şükela:  tümü | bugün
  • oturulacak kocaman [1+ kisilik] koltuklar.
  • yenecek minicik [ustunde ivir zivir olan] ekmekler.
  • (bkz: ordövr)
  • bircok sitcomda dekorun ayrilmaz parcasi.
  • genellikle çay ve kokteyller için hazırlanan, peynir, sucuk, salam gibi şeylerle süslenen çok küçük ekmek.
    bilhassa maydnozlu beyaz peynir çok sevilir.
  • oturmak icin tasarlanan ama cogu zaman cinsel deneyimin yasandıgı sergi mekanı performans sırasında bazen kırılıp yırtılabiliyo . kalıbı rahatlatmak icin yapılan tasarım harıkası faydalı icat. arada oturup dostlarla filimde seyrediliyo.
  • (bkz: l kanape)
  • bazı insanların hayatlarında en çok yer tutan, en değerli, en özel zamanlarını geçirebildikleri, en güzel, en muhteşem; bir başka deyişle dünya üstünde cennetin simülasyonudur kanepeler. özel hayatımın(ki iş güç temposu saolsun, o kadar az ve o kadar değerli ki kendime ayırabildiğim zamanlarım) en önemli ögesidir ikili kanepem. ev dediğim yer, aslında duvarları betonarme, bu kötü bina değildir. ev derken asıl kastettiğim yer kanepemdir. benim kanepemdir.

    ikili bir kanepedir benimkisi. şimdi bu satırları yazarken aklıma geldi. bunca yıllık can dostum bu kanepe. ama bir isim bile vermemişim ben ona*. şu an itibariyle bir isim düşüneceğim ona. belki bu entry bitmeden bulurum bir isim. ya da belki 5 sene sonra editlerim bu entry'yi(evet 5 sene sonra bile bu kanepede yatmayı planlıyorum. sayısal lotodan 3 milyon ytl çıksa bile, yine de yeni evimin baş köşesine koyarım bu artık hurda haldeki kanepeyi. bazen aylar süren uzun istanbul hasretlerimde en çok özlediğimdir her daim! o kadar severim.). artık şeklimi almıştır bu kanepe üstünde yatmaktan(yıllardır). götümün şeklinde bir ergonomi kazandırmıştır ergonomi mühendisliği(sanırım böyle bir mühendislik yok ama ben götümden uydurdum. olsun. siz anladınız götümün ergonomisini sonuçta) dünyasına sonuçta. haliyle rahattır. topu topu ikili bir kanepedir bu gerçi ama, benim gibi iri bir adam bile için oldukça rahattır söz konusu ergonomisi sayesinde. o kadar da ekonomik kanepedir benimkisi. hiç bişi yakmaz. bu arada bu entry'yi yazarken bizim büşi (bakın o kadar samimiyim radyonun dj'iyle. hani selam ederim tüm sözlük bağyanlarına.) mesaj kaygılı bi anons yaptı. duyarlı program yapımcısı numarası yapıp toplumu kandırıyor, ordan aklıma geldi de anlatmaya karar verdim bu mevzuyu da. "istanbul'da kar yağıyor, sürücüler arabalarını tikatli* kullansınlar lütfean" diyor. dinleyici de "harbi lan napıyoruz biz" diyip ayağını gazdan çekiyor belki (hadi len, kim sallıyor sanki radyo uyarı mesajlarını) mamafih bilmiyorlar ki bizim büşi'nin (bak nasıl samimiyim belli değil hani) nasıl bir trafik canavarı olduğunu. onun tek derdi programdan sonra trafik açık olsun da biran evvel inebilsin kadıköy'e. neyse nerden çıktıysa bu artık. kanepe diyordum ben. çok severim diyordum.

    kanepe'min hayatımdan çaldığı zamanları saat olarak vermek gerekirse: ortalama bir haftada günde en az 12 saatimi evde geçiriyorum ( 5 saati uyku, geri kalan 7 saatin 4 saati sarhoş, o geri kalan 3 saatin de 1 saati yemek, bir saati de* sıçmakla geçiyor. geri kalan bir saatte de diğer telaffuz etmemin gereksiz ya da ayıp olduğu aktivitelerle geçiriyorum). ve bu kanepe, sıçmak ve duş almak dışındaki tüm zamanlarıma ev sahipliği yapıyor. içeride eşek kadar bir yatağım varken (büyük yatak seven tüm sözlük bağyanlarına selam ediyorum tekrar; itinayla.) ben son 5 yıldır yalnız olduğum(ki evde geçirdiğim gecelerin % 90'ı yalnızımdır ve zamanımın % 90'ını evde geçiririm. o kadar yalnızım be sözlük*.) her gece bu kanepede uyuyorum. yatakta yattığım gecelerin sabahında yorgun kalkarken, kanepede hem erkenden uyuyabiliyorum, hem de sabahları çok dinç kalkabiliyorum. bu kanepeyi çok seviyorum.

    ana kucağı gibi bir şey bu kanepe benim için. her şeyiyle ben kokan bir kanepe. bana güven veriyor. kendimi mutlu ve huzurlu hissediyorum üstünde yatarken. sanıyorum yalnız hissetmemi önleyen adeta canlı bir varlık benim için kanepem. sabahları uyanması da çok güzel bu kanepede. geceleri uyuyakalması da. hastalıklarımı da, mutluluklarımı da, gözyaşlarımı da çekmiştir bu kanepe. her yeri ter, gözyaşı ve hüzün kokar bu kanepenin. her milimetre karesinde yaşanmışlıklar vardır. bu kanepenin üstünde aşık da olmuşumdur, bu kanepenin üstünde yüreğime aşk acılarımı da gömmüşümdür. sevmişimdir de o kanepenin üstünde, sevilmişimdir de, sevişmişimdir bile...

    bazen peynirli pidemi dişlemişimdir üstünde, bazen mum damlatmışımdır kollarına. bazen sigara külü döküp karartmışımdır minderlerini, bazen yakmışımdır. bazen üşümüşümdür bu kanepenin üstünde, ben ölmüşümdür. hayatımdır bu kanepe benim, tek anlayanım, istanbul'daki ana kucağımdır*...

    seni seviyorum kanepecim. seni çoooook seviyorum.

    *
  • şahsi tecrübelerime göre, evlerde genellikle sevişme amaçlı olarak yataktan hemen sonra kullanılan ve bekarların uyumak için neredeyse yatak kadar kullandıkları oturma eşyasıdır bu uzun şey.

    bu durumun başlıca nedeni, özellikle yeni sevgili ile ilk ev buluşmasında, çiftlerin direk yatağa yönelmek yerine, tv karşısında sohbet söyleşi, çay, kola, nescafe, içki eşliğinde kaynaşması ve oynaşmaya başlaması gelir. bunun sonucu olarak ilk sevişmelerin çoğunluğu kanepe üzerinde gerçekleşir. aynı şekilde, yatak odası rutinini kırmak isteyen evli çiftler için de son derece uygun bir mecra olup pek çok kez kavga sonrasında kendisine başvurulmaktadır.

    ilaveten, eve yorgun argın gelindiğinde ya da maç, film vb. izlerken bir battaniye ile uyunmakta, sabahleyin bel, boyun tutulmuş olarak kalkılmaktadır. bu yüzden bir bekarın evde en çok vakit geçirdiği yerdir.

    velhasıl bundan çıkacak sonuç şudur, eve mobilya alırken kanepenin sağlam, yıpranmayan ve mümkünse kolay açılabilir nitelikte olmasına özen gösterilmelidir.