şükela:  tümü | bugün
  • nereye gittiklerini bilmiyorum ama girdikleri gibi cikmadiklari kesin.
  • kitaplığın arkasına...
  • sözelciye anlatır gibi anlatmak gerekirse:

    şu an üzerinde bulunduğumuz gezegenin bir yerçekimi var ve biz buna adapte şekilde hareketlerimizi düzgünce gerçekleştirebiliyoruz. yeterince kuvvet verirsek sıçrayabiliyoruz yerçekimine karşı vs. bu dünya'nın kütlesinden kaynaklanan ve bizim o kütleye uzaklığımızla orantılı olan bir çekimdir. aynı zamanda güneşin de bir kütlesi var ve dolayısıyla onun da bir çekim kuvveti var. ancak biz güneş'e, dünya'nın yüzeyine oranla daha uzak olduğumuz için güneş'in çekim kuvvetini hissetmemekteyiz (https://van.physics.illinois.edu/…isting.php?id=184). özetle söyleyecek olursak evrende kütleye sahip olan her şeyin diğer cisimlere uyguladığı bir kütle çekimi olabilir ancak bu mesafe arttıkça veya kütle çekimi azaldıkça hissedilebilir boyutta olmaktan çıkıyor bir süre sonra göz ardı edilebilir düzeye geliyor.

    kara delik diyoruz ancak onlar delik değil esasen. şöyle düşünelim dünya yüzeyinden bir roketi uzaya doğru fırlatmak için harcanması gereken bir kuvvet var. bu kaçış kuvvetinin üstüne çıkabilirse roket, yerçekimine galip gelerek dünyanın yüzeyinden ayrılabilir ve bir süreden sonra dünya'nın yerçekimini hissetmez noktaya gelebilir. şimdi bu roketi, dünya'dan yansıyan bir ışık (foton demek daha doğru burada) gibi düşünelim. eğer bu foton yüzeyden çıkacak yeterli kuvveti uygulayamazsa (saniyede 300 bin km hızla gidiyor olmasına rağmen) o foton ışığı dünya'dan yansıyıp uzayın başka noktalarına dağılamaz. o zaman şöyle düşünelim. bir yıldızın veya gezegenin kütlesi o kadar yoğun olsun ki daha foton ondan çıkamadan yüzeyinde kalıyor olsun ve o dünyaya ve dolayısıyla senin gözüne kadar gelemiyor olsun. başka yıldızların fotonları senin bulunduğun konuma kadar gelebildikleri için bir süreden sonra, sen onları görebiliyorsun. ancak bir noktadan çıkması gereken foton orada saplanır kalır ve hiç çıkamazsa sen orayı tamamen karanlık bir şekilde görürsün. çünkü foton hiç oradan çıkıp senin gözüne kadar gelememiştir. o yüzden kara delikler aslında delik değil. muhtemelen onlar da bizimkisi gibi gezegen ya da yıldızlar ancak kütleleri çok çok yüksek seviyede oldukları için kendi hacimlerine oranla, kütle çekimleri çok kuvvetli oluyor ve fotonun dahi kaçamayacağı düzeyde kuvvet uyguluyor yüzeyinde bulunan cisimlere.

    soruya gelecek olursak ve deliğe düşmek kısmını çıkartırsak; kara deliğe daha doğrusu kara gezegene veya kara yıldıza giren cisimler muhtemelen çok büyük bir hızda yüzeye düşme yaşıyorlar ve yüzeyinde yapışıp kalıyorlar adeta. kütle çekimi azalırsa eğer önce fotonlar oradan çıkmayı başarabiliyor bir süreden sonra başka maddeler yansımaya başlayabiliyor. hayatta kaldığını düşünürsek bir insanın (imkansız da olsa) bir süreden sonra hiç hareket edemez durumdayken yavaş yavaş kıpırdayıp sonra da hareket edip zıplayabilmeye başlaması gibi bu da. yani gizemli bir durum yok aslında kısaca.
  • gidip de gören mi var birader dedirten sorunsal
  • karadelik denen şey yüksek yoğunluk ve kütleli bir cisimdir. kütlesi o kadar fazladır ki ( kütle arttıkça kütle çekiminin arttığını biliyoruz) ışık fotonlarını bile çekerek kendi kütlesine dahil etmektedir. bu yüzden karadeliğin aslında kara mı yeşil mi yoksa kırmızı mı olduğunu görememekteyiz.

    delik falan yok yani ortada, nasıl birşey olduğunu göremediğimiz yüksek yoğunluklu gezegenimsi diyebiliriz özetle.
  • çaylaklığımdan mütevellit kimse görmeyecek olsa da çok sevdiğim bir konu hakkında naçizane düşüncelerimi paylaşmak isterim.

