şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • şu sıralar en çok zorlandığım konu.
    gitmek veya kalmak.
    başlamak veya başlamamak.
    söylemek veya söylememek.
    hepsi çok zor geliyor, dönemsel diyip geçelim?
  • “insanlar, geleceklerine karar vermezler; alışkanlıklarına karar verirler. alışkanlıkları da geleceklerine karar verir.”
  • şimdi kendimizi ifşalamayalım da ismim piyemsesnur gibi bir şey. haliyle insanlar nur kısmını yok sayıp piyemses demeyi tercih ediyorlar. yarın 27 olacağım (burası çokomelli kimse kutlamadığı için kendime sürekli hatırlatmak istiyorum) ve geçen yıllar boyunca piyemsesnur diyen insanlar sadece öğretmenlerim ve şirketten bir iki andavaldı. hiç birini sevmediğim için biri bana kısaltmadan ismimle hitap edince 1-2 saniye duraksayıp kasıyorum. ama bende de hata var çünkü tanıştığım insanlara direkt kısalmışını söylediğim için insanlar da onu biliyor. özetle artık piyemses değil piyemsesnur olarak anılmak istediğime karar verdim. bana piyemses diyenlere "ben piyemses değilim piyemsesnurum leyn! " diyerek düzelteceğim. çok kararlıyım tam şu an verdim bu kararı. veriyoruuumm ahanda verdim!
  • “yeri gelmişken, aldığı kesin kararlarla ilgili bir özelliği belirtelim; tuhaf bir özelliği vardı bu kararların: verdiği her karar kesinleştikçe gözüne çirkin ve anlamsiz görünüyordu. bütün o dayanılmaz iç çekişmelerine karşın, düşüncesinin gerçekliştirilebilir bir şey olduğuna bir an bile inanmamıştı.”

    hepimiz icin biraz da böyle bir şey karar vermek bence. kafamızda her şey yerli yerindedir planı kurgularken, her şey tamamdır. ama iş ciddiyete binince nedense kaçacak bir delik ararmış gibi bir sürü bahane sıralamaya baslariz, planı kurarken nerede oldugu mechul onlarca ihtimalle karsı karsıya oldugumuz fikri beynimizi kemirmeye başlar. en sonunda, “neden yapayım ki zaten?” “ çok saçma..” der ve raskolnikov‘un aksine, kararımızı hiçbir şey yapmamaktan yana veririz. bu karar kimi zaman doğrudur, boşlukları bulup doldurmus, kar ve zararımızı tartıp mantıklı olanı yapmısızdır. fakat cogu zamansa korkaklıktan başka bir şey değildir.

    iyi kötü bir karar vermek ve bunu eyleme dokmek her zaman en iyisidir. iyi ya da kötü, en azından kötü olursa ders cıkarabileceğimiz bir hata elde etmis, hayatımıza yön vermis ve bir karar vererek aynı zamanda bir sorumluluk üstlenmis oluruz.
  • her verdiğin karar, sonrakini etkiler.

    duygusal bir kararın ardından daha duygusal,mantıklı bir kararın ardından daha mantıklı bir karar verme ihtimalin yüksektir.

    faydalı kararlar daha faydalılara
    zararlı kararlar daha zararlılara kapı açar.

    ufakta olsa her kararına önem ver
  • çoğumuzun kabusu olan "karar vermek" üzerine bir hikaye.

