şükela:  tümü | bugün
  • 90'larda süper mari bros'la tanıştığım yıllara denk gelen bir fobi. o zamana kadar kaplumbağalarla bir iletişimim, tanışıklığım olmamıştı. tanışmamızın bu oyuna denk gelmesi ise çocukluk yıllarıma ait en büyük hatalardan birisi oldu. bu oyun yüzünden allah'ın yolunda yürümekten aciz kaplumbağalarından senelerce korktum.

    oyunu bilirsiniz. kaplumbağaların üzerine zıpladığınız zaman bunlar kabuğuna çekilir ve onu silah gibi kullanabilirsiniz ama bu kaplumbağalar tehlikelidir. üstünde zıplayıp aşağıya bir yere attığınız bir kaplumbağa, ileri gidip geri döneyim dediğiniz bir anda birden yine karşınıza çıkıverip canınızı alır. hayallerimde ölümsüz bir canavar gibi canlanmıştı kaplumbağalar sırf bu oyun yüzünden.

    kaplumbağa denen hayvanı tehlikeli bir hayvan olarak öğrendim ve ondan çekindim. ta ki bir arkadaşın evinde bir kaplumbağayı görene kadar. akvaryumda duruyordu ve cuccuk hareketini yaptığım an tırsıp kaçıyordu. "vay anasını satayım, bu muymuş lan, ağzıma sıçtın senelerce süper mario" dedim. sonra kendime sordum süper mario'yu yaratan adam, o kadar hayvanat nebatat dururken niye kaplumbağa gibi bir hayvanı bu oyunda kullanarak beni paranoyak yaptı diye. kene var, yılan var, akrep var, çıyan var onları kullansaydın ya arkadaşım. beni nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalan bir familyaya niye nefret besleyerek büyüttün.
  • çok mantıklı davranış bence sırtında evini taşıyan hayvandan korkarım ben kardeş öyle komple geziyor ki kaplumbağa oh salon salomanje herşeyi sırtında.
  • kaplumbağalar ninja ise normaldir.
    (bkz: teenage mutant ninja turtles)
  • kaplumbağanın ne olduğunu bilmiyorsanız mümkün olabilecek bir şeydir bence...değil mi ama...niye olmasın ki canım?

    tamam ulan bendim o korkan, şöyle ki; yaş 4 tür, aile bir köyde çalışmaktadır (bkz: öğretmen çocuğu olmak) bahar gelmiştir, hoplaya zıplaya çayır çimende gezmekteyim. derken önüme bir kaplumbağa çıkar. karafatmanın 50 katı büyüklüğündedir adeta *
    neyse yönümü değiştiririm, o tarafta da bir tane vardır bu meretten, tırsmaya başlarım daha da başka bi yöne dönüp biraz ilerleyince bir tane daha görürüm. artık beni takip ettiklerine beni yiyeceklerine kanaat getirip var gücümle eve koşarım.annem gözlerimdeki dehşeti görünce sorar ne oldu diye. anlatırım, der ki; niye korktun ki çocuğum kaplumbağa onlar. iyi de sanki kaplumbağa ne biliyoruz. tamam işte ben de onu diyorum beni takip ediyorlardı diyorum gülmeye başladı evdekiler, beni kucaklayıp kaplumbağaların yanına götürdüler bunlar mı seni yakalayacak dediler..böcek olmamakla beraber kendi halinde ve hatta sempatik hayvanlarmış onu öğrendim.
    korktuk dediysek de korkumuz yarım saat falan sürdü yani *
  • eğer gerçek anlamda korkuyorsa o kişi üstüne gitmenin anlamı yok. her gün karşılaşılan bi hayvan olmadığı için de "korkuyu yenme"ye gerek de yok o insan için. tamam tamam kendinden bahsediyorum ve ben gerek duymuyorum. hiç denemedim mi yenmeyi? denedim tabii ki. ama olmuyor, fotoğrafına bile bakılamıyor korkan insan için. kaplumbağanın dışarda sergilendiği pet shoplara girmem, karşı kaldırıma geçerim. sokağın ortasında da karşıma kamplumbağa çıkmayacağına göre bi problem olmamalı. herkesin bir fobisi vardır ve ne o insanın üstüne gitmek ne de dalga konusu yapıp eğlenmek kadar yanlış bir şey yok. o insana bağlı o korkuyu yenmek isteyip istemediği. kimse de gidip o kişiye "bi yenemedin şunu aptal!" deme hakkına sahip değil. fobisiyle, hobisiyle herkesi kendi haline bırakınız.
  • o hayvanın ismini görünce bile fenalık geçirmeme sebep olan korkum.
    görünce düşüp bayılacak ya da ağlayarak kaçacak kadar çok korkarım hatta. 20 yaşıma geldim bu hiç değişmedi. insanlar duyunca garip karşılıyor pek sık rastlanan bir fobi olmadığı için ama yapacak bir şey yok. yılanlara dokunurum, böceklerden korkmam ama bu hayvanı görünce ismimi unutacak raddeye geliyorum. *
  • beni yıllar öncesine götüren başlık.

    bir hafta sonu edirne'ye askerde olan bir arkadaşımızı ziyarete gitmiştik. dönüşte ayçiçeği bahçelerinde mola verip, resim çektirelim dedik.
    ben gayet mutlu mesut oralarda dolaşırken, bir arkadaş elinde küçük bir kaplumbağa ile çıkınca o tarla içerisinde kaç tur attığım hala alay konusudur.
    ellerinde resim olmasa her türlü yalanlarım ama kanıtları var :(

    o küçücük şeyden neden korktuğumu bilmiyorum. korkak biri olduğumu da düşünmüyorum.
    doğru kelime belki tiksinmek olabilir.
  • (bkz: never ever)
  • 7 sezondur hiç söylemedi ama muhtemelen mr. monkun da korkuları arasında bulunan fobi.

    edit: 7 sezon değil, artık 8 sezondur hiç söylemediği korkudur.
  • ağzını açmış ısırmak üzere boynunu uzatarak kendisine doğru koşan bir kaplumbağa ile hiç karşılaşmamış olanların anlayamayacağı insan. bunun dışındakilerden korkmasına gerek yok raad olsun.