgarların beyazdan yelesi sen.
  • cemil meric'in entrylerini girdigi sozluk.
  • etamin. poplin vb. kumaslar uzerine islenen bir oya turudur..
    kareli defter uzerinde desen calismalari yapmak mumkundur.. kareli kagit uzerindeki calismaya bakarak, desen kumas uzerine aktarilir.. etamin kareli kagida benzediginden bu kumas uzerinde calismasi oldukca kolaydir, ancak duz bir kumas uzerine kanavice islemek bir miktar ustalik ister..
    kare karalamaca oyununa benzer..
  • ilk oynadığım tiyatro oyunu.
    (bkz: musahipzade celal sahnesi)
  • etamin bir kumaş adı olmakla birlikte kanaviçe daha çok düz kumaşların üzerine işlenen yani zorluğu yüzünden her daim takdir toplayan bir iğne işi türüdür. bunu daha çok çarşafın altına serilen ve yatakın bir yanından mutlaka görünecek şekilde sarkıtılan kumaşlara işlerlerdi. yastıka işlendiği de olurdu fakat sabahları yüzünde kaneviçe işle kalkma ihtimali yüzünden, hemen kenarına yastığın. bir de bohçalar vardır böyle içlerine mendil konur genelde. bir de kanaviçede esas olan desen çiçeklerdir.
  • yedinci nesil yazardır kendileri...
  • eger 4 yasinda olsaydik, ne kadar peki soruna cevap olarak iki kolumu iki tarafa acabildigim kadar acip " iste bu kadaar!" diyecegim kisi olurdu kendisi.
    eger ilkokulda olsaydik; kurdelasini cozup kacacagim, yag satarim bal satarim oynarken mendili hep onun arkasina birakacagim, dansa davet de yanina gitmek zorunda olsam yuzumu kizartacak kisi olurdu kendisi.
    ortaokulda olsaydik eger, iki sene boyunca gozlerine bakmaya cesaret edemedigim,ilk ergenlik siirlerimi yazdigim, okul cikisinda cantamin tek askisini omzuma asmis cikista pesinde gizice yurumekten mutluluk duydugum kisi olurdu.
    lisede olsaydik, sene sonunda yilliga bir sey yazmaya calistigim ama her yazilan seyin nerdeyse tekrar oldugunu dusunup bunu soyleyerek yillik yazisina baslayip sonunu getiremedigim kisi olurdu.
    universitede olsaydik eger, ayni kitaplari okuyup altini cizip uzerine konusacagim, bakirkoy sahilinde ya da besiktas iskelesinde durdurak bilmeden alti saat muhabbet edecegim, cepteki uc kurusla onu nasil mutlu edebilecegimi dusundugum kisi olurdu kendisi.
    ....

    ayni ulkede, ayni sehirde,ayni zaman diliminde olsaydik eger, bir pazar sabahi hic beklemedigi bir zamanda bir buket papatyayla kapisinda bitecegim, sonra konusmasina izin vermeden elinden tutup ,gecmisi degil gelecegi konusmak icin, adalara goturup cekirdek citlayacagim kisi olurdu kendisi.