şükela:  tümü | bugün
  • bu insan nasıl bu meslekten olabilir sorusunun sorulmasına yol açandır. mesleği ile hiç mi hiç uyuşmayan özelliklere sahip insanlar çok sık görülmez. görüldüklerinde de insanı hayrete düşürürler.

    bugün tesadüfen böyle bir yapıya sahip iki insanla aynı anda karşılaştım. öğleden sonra tatil olacağını düşünmeden işlerim için gittiğim yerin kapılarının kapalı olduğunu çok uzaktan fark ettim. emin olmak için yavaş yavaş yaklaştım. evet kuşku yoktu. ana kapı kapalıydı. tüm kapılar kapalıydı. alt kattaki bir pencere açıktı. kapıya yaklaşırken haliyle açık pencerenin de yakınlarına geldim. bu açık pencerede birden ince yapılı daha önceden göz aşinalığı olduğum, normal gömlek ve pantolon giyinmiş biri gülümseyerek bana niçin geldiğimi sordu. işlerim için, dedim. kapalı olduğunu söyledi. ben birden oranın çaycısı mıydın, diye soracak oldum. kapıda görevli polislerden birisiymiş. ama artık oradan ayrılacağı için üniformasını çıkardığı anlaşılıyordu. kendisini şimdi hatırladığımı söyleyerek, iyi bayramlar dileyip geri döndüm.

    biraz da yorgun düştüğüm için uzun dönüş yoluna girmeden az ilerdeki banklara gidip oturuverdim. biraz oyalanırken birden o polisi karşımda buldum. yine aynı kibarlık ve dostça davranışı ile bana yaklaştı. hal hatır sordu. oturmasını rica ettim. oturdu. dereden tepeden sohbete başladık. arkasından genç ve dinamik görünümlü bir başka polis daha geldi. o ama üniformalıydı. bize yaklaştı. beni önceden pek görmediğini söyledi.
    ,
    onu da oturması için yanımıza davet ettik. bu arada sivil giyimli olan ayrılmak üzere çok sevgi ve saygı dolu bir tavırla vedalaşıp ayrıldı. üniformalı olan ile baş başa kalmıştık. onunla da dereden tepeden söze başladık. konuşması dikkatimi çekti. son derece akıcı, düzgün ve bilgi doluydu. her haliyle sade ve doğal bir izlenim bırakıyordu. düşüncelerini açtıkça şaşkınlığım da artıyordu.

    üniformalı genç görünümlü polis, bilgili kültürlü biri olmakla kalmayıp inanılmaz insancıl bir izlenim bırakıyordu. önemli olan her şeyden önce insan olabilmek, diyordu. toplumda insanların gördüğü kötü muameleden, sosyal, siyasal ve ekonomik bakımdan neden geri olduğumuzdan, dünyanın içinde bulunduğu durumdan, haksızlık ve adaletsizliklerden, cehaletten bahsediyordu. ama nasıl bir duygusallık ve içtenlikle.

    onu dinlerken zamanın nasıl geçtiğini anlayamadım. daha önceki deneyimlerimde de elbette son derece insancıl ve nazik memurlarla karşılaşmıştım. hayret etmiştim. ama son tanıştığım, ne yalan söyleyeyim uzun süre etkisi üzerimde kalacak bir yapıdaydı. böyle bir insan gözlerimi kaparım, vazifemi yaparım diyerek, elindeki yetkiyi pratiklerini yakından bildiğimiz diğer yaygın örneklerdekine benzer şekilde asla kullanacak ve vatandaşı mağdur edecek biri olamazdı. . kaybedeceğini bilse bile insan olmaktan asla taviz vermezdi. bende o güveni çoktan oluşturmuştu.