şükela:  tümü | bugün
  • robert smith tarafindan irdelenmi$ vaktiyle.

    (bkz: a forest)

    neymi$? kiz pe$inden ormana dalmayacakmi$iz.
  • insanı gerçekten en ilkel korkularıyla yüzleştiren durum.

    ergenlik çağında izci kampında (sanki askeriz) kampın etrafında (bu etraf barınaktan rahat bi 30 metre ilerisi) gece nöbet tutuyorduk, herkes uyuduktan sonra. bir saatlik nöbet sonrası sen gidip diğer arkadaşını uyandırıyordun o nöbet tutuyordu. allah'ın dağında, kızılcahamam milli parkındaydık, kış mevsimiydi ve hava dondurucuydu, çok soğuktu. bi de kampa çıkarken sürekli bize geceleri avcıların, psikopatların izcilerin kampını bastığı, hiç olmadı rakip izci gruplarının başka izci kamplarını bastığı ile ilgili (şimdi anlatsalar götümle gülerim) hikayeler anlatıp durmuşlardı. bi de bunlar yetmezmiş gibi yaban domuzu çakal ve kurt gibi yabani hayvanların kampımıza girebileceği bu yüzden de nöbet tutarken bu hayvanlara karşı da tetikte olmamız gerektiğini anlatmışlardı.

    ben nöbet tutuyordum. soğuktan, parmaklarımı hissetmiyordum, vaktin çarçabuk geçmesi için başka şeyler düşünmeye çalışıyordum, ama sürekli gelen hışırtılar, kıpırdanmalardan gerim gerim geriliyor, feneri sağa sola çevirip bakıyordum, hiç bişey göremiyordum.

    orman gece o kadar karanlıkdır ki, bunu ancak ormanda gece kalanlar bilebilir. hele bi de kışın bulutlu bir gecede bi karış ötenizi göremezsiniz. yani bir bilek metal klişesi olan cold and dark kalıbının hakkı ancak ormanda verilebilir.

    hışırtılar giderek artınca delirmeye başladım, oymak başına haber verdim. herif geliyo bakıyo bişey yok diyo, gidiyo ama sonra yine çağırıyorum yine geliyo yine bişey bulamıyor. kendisi de tırsıyor çünkü kendi bulunduğu noktadan ve diğer nöbet noktalarından da sesler geliyor. herkes kafayı yiyor. asıl olay da liderler kampta değil, onların kampı başka yerde, bizi böyle çocuk başımıza bırakmışlardı.
    başımızda adam yok herkes çocuk.

    bu hadiseler arasında diğer arkadaşımı uyandırmak için barınağa gittim. içeri tam girip herifi uyandıracaktım ki, çat pat sesler, tüfek sesleri ve bağırtılar duydum. korkudan bayılacaktım. işte 14 yıllık ömrümün sonuna geldim diye düşündüm. acaba avcılar mı geldi yoksa psikopat katiller mi? arkamı döndüm ortalığa kinamitler atılmış, yem yeşil dumanlarıyla ortalığı aydınlatmış. oymak başı elinde baltayla "war cry" atarak william wallace edasıyla koşa koşa karanlığa dalıyor. diğer elemanlar ellerine odunlar almış onun arkasından koşuyor. bi kaç pısırık(bende dahil) olduğumuz yerde olan biteni izliyoruz.

    karanlıkların arasından liderler çıktı birden sonra. haydaa dedik. meğersem adamlar bütün kampı bu hadise için düzenlemişler. geldiğinden haberimiz olmayan liderler de dahil( bize kendilerini göstermeden başka yollardan dağa çıkmışlar), hepsi beraber bizim kampı basmış. meğer izcilikte böyle raconlar olurmuş. felan fıstık.

    gece bi saat ayakta bekleme cezası aldık. kampımızı koruyamadığımız ve yeteri kadar uyanık davranmadığımız için. benim için kampın en huzurlu anlarıydı, ayakta soğukta beklediğimiz o anlar.

    bi daha izcilik klubüne gitmedim.
  • (bkz: the village)
  • aklınıza sırayla izlediğiniz tüm film sahneleri gelir.. daha sonra kuzeyden boz ayı; güneyden havada yılan gibi süzülerek gelen bir ok; batıdan bir elinde balta diğerinde topuz ile size doğru koşarak gelen insan yaratık karışımı bir şey; doğudan da sisler içerisinden süzülen atlı.. seyreyle eğlenceyi, panik atağı, cinneti..
  • kalacak yeriniz varsa pek sorun değil ama böyle bir imkanınız yoksa bir ağacın tepesine çıkın yoksa ayılar, kurtlar, domuzlar içinizden geçer.
  • muazzam bir deneyimdir. eğer hava açıksa ve yıldızları görebileceğiniz bir aralık varsa tadından yenmez. hayvan sesleri hariç muazzam sessizlik olur. huzuru yaşarsınız. yazarken canım çekti.

    edit: düzeltmeler
  • biraz titretir.