    öncelikle kütle çekimi kavramını anlamamız gerekiyor. adından da anlaşılacağı gibi her cisim kütlesi kadar merkezine doğru bir çekim kuvveti uygular (evet insanlar da çekim kuvveti uygular. fakat o kadar küçük bir çekim kuvvetidir ki bunu hissedemeyiz.)

    hatta matematiksel olarak açıklamak gerekirse çekim yapan cisim ve çekilen cismin kütleleri çarpılarak, mesafenin karesine bölünmesiyle kabaca bir kuvvet hesabı oluşur.

    şimdi basit çapta kütle çekimini anladığımıza göre kara delikleri anlamamız gerekiyor.
    kara delikler kendi kendilerini oluştururlar. gezegen, yıldız gibi gök cisimleri (özellikle kütlece çok fazla olanlar) yüzeylerindeki bir takım tepkimeler ile kütlelerini iyice arttırırlar. öyle yüksek bir kütle çekimine sahip olurlar ki gök cismi kendi kendini merkeze doğru çekmeye başlar. böylece kara delik oluşmuş olur.

    tabii ki her şey bu kadar basit değil ama detaylı açıklamanın yeri burası değil o yüzden asıl soruya geliyorum.

    kara delik yukarıda anlattığım gibi bir gök cisminin kendi kendini çökertmesi ile oluştuğu için sonsuz olduğunu düşünemeyiz. gök cisminin büyüklüğü kadardır aşağı yukarı. bundan dolayı kara deliğe girip başka bir galaksiden çıkma ihtimali pek yok. daha doğrusu mantıken yok. fakat o şiddetli çekimden dolayı uzay-zamanda nasıl bir büküm yaptığını, tam olarak etkileri bilinmiyor.(belki biliniyordur fakat benim o yönde herhangi bir makale okumuşluğum yok)

    ama şuanlık kabul gören kanıya göre kara deliğe yaklaştığınızda spagetti gibi uzamaya başlayıp atomlarına kadar ayrılacaksın. atomların da kara deliğin kütlesine katılıp kara deliğin bir parçası olacak. aynı yemek yemek gibi de düşünebiliriz. seni alıyor, parçalıyor ve kendisine katıyor.

    tabi bu işin aslını ne zaman öğrenebiliriz veya öğrenebilir miyiz bunlar büyük bir soru işareti. kara deliğe girebilecek ve atomlarına kadar parçalanmayacak bir şeyimiz olursa ancak o zaman öğrenebiliriz. bilimden umut kesilmez sayın suserler.

    edit:imla
  • karadeliğin sonsuza yakın çekim gücünden dolayı atomlar öyle bir sıkışır ki, atomları oluşturan parçacıkların arasındaki boşluklar kaybolur. normalde atom çekirdekleri arasında devasa boşluklar vardır. bu boşluklarda elektronlar dolaşır. bir atomu 100.000 kişilik bir stadyum gibi düşünürsek, o atomun çekirdeği santra noktasında duran futbol topu kadardır. yani maddenin %99'dan fazlası boşluktur. örneğin bir binanın içerisinde cep telefonu ile konuşabilmeniz bu sayede mümkündür. çünkü cep telefonu sinyalleri, duvarı oluşturan atomların arasındaki boşluklardan kolayca geçer.

