şükela:  tümü | bugün
  • caligula lakaplı (küçük çizme) deli roma imparatoru’nun gözünden halkın davranışları ve sömürülmeye tepkisizliğini anlatan, tek perde 75 dakikalık, levent öktem, ahmet saraçoğlu, ecem üstündağ ve pınar coşkun'un oynadığı, bulgar yazar stefan tsanev'in yazdığı, yeni babasahne oyunu.

    hayatı hakkında daha fazla bilgiyi roman empire adlı dizinin 3. sezonunda bulabilirsiniz.

    oyuncular muhteşemdi, bu güzel oyunun bugün dünya prömiyeriymiş, daha önce sahnelemeye çalışan tiyatroların başına gelen aksilikler sebebi ile babasahne'ye kısmet olmuş.
  • öğretenim, abiden de öte olan canım ragıp yavuz 'un uzunca bir süre sonra yeniden yönettiği, başrollerini ise ahmet saraçoğlu ve levent öktem 'in paylaştığı roma imparatoru caligula 'nın sapıklıklarını anlatan tiyatro oyunudur.

    profesyonelce sahnelenmesinden öte caligula denen sadistin zulmüne daha yakından tanık olabiliyoruz oyun sayesinde.

    tam da memleketin şu günlerinde izlenilesi, bugüne ve bu ülkenin insanına birşeyler fısıldayan bu eser için baba sahne başta olmak üzere oyunda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
  • (bkz: babasahne)’de izleyip, bayıldığım ve geleceğinden endişe ettiğim tiyatro eseri.
  • sahnenin seyirciye bakan yüzünü bile dekore ettikleri oyun. itiraf ediyorum, kırık dökük kısımları gerçekten kırık dökük sanmıştım. hatta "ulan daha sahneyi açalı kaç yıl oldu da kırdınız be" diye kızmıştım içimden. bir baba hamlet izleyince gördüm ki dekormuş o kırıklar. vicdonsızlar.
  • bugün (29 nisan 2019, 20.30 seansı) baba sahne’de izleme fırsatımın olduğu, bazı yeri abartı bazı yeri çok başarılı olan tiyatro oyunu.

    öncelikle, bildiğim kadarıyla caligula’nın hayatını kısaca anlatmak istiyorum. atlayabilirsiniz. yanlışım veya eksiğim varsa -ki var- mesaj atmakta özgürsünüz.

    --- caligula’nın hayatının özeti ---

    biliyorsunuz caligula hayatı çok çalkantılı olan bir imparator; babasının tiberius tarafından tahta tehdit görülerek öldürtülmesi, annesi ve kardeşleriyle sürgüne gönderilmesi, daha sonra annesinin katli ile başlayan süreç, tiberius’un oğlunun küçük olması sebebiyle hasta yatağında caligula ve oğlunu (adını hatırlayamıyorum) eş varis ilan etmesi, sonrasında caligula’nın tiberius’u boğarak öldürmesi ve tahta çıkmasıyla devam ediyor. tiberius’un oğlunu ise öldürmek yerine kendi varisi ilan ediyor çünkü “yeni bir mantalite ile devleti yöneteceğini, tiberius zamanından kalma zulüm, korku, rüşvet imparatorluğunu devam ettirmeyeceğini” halka da ifade etmek istiyor. doğrusu zalim tiberius’un gidişinin ardından, babası da halk tarafından sevilen ve tahta geçmesi beklenen caligula, müthiş bir destek görüyor.

    işlerin sarpa sarması ise geçirdiği bir nöbetin ardından tiberius’un oğlunun ona ihanet edeceği söylentileri sonucunda onu infaz ettirmesi ile başlıyor. ilk defa ihanetle tanışan caligula, paranoyaklaşmaya başlıyor. kendi varisini öldürdüğü için yeni varise sahip olmak istemesi, önce istediği her/herhangi bir kadınla, evli olsun veya olmasın, cinsel ilişkiye girmesine, hatta kendi kız kardeşleriyle (3 tane) yatmasına bile sebep oluyor. kardeşlerinin ona bir şey dememesinin sebebi, artık eski caligula’nın gidip, en ufak bir şeyde infaz ettiren caligula’nın gelmesi.

    kardeşlerinden birisi (drusilla) hamile kalıyor, ancak hamileyken ölüyor, caligula bundan sonra daha da çıldırıyor. drusilla’nın heykellerini diktirip onu tanrıça ilan ediyor.

    kalan kardeşlerinden agrippina ve livilia the plot of the three daggersolarak bilinen suikast girişiminde bulunsalar da caligula bundan kurtuluyor ve kardeşlerini -aynı tiberius’un yaptığı gibi- sürgüne yolluyor. artık caligula, tiberius kadar çılgın, paranoyak, umursamaz bir imparator olmuştur.

    caligula’nın varis arama macerası, kısır olmadığından emin olmak için zaten hamile olan bir kadınla evlenmesine kadar gidiyor. daha sonra devlette hiçbir önemli mevkiye gelmemiş olan amcasını (claudius) konsül ilan ediyor. muhtemelen artık güvenebileceği kimse kalmadığını düşünüyor.

    halkın gözünden düşmeye başlaması vergileri artırmasıyla devam ediyor. tekrar halkın gözüne girebilmek için daha önce hiçbir roma imparatorunun fethetmediği bir yeri fethetmeyi hedefliyor: britanya.

    tabi britanya’nın fırtınalı-yağmurlu iklimi ve donanmanın bu tarz bir deniz yolculuğuna müsait olmayışı, yolculuğu yapsa bile orduyu tek seferde britanya’ya indiremeyecek olması orduda ve generallerde huzursuzluğa yol açıyor. caligula da durumu anlayıp yenilgiyi kabulleniyor. kısmen.

    ordudaki ingiliz’e benzeyenleri esirmiş gibi roma’ya götürüp başlamadan yenilgiyle biten bir savaşın zaferini kutluyor.

