şükela:  tümü | bugün soru sor
  • kara dna olarak da çevrilebilir. fizikte bildiğimiz karanlık madde'den esinlenerek adam hargreaves'in ortaya attığı kavram. şişman kum fareleri (psammomys obesus) üzerinde yaptığı araştırmalar neticesinde ortaya çıkmıştır. pankreasın gelişimi ve insülin geninin on-off yapılması dahil birçok işleve sahip pdx1 olarak bilinen proteinin, tüm omurgalılarda bulunmasına rağmen, bu farelerde bulunmaması ile ortaya çıkan bir problemin neticesinde, tespit edemediğimiz ama orada olması gereken karanlık bir dna kümesinin varlığına ilişkin öne sürülen bir spekülasyon da diyebiliriz.
    tabi bu iddianın implikasyonlarından biri de dna'nın, evrime yön vermede doğrudan/dolaylı olarak etkisinin olduğudur.
  • basit anlamda eksik olan genler.

    hayvan genleriyle ilgili haritalama yapmak, bir zürafanın boynunun neden eğik olduğunu ve yılanların neden uzun olduğuna dair birçok bilgi verebilir. genom dizilimleri farklı hayvanlarda dna’ların karşılaştırılarak, kendi evrimlerinin benzersiz doğasına girişi sağlamaktadır.

    bazı hayvanların genomlarında eksik olan genler bulunmaktadır. bu eksik genler diğer hayvanlarda bulunmakta ve normal şartlarda o türün yaşamının devam edebilmesi için o gene sahip olması gerekmektedir. görünüşte eksik olan bu genler ‘karanlık dna’ olarak isimlendirilir.

    karanlık dna ilk defa çölde yaşayan bir gerbil türü kum sıçanı psammomys obesus’un genomu sıralanırken fark edildi. bu hayvan üzerinde neden tip 2 diyabete daha duyarlığı olduğuyla ilgili testler gerçekleştirilmek ve bu hayvanın insülin üretim süreci gözlenmekteydi. insülin üretimini sağlayan pdx1 geninin psammomys obesus’ta bulunmadığı fark edildi. bu eksik geni çevreleyen 87 gen keşfedildi. pdx1’de dahil olmak tüm bu eksik genlerin bazıları hayvanın yaşamını devam ettirebilmesi için oldukça önemli. normal şartlarsa psammomys obesus’un yaşamıyor olması gerekiyor. peki, bu eksik genler nerede?
    bilim insanları yaptıkları araştırmada kum faresinin vücut dokusunda eksik olan genlerden gelen talimatların yaratacağı kimyasallara rastladı. bu durum ancak genin hayvanda bulunması halinde oluşabilecek bir durum. bilim insanları genin aslında kaybolmadığını gizli bir yerde olduğunu ve henüz keşfedilmediğini fark ettiler. bu durum da karanlık dna’nın canlı yaşamında varlığını ortaya koydu. genler aslında hayvanın vücudunda bulunuyor, ancak gizli bir haldeler.

    evrenin bir kısmı karanlık dna’dan oluşur, bu tespit edilemeyen eksikliklerin karanlık madde için de bir referans olabilir. böylesi garip bir durumun keşfedilmiş olması, genomların nasıl değiştiği ve mevcut olan genom sıralamalarıyla ilgili birçok soru işaretini ortaya koyuyor. belkide geriye dönerek tüm gen sisteminin yeniden incelenmesi gerekebilir...
  • 2 yillik bir biyomuhendislik öğrencisi ve astronomi ilgilisi olarak son zamanlarda beni hayretlere düşürmüş bir fenomendir. hayretlere dusme sebebim makro ve mikro cosmosun bu kadar derinlemesine uyum içinde çalışması ve biribirine böylesine benzemesi.

    atomaltı parçacıklardan atoma, atomdan moleküle, molekülden maddeye, maddeden gezegenlere, gezegenlerden güneş sistemlerine, günes sistemlerinden galaksilere, galaksilerden de evrene uzanan uzun yolculuğun mikro ve makro yönlerinde ne kadar derine gittiğini bilmemek dehşet uyandırıcı bir duygu.

    dark dna olarak adlandirilan şey ise genlerin etkilerinin gorulmesine rağmen somut bir yapıda olmaması veya gorunememesidir. tıpkı uzayın büyük bir kısmını karanlik maddelerin oluşturması, madde uzerinde etkilerinin olduğu bilinmesi ama gorunememesi gibi.