    işte karadeliğe düşen maddelerdeki atomların sıkışması nedeniyle bu boşluklar yok olur, atom çekirdekleri balık istifi gibi sıkışır. nasıl ki büyük bir çadırı kapatıp katladığınızda o devasa çadır küçücük bir çantanın içine sığabiliyorsa, maddeler de bu şekilde küçülür ancak kütlesi değişmez. ancak sıkışmadan dolayı atomların yapısı değiştiğinden, maddenin fiziksel özellikleri de komple değişir. henüz böyle bir maddeyi inceleme fırsatımız olmadığı için bu maddenin ne gibi fiziksel özellikler gösterebileceğini bilmiyoruz.

    karadeliklere gelince, bu yapının ne gibi fiziksel özelliklere sahip olduğunu bilmiyoruz. tek bildiğimiz devasa çekim gücüne sahip olduğu ve ışık dahil hiçbir şeyin bu çekim gücünden kaçamadığıdır. ancak bu çekim gücünden bir tek şey kaçabilir: radyasyon. işte bu yüzden karadelikler etrafına devasa miktarda radyasyon saçar. çünkü içinde sıkışan maddelerin yapısının değişmesi, ayrıca devasa hızla dönen karadeliğin yarattığı devasa manyetik alan, büyük miktarda radyasyon oluşturur. eğer bir karadeliğe yaklaşırsanız, çekim gücünden önce aşırı yüksek doz radyasyon sizi öldürecektir. galaksi resimlerinde galaksilerin çekirdeğinin parlak görünmesini sebebi de budur çünkü bu galaksiler x-ray teleskoplarla görüntülenir, şunun gibi galaksinin merkezine doğru artan parlaklık ışık değil, radyasyondur. dünyamızda hayatın var oluşu da, dünyamızın samanyolu galaksisinin merkezinden uzak yerde bulunmasına borçludur. merkeze yakın bir yerde olsaydık ölümcül dozda radyasyon yüzünden dünyada yaşam oluşamazdı.

    şimdi gelgelelim karadeliğin içine düşen maddenin nereye gittiğine. bu maddeler hiçbir yere gitmez. eğer karadeliğe düşen maddeler bir yere gidiyor olsaydı, o zaman karadelik diye bir şey olmazdı. çünkü biliyorsunuz karadelikler içine madde çektikçe büyür. çektiği maddeyi bir yerlere fırlatsaydı büyüyemezdi zaten. karadelikten fışkıran şey radyasyondur, madde değil.

    ayrıca karadeliğin sonsuza yakın çekim gücünden dolayı içinde zaman durmuştur. zaman durduğu için içerisinde hareketlilik yoktur, yani en azından teorik açıdan olmaması gerekir. ayrıca karadeliklerin içi son derece aydınlıktır zira kütle çekiminden kurtulamayan ışık da burada hapsolmuştur. eğer bir karadeliğin içini gözlemleme şansımız olsaydı, içerisinin gözümüzü kör edecek derecede aydınlık olduğunu da görürdük. bakmayın siz dışarıdan karanlık göründüğüne.

    son olarak, karadeliğin içerisinde oluşan olayları gözlemleme şansımız olmadığı için bu anlattıklarım yalnızca teorik bir tahminden öte değildir. gerçekte orada neler olduğunu hiç kimse bilmemektedir. yine de bilinen bir şey vardır ki karadeliğe düşen madde bir yere gitmez. belki boyut değiştirir, belki başka şeyler olur ancak fiziksel olarak (bilinen fizik kurallarına göre) o madde hep oradadır.
  • teknik olarak yolculuğu bizzat yapmıyorsak şu an bilme imkanımız olmayan yer.

    çünkü karadeliğin dışındaki bir gözlemciye göre, karadeliğe doğru giden herhangi bir madde zaman genleşmesi yüzünden event horizon'ı asla geçmiyor. bu madde event horizon'a yaklaştıkça gözlemcinin perspektifinden bakıldığında giderek yavaşlıyor, yer çekimi ve zaman genleşmesi yüzünden yansıttığı ışıkta kırmızıya kayma oluyor, ışığınn dalgaboyu da kızılötesine kaydığında artık kendisini göremiyoruz.

    bu event horizon denen şeyin adı da burdan geliyor zaten. singularity'den belli bir uzaklıkta gerçekleşen olayların bulunduğu yer.

hesabın var mı? giriş yap