    köyde yaşlı, çok fakir bir adam varmış, buna rağmen herkes onu çok kıskanırmış. çünkü bu yaşlı adamın dillere destan güzellikte, güçlü, bembeyaz atı varmış. atın talibi çokmuş, hatta ülkenin kralı bile at için nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama yaşlı adam satmaya yanaşmamış. krala demiş ki:
    "bu at, sadece bir at değil bir dost benim için. insan dostunu satar mı?"
    bir sabah bakmışlar ki, at yok. köylü yaşlı adamın başına toplanmış:
    "seni ihtiyar , aptallık ettin, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. şimdi ne paran var, ne de atın."
    yaşlı adam demiş ki:
    "karar vermek için acele etmeyin, sadece ‘at kayıp’ deyin. çünkü gerçek olan sadece bu, ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. atımın kaybolması, bir talihsizlik mi. yoksa bir şans mı, bunu henüz bilmiyoruz. çünkü bu olay henüz bir başlangıç, arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez."
    köylüler adamın söylediklerine kahkahalarla gülmüşler. ama aradan 15 gün geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş. meğer çalınmamış, kendi kendine dağlara gitmiş. dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş. köylüler, yaşlı adamın etrafına toplanıp özür dilemişler.
    "sen haklı çıktın. atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün oldu."
    yaşlı adam demiş ki:
    "karar vermek için gene acele ediyorsunuz. sadece atın geri döndüğünü söyleyin. bilinen gerçek sadece bu, ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. bu daha başlangıç, birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında fikir yürütebilirsiniz?"
    köylüler bu defa yaşlı adamla dalga geçmemiş ama içlerinden bu adam sahiden deli diye geçirmişler.
    bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan adamcağızın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. köylüler yine gelmişler ve demişler ki:
    "bu atlar yüzünden tek oğlun bacağını uzun süre kullanamayacak. oysa sana bakacak başkası da yok. şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın demişler."
    adam cevap vermiş:
    "siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz. o kadar acele etmeyin. oğlum bacağını kırdı. gerçek bu… ötesi sizin verdiğiniz karar…
    ama acaba ne kadar doğru… hayat böyle küçük parçalar halinde gelir neler olacağı size asla bildirilmez…"
    birkaç hafta sonra, düşmanlar çok büyük bir ordu ile saldırmış. kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. köye gelen görevliler ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. köyü matem sarmış. çünkü savaşın kazanılmasına imkan yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya esir düşüp köle diye satılacağını herkes biliyormuş. köylüler, gene adamın yanına gelmişler:
    "yine haklı olduğun kanıtlandı. oğlunun bacağı kırık, ama hiç değilse yanında. oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer…"
    yaşlı adam:
    "siz erken karar vermeye devam edin. oysa ne olacağını kimseler bilemez. bilinen bir tek gerçek var. benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde. ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece tanrı biliyor."

    lao tzu, etrafına anlattığında öyküsünü şu nasihatle tamamlarmış:
    “acele karar vermeyin. o zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. karar aklın durması halidir. karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. buna rağmen akıl insanı daima karara zorlar. çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. oysa gezi asla sona ermez. bir yol biterken yenisi başlar. bir kapı kapanırken, başkası açılır. bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz. karar vermek, bilgelik gerektirir, unutmayın…”
  • "çocuğun itkilerine yetişkin dünyası karşı çıkar ve çocuğun istenci bu karşı çıkışa itiraz etmek için ortaya çıkar önce. eğer çocuk bütün itkisel ifadelerini susturan anne babaya sahip olma talihsizliği içindeyse çocuğun istenci suçlulukla yüklü hale gelir ve bütün kararların kötü ve yasak olduğu deneyimini yaşar. böyle bireyler karar veremezler, çünkü karar vermeye hakları olmadığını hissederler." demiş irvin d. yalom varoluşsal psikoterapi kitabında.
  • mahkeme kararları için entscheidungsbäume (englisch: decision tree) kullanılıyormuş.

    verilen karara, verildiği anda gelişim sürecini tamamlamış, küçük meseleleri tavazzuh ettirirken dahi tatmin edecek kadar nesnellik gösteren, ama aynı zamanda tutarlı bütünlük oluşturan, bir varlık atfedilebilir .

