şükela:  tümü | bugün
  • aslında konu başlığının "kapıcılar kralındaki kapıcının filmdeki en ahlaksız kişi olduğu gerçeği" olması gerekiyor.

    kemal sunal'ın can verdiği bazı rollerde ahlaksız kişileri oynamıştır. bunlara örnek olarak kapıcılar kralınındaki kapıcı rolünü verebiliriz.

    filmde kemal sunal'in can verdiği kapıcının ahlaksızlıklarına gelirsek :

    0. herşeyi paraya çevirme hırsı var. paragöz. sinekten bile yağ çıkarma niyetinde.

    1. apartmanın sarhoş sakininin vodka vişnelerindeki vodkayı kesiyor (çalıyor)

    2. çocuğuna nasıl hile yapılacağını öğretiyor.

    3. karısını ve çocuklarını köpek gibi çalıştırıyor, paralarına el koyuyor.

    4. bakkaldan komisyon alıyor ve hizmet verdiği kişilerden yüzde aldığı gibi bazılarının hesabını diğerine ekliyor.

    5. bakkaldan bile avanta alıyor.

    6. apartmanın parasını tefecide işletiyor.

    7. kendi parasını tefecide işletiyor.

    8. yaptığı hizmet karşılığı bahşiş vermeyenle ilgilenmiyor.

    9. herkes rızkına ortak olmaya çalışıyor, beleşçilik yapıyor.

    0. o zamanlar kara borsa olan malboro, whiskey ve diğer şeyleri komşusuna getirtiyor ve karaborsacılık yaparak fahiş meblağdan satıyor.

    1. bunla da kalmıyor. elalemin karısına sulanıyor.

    2. filmin sonunda da illegal olarak kazandığı para ile apartmanın yüzde 51 hissesini alıyor; rüşveti, zimmeti, irtikapı, yani aslında kurduğu sahtekarlıktan ibaret olan düzeni elindeki yetkiyle tamamen serbest bırakıyor.

    filmden anladığımız yegane şey, al, çal, çırp. sonunda kral olmak varsa herşey mübah. eğer nihayetinde kendi krallığını kurabiliyorsan kimse seni yargılayamaz ve herkes sana itaat eder.

    film aslında bir açıdan sadece günümüz türkiyesine değil, gelmiş ve geçmiş türk insanına ışık tutuyor. türk insanı genel olarak böyle çünkü.

    edit : harf eksiklikleri
  • ilgili entryi okuduktan sonra bizim bakkalın kime özendiğini anladım.

    haklı bir önermedir efendim.
  • bunun aksini iddia eden yok ki?
    kemal sunal, umur bugay senaryolarında bu tarz ahlak açısından zayıf tipleri canlandırmıştır.
    (bkz: çöpçüler krali)
    (bkz: yoksul)
    (bkz: postacı)
    (bkz: saygılar bizden)
  • tespitler doğru ama yaptığın '' tespit '' statüsüne girmez çünkü; filmde zaten her şey alenen gösterilmiş.

    kurnaz bir kapıcının; aklını ve konumunu kullanarak, bir yerlere gelme çabasını anlatıyor. belki niyetin bu değil bilemem ama, buradan kemal sunal'ı nasıl kötülerim diye bir durum çıkarılamaz.

    mesela bitirim kardeşler filminde; kadir inanır, kartal tibet dolandırıcı rolünü oynuyor. çıkıp bu filmdeki karakterleri de eleştiremezsin çünkü filmin teması bunun üzerine kurulmuş zaten.
  • malum partinin secmeni
  • yurdum insanı köyden çıkıp nasıl şark kurnazı olduğunu eleştiriyordur. bu adam köyünden masum ve fakir olarak çıkıyor. yaşadığı kültür şoku onu zengin olması gerektiğini öğretiyor. o da çalışarak bir şeyler yapmaya çalışıyor ama fırsat kovalıyor ve fırsatları değerlendiriyor. yeri geliyor 2 yumurtaya 3 lira alıyor, yeri geliyor emlak komisyonu alıyor. fırsatları değerlendirmek ahlaksızlık mı akıllı adam. yatırım yapılacak yeri biliyor. şark kurnazı, 3 alıp 5 satıyor ve zengin oluyor.
  • haklılık payı olsa da, ekseriyetle yanlış olan şeyler var.

    birincisi, bilge zobu'nun canlandırdığı yönetici karakteri, karşı komşusuyla sazı ellerine alıp apartmandaki herkesten kendilerini üstün görmeleri; bunu da kemal sunal'ın canlandırdığı seyit karakteri üzerinden yapıyor oluşları en büyük problem aslında. varlıklarını, bütün o otoriter görüntünün ardındaki zavallılığı perdeleyen tek karakter var: seyit. apartmanda herkesi disiplin altına almaları, kural dışılıkları dahi kendi belirledikleri sınırlar içerisinde gerçekleştiriyor olmaları ve seyit'in bu baskıya karşı kurduğu itiraz mekanizması oldukça yalın bir biçimde anlatılmış. dolayısıyla davranışları direkt kendisine baskı kuranların kimliğini/kişiliğini gösteriyor aslında.

    en basitinden, yönetici yangın tüpü alıyor, seyit'e tatbikat yaptıracak; yöneticinin ve karşı komşunun çocuğu tatbikat zamanından evvel düğmeye basıp olay çıkarıyorlar. buradaki mizansen öylesine güzel aktarılmış ki izleyiciye, o gün delirmezsen hiçbir zaman delirmezsin. seyit'in kabahati, çocukların gecenin köründe bu cüreti sergilemelerinden daha da büyük gösteriliyor.

    seyit'in yolunu bulması, apartmanın yolunu bulması demek çoğu zaman; apartmanı hizaya getirmesi için onlar kadar kurnaz, ikiyüzlü ve uyanık olması lazım. ayyaşı, dedikoducusu, magandası, herkesin ciğerini biliyor seyit. içten içe küçümsendiğinin, karısıyla beraber her işe koşturulduğunun, sabahın köründe ayazında kalkıp akşama kadar sömürüldüğünün farkında. oturduğu yer dışında bir güvencesi de yok. haliyle ona da kirli çıkı olmak dışında bir seçenek kalmıyor.

    giriş katta oturan memur var mesela. aidat için bin takla atıyor. bu filmdeki en sorunsuz, seyit'ten daha zor durumda olan, türkiye'nin sınıfsal tahlilini ve uçurumunu başarıyla yansıtan en sağlam karakter kendisi. seyit'i apartmandan atacakları zaman tüm zorluklara rağmen bu çarkın sahibini vicdana davet etmekten çekinmiyor. istese o da düzene uyabilirdi.

    malına mülküne çökmek istedikleri (übeyit bey idi sanırım) yaşlı adam evin anahtarını seyit'e emanet edecek kadar kendisine güveniyor, karı koca rolü yapan soyguncuların seyit'i ayartmak için denemelerinde başarılı olmalarının ardından, seyit'in her türlü ahlaksızlığa göz yuman kat sakinlerine derdini anlatmak için paradan haber vermesi bu insanları hepimize gayet net şekilde tanıtıyor bize.

    seyit karakteri bir kapıcıdan çok türkiye'nin gerçek kimliği. varlıklısıyla, sefiliyle, orta direğiyle, amelesiyle, avantacısıyla herkesin ne olduğunu kuvvetli bir şamarla bize hatırlatan bir türkiye portresi.

    düzeltme: yazım hataları.
  • son derece doğru bir tespit.