    çok uzatmak istemiyorum. caligula’nın sonu, beklenildiği üzere bir suikastten geçiyor. sağ kolunun ve amcasının da katıldığı bir senato suikasti. bu da caligula’nın gördüğü son ihanet oluyor. uyanıklık yapan amcası ise tahtı senatoya bırakmayıp kendi imparatorluğunu ilan ediyor.

    aslında iyi hedeflerle tahta çıkan bir genç olan caligula, düşünsel, idari ve cinsel açıdan epey yozlaşan bir paranoyağa dönüşmüş olarak ölüyor. --- caligula’nın hayatının özeti ---

    bu tiyatro ise tamamen caligula’nın cumhuriyet yönetim biçimini roma’ya geri getirmek istemesi ve bunu başarabilmesi için geçen süreçte nasıl zorluklar yaşadığını anlatıyor. tiyatroda caligula, tiberius’un ölümünden sonra tahta çıkar çıkmaz, sezar’ın diktatörlük ilan edişinden sonra imparatorluğa dönüşen roma’yı tekrar cumhuriyete dönüştüreceğini söylüyor ancak halkın tepkilerinden sonra (onu öldüreceklerini söylüyor) vazgeçiyor.

    halkın özgür olmamasından, kendilerine yapılan her şeye boyun eğmelerinden, hiçbir şekilde başkaldırmamalarından dem vuruyor. çoban bekleyen bir koyun sürüsüne dönüştüklerini söylüyor. bunun sebebi olarak da tüm imparatorların kendilerini canavar olarak gösteren gazeteleri, şiirleri yaktırıp onları yazanları sürgüne gönderdiğini öne sürüyor. halkın okuduğu hiçbir gazete, hiçbir şiir, hiçbir tarih belgesi önceden gelen imparatorların kötü yönlerini yazmamış oluyor ve halk, başına geleni çekmeye alıştırılıyor caligula’ya göre. “halk artık sezar istiyor,” diyor. “güçlü, yenilmez, tanrısal. halk artık özgürlük istemiyor çünkü özgürlük gelirse düşünmek zorunda kalır.”

    peki bunu kırmak için, halka tekrar cumhuriyeti kabul ettirmek için planı ne? daha da zalim bir imparator olmak. böylece halk sinirlenip onu öldürebilir ve demokrasi ilan edebilir.

    öyle ki, halk meclisine 37 kez kendisini başkan atayan tiberius’a tepki göstermeyen halka şaşırıyor ve önce kendisi ve amcası claudius’u atıyor, daha sonra bir atı konsül olarak atıyor. karşılığında aldığı tepki alkışlardan ibaret.

    çıt yok. tiyatroda halkı temsil eden karakter olan mnester, zamanında tiberius’a sert eleştirilerde bulunduğu için dili kesilmiş biri.

    caligula edilmedik hakaret, küfür, aşağılamanın ardından mnester’in onu öldürmesini sağlıyor. amcası claudius tacı takıyor.

    tiyatronun sonunda, caligula’nın kendini öldürttüğü bu cumhuriyet mücadelesinin sonunda, 1400 yıl boyunca halkın en ufak bir demokrasi isteğinde bile bulunmadığı, bir tarihçinin kitabından okunuyor.

    tiyatro, caligula’ya farklı bir açıdan bakıyor. halkın onu çılgın, kudurmuş olarak görmesinden hoşlanan ve bunun sebebi olarak cumhuriyeti halkın kendisinin geri getirmesini sağlamaya çalışan bir kahraman olarak yansıtıyor caligula’yı.

    aslında tiyatro günümüz liderlerine ve halkına da bir mesaj veriyor.
  • roma imparatoru caligula üzerinde güzel bir güncel siyasi yorum yapıldığını hissettiğim tiyatro oyunudur. dekoru, oyunculuğu ile gayet başarılıdır. yönetenler kadar yönetilenlere de laf atar, hatta mevcut durum hakkında "her halk, hak ettiği gibi yönetilir" yorumuma tercüman olmuştur, adeta uyanın eyy romalılar demiştir.
  • tiyatro sezonu açılmış bile.hasret kaldık
  • baba sahne de, özellikle ahmet saraçoğlu' nun harika performansıyla izleyenleri mest eden tek perdelik -75 dk- tiyatro oyunu.
    insanlık tarihinden beri toplumun büyük bir kesiminin kendisini insan yerine koymayan, aşağılayan, hakaret edeni baş üstünde tutma eğilimini, günümüzden binlerce yıl öncesiyle modern toplumların arasında aslında çok da bir fark olmadığını ve özellikle yaşadığımız coğrafyadan insan manzaralarını gözümüzün önüne tekrar getiren bir oyun olmuş.
    p.s. bütün ekibe büyük teşekkürler. alkışları kesilmesin.