şükela:  tümü | bugün
  • avrupa'nın roma imparatorluğu'nun çökü$ünden rönesansa kadar haçlı seferlerinin yenilgileriyle,veba salgınıyla,moğol istilasıyla,krallık sava$larıyla,kıtlıkla geçirdiği bin yıllık sefalet ve kaos dönemidir..

    böyle bir dönemi sağ atlatıp bugünlere torun torba bırakabilmi$ insanlara $ükranlarımı sunmak istiyorum dayanıklılıkları nedeniyle..
  • (bkz: dark ages)
  • bilim tarihçilerine göre söz konusu çağı "karanlık" olarak adlandıranlar, dönemin kurumları ve zihniyetiyle kıyasıya bir mücadele içinde olan rönesans aydınlarıdır. rönesans aydınlarının bihaber oldukları şey ise, asıl karanlık çağın yüzlerce yıl sonra gerçekleşecek olduğuydu. (bkz: seksenli yıllar)
  • doğunun en parlak dönemidir.
  • çöküşün sadece politik ve ekonomik alanlarda değil, her yerde olduğunu 3. yy'da bir gözlemci şöyle anlatmıştır. etkilenmemek mümkün değil:

    "you must know that the world has grown old, and does not remain in its former vigour. it bears witness to its own decline. the rainfall and the sun's warmth are both diminishing; the metals are nearly exhausted; the husbandman is failing in the fields, the sailor on the seas, the soldier in the camp, honesty in the market, justice in the courts, concord in friendships, skill in the arts, discipline in morals. this is the sentence passed upon the world, that everything which has a beginning should perish, that things which have reached maturity should grow old, the strong weak, the great small, and after weakness and shrinkage should come dissolution." -cyprian, ad demetr.

    not: yarım yamalak türkçeye çevirip etkisini yok etmek istemedim, güzelce bir çeviren olursa türkçesini yazalım.
  • ortacag'ın diğer adı.
  • kendiliğinden ne karanlıktır ne de aydınlık. ona bakanın ideolojisine, yakın olduğu okula göre değişir durumu. misal milletin aydın aydın gezindiği çağımız bana göre zifiridir
  • her sey aslinda dogu ve bati roma imparatorluklarinin "ikiye ayrilalim ki sorunlara mudahale etmek kolaylassin" gibi kisa vadede uygun fakat uzun vadede sicirtan dusuncesiyle basliyor. bu ayrilma hikayesinden sonra dogu roma kendi imkanlariyla devamini saglayabilirken, bati roma kendi ayaklari uzerinde cok uzun sure duramiyor ve barbar istilalariyla perisan olup en sonunda da yikiliyor, (bu yikilma evresine bati roma'nin daha dogrusu imparatorluk henuz dagilmamisken roma'nin cogu gidasini, hammaddesini dogu'dan almasi ve ikiye ayrilinca bundan mahrum kalmasi da etkili). roma, vizigotlar'in eline geciyor sehir yagmalaniyor vs, ve avrupa icin yuzyillar surecek karanlik devir basliyor. bati roma yikilinca bir cok kabile, sef birbiriyle mucadeleye girisiyor, ve bu sure icinde kimse kimseye dis geciremiyor. bu arada roma'dan kalan "medenilesmis" hayatin yerinde yeller esiyor cunku iktidar iddiasi icindeki barbar kabileler ne yol, kopru yapmanin (ulasimi gu clendirmeyi) ne de egitimin oneminin farkindalar, hatta olan roma eserlerinden calip ev filan yapiyorlar. bu guc dengesi, bazi barbar kabilelerinin din etmenini yanina almasiyla, bazi kavimlerin tarafina dogru kayiyor (bkz: frenkler). o sirada bizans tarafinda da eski romayi olusturma, akdenizi tekrar roma golu yapma fikri justinian tarafindan hayata geciriliyor ve italya'yi, misir'i geri aliyor. fakat patlak veren veba salgini da bunu engelliyor ve nufusun %50 sinin olumune sebep oluyor ki bu da uretime buyuk bir darbe vuruyor ve planlari bir baska bahara kaldiriyor. daha sonra emeviler'in fransa'da durdurulmasi da kralin (bkz: charles martel) sohretine sohret katiyor ve "hristiyanligi ben korudum" diyerek din adamlarinin otoritesini kendi tarafina cekiyor ve daha sonralari da torunu charlemagne zamaninda da ilk holy roman empire kuruluyor. o sirada baska bir beklenmedik olay yine avrupa'yi vuruyor ki bu kez vikingler butun avrupa'ya kan kusturuyor ki adamlar tee isvec'ten orta dogu'ya kadar gelmisler ki hatta bazilarinin bizans'ta parali askerlik yaptiklarini da okumustum bi yerlerden. neyse viking saldirilarina karsi frankler o kadar cok fidye oduyorlar ki hazine bosaliyor falan derken, vikingler esas ingiltere'ye dadaniyorlar, orda belli basarilar elde ettikten sonra muhtesem edward tarafindan durduruluyorlar ve bir sure sonra avrupa sahnesinden de siliniyorlar. viking saldirilari bittikten sonra bu saldirilara karsi yetistirilmis o kadar cok basibos sovalye dolu ki ortalik bunlar durduk yerde koylere saldirmaya basliyorlar ki en sonunda belirli antlasmalar yapiliyor silahsizlara saldirmama yasalari cikartiliyor vs. bu kadar sovalyeyi de bir yerde kullanmak lazim ki isa'nin ocunu alma fikri coktandir papalik'in aklinda ve kudus'u ele gecirmek icin hacli seferini baslatiyor. 200 yili suren, 9 buyuk seferden olusan bu savaslardan sonra avrupa herhangi bir toprak kazanci saglayamiyor fakat onemli bilgilerle geri donuyorlar. ticaretin, uretimin, tibbin onemi farkediliyor ve bu ugurda yollar yapiliyor, tarim teknikleri gelistiriliyor, universiteler, okullar, gorkemli kaleler, katedraller yapiliyor ve avrupa ronesansa dogru yelken aciyor.

    su karanlik cagdan ogrendigim sey su ki etkileseceksin arkadas. baska medeniyetle baska kulturlerle etkileseceksin ki kendini gelistiresin, adamlar bariz doguda kendilerinden daha ileri ya da donemin kosullarina gore daha medeni yasayan muslumanlari gordukten sonra, eserlerini aldiktan sonra vs. kamcilanmislar ve kendilerini gelistirmeye kasmislar, ticarete abanmislar vs. ve sonuc olarak da tutulamadilar. bir yandan da aklim almiyor, ki hakkaten bi yandan cidden anlamiyorum bir yandan da hayranlikla bakiyorum, nasil yanibasinizdaki roma yikilinca her seye sifirdan basliyorsunuz, zamanla dibe vuruyorsunuz ve ayni seviyeye gelmeniz 1000 yil suruyor ? barbarlik iste !!
  • haftalardır ankara'da güneşi göremememizle girdiğimizi düşündüğüm çağ. ülkenin durumu da zaten pek iç açıcı değil. ayakkabı kutuları, sağlam ihaleler, güçler birliği-ayrılığı savaşları ne ararsan mevcut... karanlık çağ'da olduğu gibi güzel olan sadece ankara'da her şeye rağmen ayakta durmaya çalışan tiyatrodur.