şükela:  tümü | bugün
  • selamlar sözlük size elime yüzüme bulaştırdığım birkaç işten bir tanesini anlatayım.

    geçen yıl youtube da eski eşyaları boyayarak yeni bir görünüm kazandıran bir video izlemiştim. hemen türk aklı devriye girdi bu tarz eski eşyaları boyayıp satarsam iyi para kazanırım diye. o zamanlar tamirat tadilat programlarını da baya merakla izliyordum ve kendi kendime "kesin yaparım ben bunu dedim." heyhat o işler öyle kolay olmuyormuş.

    öncelikle bodrumda unutulmaya yüz tutmuş şifonyeri gözüme kestirdim. onu bir güzel temizleyip boyamaya koyuldum. yaklaşık bir buçuk gün uğraştıktan sonra sonuç ne mi koskoca bir hüsran.
    videodaki boyamayla uzaktan yakından hiç alakası yoktu. şifonyeri tinerle "sil babam sil"diyerek bir buçuk gün daha uğraştım . totalde üç günüm geçmişti ve elimde bir kısmı daha çıkmamış yarım yamalak boyalı bir şifonyer vardı.

    tekrar videoyu açtım baştan sona izliyorum kesin bir şeyleri atlamış olmalıydım. video izlerken akrilik boya kullanıldığını fark ettim.
    tabi ya kesin akrilik boya olmadığından beceremedim dedim kendi kendime.

    cart boyası
    curt boyası derken yine beceremeyip her şeyi elime gözüme bulaştırıyordum.

    en sonunda şifonyer içime sinen bir renk ve şekilde satmaya hazırdı. deneme yanılma derken baya bir para harcamıştım ve hesapladığımın üzerinde maliyeti olmuştu bana. hem acemiliğimi atmak hemde ilkin günahı olmaz diye zararına satış fiyatını koydum.

    asıl sorunlar şimdi başlıyordu.kime satacaktım, nasıl satacaktım, ödeme nasıl olacaktı diye bin bir türlü soruları kafamda cevaplamaya çalışıyordum.

    en kolay yol olarak (bkz: letgo) geldi aklıma. şifonyerin çektim fotoğrafını yükledim uygulamaya, fotoğrafları yüklerken de bakıyorum diğer şifonyerler kaça satılıyor, benimki satılır mı diye. onları gördükçe benim şifonyerim kesin satılır diyordum.

    bir heyecanla beklemeye koyuldum kesin satılmalıydı benim şifonyerim diğer eski eşyaların yanında benimki sıfır gibi duruyordu. tam tamına iki buçuk ay bekledim. satılması için en sonunda zararına koyduğum fiyatında altında fiyat veren (bkz: letgo ölücüsü)ne satmayı becerebildim.

    bu böyle olmamıştı attığım taş ürküttüğüm kurbağaya değmemişti. artık işi sistemleştirip daha büyük kitlelere hitap etmeli ve profesyonel bir yardım almalıydım.
    bu boyama süsleme işlerinden anlayan bir hanım ablayla tanıştım. "ben ürün getireceğim sen boyayacaksın sattığımızdan maliyeti çıkartarak yarı yarıya paylaşalım" diye anlaştım.

    hemen işe koyulup kolları sıvadım. ucuza ürün bulabilirim diye girdim letgoya. bu sefer letgo ölücüsü ben olacaktım. :)
    satılan eşyalara baktıkça içim daha çok kararmaya başladı. çöpe atsan kimsenin tenezzül edip bakmayacağı eşyaları fahiş fiyatla satmaya çalışan (bkz: letgo uyanıkları) karşıma çıktı. onlarla pazarlık edip
    yok ürünü ben getiremem, nakliye parasını sen vereceksen satayım homurdanmalarıyla birkaç ürün bulabildim.

    hanım ablaya eşyaların fotoğraflarını çekip gönderiyorum "sen gönder bana ben hemen boyarım" diyor.
    aradan bir iki hafta geçiyor mesaj atıyorum abla ne oldu boyadın mı? diye
    gelen cevap: çocuğun ödevleri vardı söz bu hafta sonuna yetiştiririm.

    öyleydi böyleydi derken bu hafta al sat işinin senei devriyesi oldu..
  • yavrum aklına beynin yok mu anlamadığın işten ticaret yapmayı düşünüyorsun.
    mobilyadan anlamazsın lake mi, kaplama mı. boyadan anlamazsın poliüretan mı değil mi bilmezsin anam babam üsülü işçiliğe soyunuyorsun.
    üstelik bunu hobi amaçlı değil kar elde etme niyetiyle yapıyorsun.

    baya deli işi tebrik ederim.
  • video eğitimlerin kötü tarafı, izlerken kolay görünürken, uygulamada aksilikler arka arakaya gelir. 20 senelik elektrik öğretmeniyim. ama hiçbir zaman akım altında çalışmam. çünkü bu konuda pratiğim yok. el becerisi gerektiren işlerde, izleyerek değil, pratikle ustalık kazanılır. ustalık kazanmadan, hobinizi işe dönüştürmeyin. çünkü maliyette 2 ana kalem vardır. bunlar işçilik ve malzemedir. malzemeyi boşa harcıyorsanız, bu işten kar edemezsiniz.