*

şükela:  tümü | bugün
  • her hangi bir yildizi dengede tutan iki kuvvet vardir. merkeze iceriye dogru olan kutle cekimi ile disariya dogru olan cekirdekteki fuzyon patlamalari. yildiz yakitini tukettiginde denge bozulur ve iceri dogru cokmeye baslar. coktukce sikisir ve kutle cekimi dahada artar. bu yuzden dahada coker. bu kisir dongu yildizin cekim kuvveti inanilmaz boyutlara varincaya kadar devam eder. oyleki artik isik bile kacamayacaktir. ve bir maddeyi gormemiz icin isigin o maddeden yansimasi gerektigi icin kara delikler gokyuzunde sadece kara bir delik olarak kendilerini belli ederler.
  • gunesimiz yakiti bittiginde kara delige donusecek kadar madde miktarina sahip degil bu arada. o bir beyaz cuce olcek.
    bir beyaz cucede bile bi kup seker yaklasik 1 ton cekiyo
  • bu arada cokme basladigi zaman dunyada bi etki yaratmiyacak cok uzun bi sure. yani galaksiler birbirine cok yaklasip cekim alanlari gunes sisteminin dengesini bozana dek. zaten o zamana kadar gunes coktan olmus olacak.
  • (bkz: anus)
  • (bkz: hawking)
  • (bkz: beyaz delik)
  • (bkz: singularitiy)
  • (bkz: kara delik)
  • karadelikler gözükmeyen sönmüş yıldız kütleleridir. çevrelerindeki maddeyi çekim güclerinin sınırında etkiledikleri için bu bölgede çekim alanının etkisine giren maddenin atomik yapısı bozulur ve çeşitli partiküller yayılır. bu yayılma o kadar şiddetlidir ki milyonlarca ışık yılı ötede normalde sıcak yıldızlarda görünen x ışını yayılımı "karanlık" bir bölgeden geldiği görülür. işte karadelik teorisinin kökeni budur.
    atomun yapısını bozacak kadar güçlü ve "görünmeyen" bir kuvvet ne olabilir ? yüksek fizikte bir değerlendirme vardır ki bu evrende herşeyin mutlak görülebilir sınırlarının dışında olabileceği kavramına dayanır. örneğin bir cismin görünürlüğü onun illa ışık yansıtması ya da yayması ile ilgili olamaz. cismin görünürlüğü çevresine olan etkisiyle de anlaşılabilir. nitekim uzak mesafelerde bazı yıldızların hiç de "normal" fizik kurallarına uymayan hareketler yaptıkları gözlenmiştir. lavabonun tıpasını kaldırdığımızda nasıl su akıp gidiyorsa evrende de kara delikler çevrelerindeki maddeyi işte böyle toplarlar. ve bu bir görünürlüktür ancak karanlık bir görünürlük.
    ne yazık ki karadelikler bu kadar yavuz değiller. çünkü olay ufkundan geçen maddeler birbirlerine o kadar yaklaşırlar ki doğal bir x ışını yayılımıyla biz buradayız dercesine karadeliği son bir feda ile ispiyonlarlar.
    bir karadelikten kaçılamaz.
    karadeliklerin sıcak mı soğuk mu oldukları konusunda da bir bilgi söylenemez. ancak bu kadar yoğun kütlenin varlığı inanılmaz bir sıkışmayı akıllara getiriyor ki bunun sıcak ya da soğuk olmasından ziyade içerde ne olduğunun bilinmezliği sözkonusudur. işte fizikçiler bu bilinmezliğin kapalı bir evrende varolamayacağını düşünerek burayı bükülen evren modeli ile bir geçite çevirmişlerdir. çünkü klasik fizik c sabiti üzerinde dönüp duran bir spiral gibidir. karadelik te tam işte bu sabiti yıkan bir gerçektir.
    bükülebilen evren modelinde bir alan ancak iki türlü sonsuz olabilir. ya sonsuza kadar uzay düzleminde aşağıya doğru uzayacak ya da evrenin çok uzak boyutlu büklümlerinde başka bir uzay düzlemiyle "ters" olarak ortaya çıkacaktır. yani klasik fizik mantığı geometri ile birleştirilirse karadelik bu evrende sonsuz yutan birşeyse limit değer tek atom bile olsa bütün kuramlar bunun sıcak olacağını gösterir. ancak sıcak kavramı bile hareketliliği doğurduğu için. karadeliğin çekim gücü acaba yuttuğu maddelerin hareket etmesine olanak vermeyecek kadar yüksek midir? ve bundan dolayı "soğuk" mudur ? eğer bir karadelik soğuk ise hareketsiz bir gökcisminden farkı yoktur. eğer bir karedelik "sıcak" ise bu hareketin de limitleri olacağından başka bir uzay düzleminde "fıskiye" olarak işleyen bir mekanizma olabilir.
    akla gelen ilk soru neden bu evrende böyle fıskıyeler olmadığı.belki de bilinen evren modellerimiz içinde henüz böyle bir düzlemde değiliz. belki evren heterojik bir yapıdadır ve bu yapı sürekli değişim içindedir. ve karadelikler de bu saçma olan bükülebilen evren modeli ile heterojen evren modelinin arasında bir köprü görevindedirler. ancak büyük kuramın yıkılması sözkonusu olamaz. bu bizim algılarımızın dışında olduğundan sadece hayal ettiğimiz bir takım düşünceler olarak kalır. karadelikler ise bu düşüncenin dönüşü olmayan kapıları gibidirler ve gerçektirler.