şükela:  tümü | bugün
  • güzel mugla'nın güzel türkülerinden biri. sözleri nazmi yükselen 'e aittir.

    karaova düğünü gece kuruldu
    varır varmaz güveğin adı soruldu
    pehlivanlar meydana çıktı soyundu
    o zaman hacı gümüşoğlu vuruldu

    vurma murat yakışmaz senin şanına
    insan eniştesinin kıyar mı canına
    yapma murat yakışmaz senin şanına
    insan eniştesinin kıyar mı canına

    karaova’ya vardık güle oynaya
    aziz arkadaşımı eve koymaya
    acımadın mı murat beni vurmaya
    al kanlar içinde kabre koymaya

    vurma murat yakışmaz senin şanına
    insan eniştesinin kıyar mı canına
    yapma murat yakışmaz senin şanına
    insan eniştesinin kıyar mı canına
  • söz ve müziği ormancı gibi muğla yeşilyurt'tan (pisi) tahir erdinç'e ait olan türkü
  • hadigari cumhur filminde film müziği olarak kullanılmış ege türküsüdür.
  • şu varyantı da dilden dile söylenir:

    "koyma murat yakışmaz senin şanına
    insan eniştesinin koyar mı a..na"
  • insan evladını gece vakti darmadağın eden, ruhuna parmak atan muhteşem ege türkülerinden biridir...
  • bu türkü'nün yakıcısı hayıtlı'dan çıktım ve bodrum hakimi'nde olduğu gibi çelik lakaplı mutafa bacaksız olabilir. emin olamadım şimdi.

    turkudostlari.net sitesinden aldığım öyküsünü yapıştırayım:
    yıllar önce, karaova'da bir düğün varmış. düğün için, bodrum, milas, yatağan ve muğla köylerindeki hatırlılara, tanıdıklara okuntu** yollanmış. düğün sahibi adına, sabuncu salih efendi, (milas'ın olan) kafaca köyüne uğramış. hem hacı gümüşoğlu hüseyin'e, hem de onun kayınçı* murat'a birer okuntu vermiş.

    o sıralar hüseyin'le murat'ın araları iyiden iyiye açıkmış. "kol kırılır, yen içinde kalır", geçimsizliklerini el günden gizleyip, al atlarına binip, karaova'ya (mumcular) doğru birlikte yola koyulmuşlar. geceyi milas'ta bir handa geçirmişler. bir anlatışa göre, murat silahını handa unutmuş. yolda eniştesi hacı gümüşoğlu hüseyin'e durumu anlatıp; 'dönüp alsak mı silahı?' demiş. hüseyin 'murat,' demiş, 'biz cenge değil, çengiye gidiyoruz. varsın kalsın silah. dönüşte alırız...'

    düğün evine yaklaştıklarında, davullar karşılamaya çıkmış. hacı gümüşoğlu bir çeyrek altın fırlatmış davulcuya, murat'sa, bir yarım altın. hüseyin buna içerlemiş. öfkesini açığa vurmak istememiş ama, murat'a "gelme olduğum yere" demiş. hüseyin'i bir odaya, kaynı murat'ı başka bir odaya almışlar. içkiler içilmiş, köçekler oynatılmış. alem sabaha dek sürmüş.

    ertesi gün kuşluk vakti güreş tutulacakmış. meydan hazırlanmış. su lengerleri, yağ kazanları getirilmiş. pehlivanlar meydana çıkmış, soyunmuşlar. davulcular almış yerlerini. halk pehlivanların çevresinde halka olmuş. varıp, hacı gümüşoğluna: 'ağam, güreşi senin başlatmanı istiyoruz,' demişler. hüseyin; 'bekleyin,' demiş, 'ben gelmeden çalmasın güreş davulu.' pehlivanlar ve halk sıkılmaya başlamış. bu sırada murat, hakem kuruluna yaklaşmış; onlarla bir iki fısıldaştıktan sonra: 'eey ahali!' diye bağırmış, 'güreşi başlatıyorum. davulcular, vurun güreş davulunu!..' davulcular çalmak istemedilerse de, murat'ın ısrarı karşısında vurmuşlar tokmaklarını.

    ayaktan üç çift kıspet döverken, davul sesini duyan hacı gümüşoğlu öfkeyle kalkıp alana gelmiş, önüne çıkan ilk çifti ayırıp tokatlamaya kalkışınca, murat işe karışmış: 'ben başlattım güreşi, çekil alandan!' hüseyin; 'bana bugüne bugün* hacı gümüşoğlu derler; sen kim oluyorsun da güreşi başlatıyorsun?' deyince murat, bıçağını çektiği gibi:

    'al işte, bundan böyle bana da "murat efe" desinler...'

    murat delik deşik etmiş eniştesini. ablası "ela gözlü" şefika'yı dul, yeğeni fettah'ı yetim bırakmış. murat, hüseyin'i öldürdüğü zaman ablası: 'naha murat,' diye ilenmiş*, 'idam edildiğini ya da öldüğünü görürsem, boğadan kurban keseceğim!..'

    erkek güzeli olduğu söylenen murat, yıllarca muğla hapishanesinde* yatmış. eniştesini öldürdüğü günden sonra gerçekten "murat efe" diye anılır olmuş. murat efe, birkaç yıl önce ölmüş. söylentiye bakılırsa, ablası, adağını unutmamış, kocasını öldüren kardeşi öldüğü gün, boğa kurban etmiş.

    "1967 muğla 2. yıllığı"nı hazırlayan kaya müştakhan, "karaova düğünü" türküsünün öyküsünü sorduğu küçük bir kız çocuğunun: 'anlatamam, heyecanlanırım.' dediğini yazar.

    karaova’ya vardım güle oynaya
    aziz arkadaşımı güvey koymaya
    acımadın mı murat beni vurmaya
    al kanlar içinde kabre koymaya

    vurma murat yakışmaz senin şanına
    insan eniştesinin kıyar mı canına
    karaova düğünü gece kuruldu
    varır varmaz güveyin adı soruldu

    pehlivanlar meydana çıktı soyundu
    o zaman hacı gümüşoğlu vuruldu
    vurma murat yakışmaz senin şanına
    insan eniştesinin kıyar mı canına

    köylüsünden karaova düğünü öyküsü
    (bkz: bodrum hakimi/@ibisile)
    (bkz: yapma burak bizde kadına vurulmaz)