şükela:  tümü | bugün
  • yürümek eyleminin en güzel olguya kavuştuğu sokaklardır. rengini kül bulutu siyahtan alır, içine çeker.

    yaşanılası, sevilesi andır. tadılmalıdır.
  • ekseriyetle hirsiz ugursuzun kol gezdigi sokaklardir. imkan varsa baska sokaktan gidin gideceginiz yere.
  • zordur kendi gölgenden kaçmak, sığınağın ışıkların aydınlatmadığı bir sokaktır yalnızca. elektriğin henüz ulaşmadığı bir köy yolu belki de. kaderine terk edilmiş umutlar, kırılgan düşler can yoldaşı karanlık sokakların.
  • güzel bir keman solusu eşliğinde çalınan harika ötesi bir parça,
    dinleyiniz, dinletiniz.

    http://songza.com/z/8tbp9p
  • gün bitmiş, insanlar evlerine çekilmiş ve hatta tüm ışıklar sönmüştü. etrafı yalnızca sokak lambaları ve ay aydınlatıyor, uzaklardan gelen sanayi sesleri ve çekirgeler ise gecenin sessizliğini bozuyordu. duvarları nemlenmiş ıssız bir bardan ayyaş bir şekilde çıkan bu beden sessizce önündeki yolu takip ediyordu. nereye gittiği, neler olacağı ya da gün doğduğunda neler hissedeceği önemli değildi. sadece yürüyor ve elinden geldiğince düşünmemeye çalışıyordu. şaşılacak ki bunda da oldukça başarı oluyordu; zihni bu karanlık sokaklar kadar boş ve manasızdı.
    bu yollar onundu sanki. sokaklarda dilediğince gürültü yapabiliyor, şarkılar söyleyip sokak lambalarına sarılabiliyordu. bu, onun özgür dünyasının bir parçasıydı. ruhu göğe ererken yaşadığı anlamsız bir hayattı. şimdisi ve sonrası olmayan, üzerinde düşünülmesine gerek duyulmayan boğucu bir yaşamdı her şey.
    karanlık sokaklar, hür ama dengesiz adımlar ile ilerleyen bir ayyaşın eviydi ve hep öyle kalacaktı.

    peki bizler, sözde düşünebilen insanlar, nereye kadar dayanabilecektik? sıcak yataklarımızda yaşarken, yiyecekler ile dolu dolaplarımız bizi daha ne kadar besleyebilecekti? elimizin altındaki internet ile sonsuz bir evrenin kapılarını açarken ruhumuz ne zaman tatmin olacaktı? cebimizdeki son kuruşu harcadığımız zaman bir sonraki günün korkusunu nasıl aşacaktık? bir an elektrikler kesilmiş olsa sabaha kadar nasıl bekleyecektik?
    belki de karanlık sokaklarda dolaşan bir ayyaştan daha kötü bir hayata sahiptik. her geçen gün artan stres, her geçen gün bizi biraz daha yoran bu koşuşturmaca ruhumuzu hırpalayıp duruyordu. şimdi ise geriye bir adet paçavra kalmış, tüm gücü tükenmiş bir beden ile yaşamaya başlamıştık. sonu olmayan ıstırap dolu bu yolda acı içinde, ama sessizce, yürüyorduk.
    ayyaş ise çoktan uykuya dalmış ve rüyasında bir sonraki kadehini yudumluyor olmuştu.