    not: makaleye/teze başlandığında bilimsellik adına böyle cümleler kurulur. ben oldum valla denir . ama aslında bu olduğun(m)uzu göstermiyor. bu cümle bilgi yumağı gibi birşey. daha o konu hakkında yapılacak çok iş vardır aslında
  • özgür iradenin getirdiği sorumluluk. yorucu iştir. tüm olasılıkları değerlendirip içlerinden en iyisini seçmek gerek. yoksa en iyi niyetlerinle aldığın bir karar başkası tarafından olumsuz algılanabiliyor. geriye sonuçlarına katlanmak kalıyor.

    trafikte verdiğimiz küçük kararlar tüm çevre insanların hayatlarına mal olabilirken, hayatın akışı içinde verilen kararlar size ve sevdiklerinize zarar veriyor.

    ayrıca osho demiş ki; (bkz: mutluyken söz üzgünken cevap öfkeliyken karar verme) genelde öfkeyle verilen kararlar bizi feraha kavuşturmaz, tutsak eder. özgürlükle başlayıp tutsaklıkla bitti. tüm kararlarınız doğru olsun efenim
  • karar verirken uygulanacak en doğru yaklaşım, iyi bilgilendirilmiş olmak ve insan rasyonalitesini çarpıttığı bilinen düşünce ve duygu önyargılarının üstesinden gelecek teknikleri uygulamaktır. bu nedenle de işe çeşitli ve saygın kaynaklardan yararlanarak, vereceğimiz karar ile ilgili arka plan bilgilerini toplayarak başlamak gereklidir.

    yanlış karar vermenize neden olacak önyargılardan ilki "affective forecasting"dir. bu, gelecekteki olaylara yonelik kendi duygusal tepkilerimize ilişkin tahminlerimizdir. sıklıkla "impact bias" adi verilen bir bilişsel hatayı barındırırlar.*

    impact bias ise gelecekte olacak/olma ihtimali yüksek olaylar üzerine yaptığımız duygusal atıfların genellikle rasyonel değerde olmamasına sebep olan etkidir.*

    gelecekte yaşayacağımız durumlarda nasıl hissedeceğimizi tahmin etmekte çoğu zaman yetersiz kalırız ve bu, yanlış kararlar vermemize neden olabilir. bunu aşmak için, benzer bir seçim yaptıktan sonra başka insanların nasıl hissettiklerini öğrenmek faydalı olacaktır.

    (esasen ekşi sözlük'ü kıymetli kılan da budur. binlerce yazar, binlerce durumda yaşadıklarını ve hissettiklerini paylaşarak bu konuda sağlam bir veritabanı yaratmaktadır. faydalanmayı bilin.)

    kararlarımızı etkileyen bir diğer önyargı ise "temporal (time) discounting" (geçici indirgeme) ile ilgilidir. insanlar kısa vadeli kazançlara öncelik verme eğilimindedir. örneğin, gelecekteki bir proje ya da tatil planını alelacele kabul edebiliriz çünkü bu popülerlik ya da övgü açısından ani elde edebileceğimiz faydalar sağlayabilir. kimse arkadaş ortamında tatil planını bozan kişi olmak istemez. bu kararı alırken günü geldiğinde harcanacak zaman ya da emek yatırımını hafife alır ya da görmezden geliriz.

    bu tür senaryolarda karar vermeniz gerektiğinde uzun vadede kararını vereceğiniz işi/tatili uzun vadede değil de yakın zamanda yapacak olsaydınız ne hissedeceğinizi düşünmeye çalışmak gereklidir.

    örneğin, projeye 1 yıl sonra değil de önümüzdeki ay başlamanız gerekse, tatil için 6 ay sonra değil de hemen bu hafta sonu hazırlanmanız gerekseydi ne hissederdiniz bunu düşünmek karar verirken daha rasyonel olmanıza yardımcı olacaktır.

    yukarıdaki adımlar tamamlandıktan sonra vereceğiniz kararın seçeneklerinin artı ve eksilerini içeren bir liste oluşturmak ve kararınızı temellendirmek için bir puan sistemi oluşturmak iyi bir seçenek olacaktır.

    kaynak: 1, 2, 3
hesabın var mı? giriş yap