1. kararsız olmaktan ayrılan bir durumdur, kararsız olmak genelleme olarak addedilebilecekken, kararsız kalmak belli durumlar için geçerlidir.
  2. bir türlü karar verememe durumudur. genelde bu ikilemi yaşayanlara da kararsız denir.
  3. iki ya da daha fazla eşdeğer seçenek arasında seçim yapmakta zorlanma durumu. yapılması gereken, eş değer seçeneklerin olumlu ve olumsuz yönlerinin yazılı olarak incelenmesi, ardından karşılaştırılması; her durumda eşit sonuçlara ulaşılıyorsa, ön sezgilerin veya duygusal isteklerin ön plana çıkarılmasıdır. bunlara rağmen kesin bir yargıya varılamıyorsa "oo piti piti" bilimsel yöntemi kullanılmalı, bu kadar zırvaladığı için kişi kendini yeniden değerlendirmeye almalıdır.
  4. psikoloji de kararsızlık bir eşek ve iki yanına bırakılan yem ile anlatılır:

    eşek, bir o tarafa bakar bir diğer tarafa ama her ikisini de istediği için kararsız dolayısıyla da aç kalır.
  5. "en kötü karar bile kararsız kalmaktan iyidir" cümlesi hatırlandıgı anda vazgecilen durum. tabi her zaman bu kadar kolay atlatılamıyor, o ayrı.
  6. genelde alışveriş yaparken yaşadığım, her defasında bana kendi kendime kızıp niye böyleyim dedirten boktan durum.
  7. hayatin askiya alinmasidir. donup kalmaktir. aklinizi isgal etmis ...*lardir. her kosulda her anlamda her sekilde cok rahatsiz edicidir.

    diyelim her hafta evinize baska bir talip istemeye geliyor. biri doktor, biri muhendis biri avukat... her birinin ardindan baba ayri anne ayri basliyorlar sorulara
    - ee ne diyorsun, bak her sey senin kararina kalmis.
    ve sizin cevabiniz hep ayni... cunku bir cevabiniz yok ...
    - ...

    diyelim cok saglikli bir iliski icerisindesiniz. bir gece sevgilinizle gittiginiz bir barda bardan icki almaya calisirken hos bir bayanla konusmaya basliyorsunuz.
    hos bayan, hos muhabbetinize kaldiginiz yerden devam etmek icin sizi evine davet ediyor. baslarsiniz kendizi sorgulamaya
    - ee ne desem, her sey benim kararima kaldi
    ve sizin cevabiniz hep ayni... cunku bir cevabiniz yok ...
    - ...

    diyelim onceden calisilmamis bir konuda bir program yaziyorsunuz. oyle bir noktaya geldiniz ki onunuzde ayni seyi yapmanin birden cok yolu oldugunu fark ediyorsunuz. gerci sonucta hepsinin birebir ayni sey olmayacagina eminsiniz. tabii her olasiligi denemek de cozum degil cunku o kadar vaktiniz yok. sorular kafada takilip kalirsiniz bilgisayar ekranina
    - ee nasil yapsam, hangisi dogru?
    ve sizin cevabiniz hep ayni... cunku bir cevabiniz yok ...
    - ...

    boyle gider bu.

    karar, seceneklerin arasindan rasgele secilmelidir. tatli kafanizi fazla yormaya gerek yok. doktorun, muhendisin ve avukatin isimlerini birer kagida yazip annenizden kagitlari karistirmasini isteyin ve birini rastgele cekin. barda hemen cebinizden bir bozukluk bulun (yoksa size gulumseyen bayandan isteyin) ve yazi tura atin. yazi gelirse ozur dileyip sevgilinizin yanina donun tura ise hos bayana gulumseyip barda sizi bekleyen eski sevgilinizi unutun. bilgisayar ekranina kipirdamadan bakmaktan vazgecin ilk dusundugunuz yolu gelistirin calismazsa diger secenekleri yaparsiniz. nasil olsa sonucta yazdiginiz programi begenmeyen birileri cikacak ve sizin programi iyilestirmeniz gerekecek, o zaman akliniza onceden gelen diger secenekleri sirasi ile denersiniz.

    (bkz: carpe diem)
  8. pis bir histir. oyle kalakalirsiniz. hicbir sey yapmak mumkun degildir. kimildamaniza engel olan asidik bi madde damarlarinizda dolasmaya baslamistir sanki. kararsizligin zehri. zaman da geciyordur. yerini panige birakir. etrafa bakmaya baslarsiniz. disariya. tavana. kesmez esofmaninizin bagciklariyla oynamaya baslarsiniz. ellerinizi falan incelersiniz cevap arar gibi parmaklarinizda. ama yok, bostur. cevap hicbir yerde yoktur. en kotusu, sizde hic yoktur!!

    arkadaslarinizi aramak istersiniz sonra. aramak sormak. ama olmaz. o da olmaz. sorunuzun zibilyon tane degiskeni var ne de olsa.. hepsine hakim olamazlar ki! herseyi bilemezler! sizin gibi her ihtimali hesaplayamazlar bu yuzden!

    caresizlik odayi kasip kavuran bir firtina gibi olmustur artik... kimsenin gormedigi bir ruzgar sandalyeleri sallamaya, cami cerceveyi zingirdatmaya, vazolari dusurup kirmaya baslamistir... ruzgarin ugultusu "hersey icin cok gec" demeye baslamistir... "hersey icin cok gec, cok gec, cok gec..."

    montaigne'in denemeler'inde okudugunuz o cumle gelir sonra akliniza... "kusur korkusuyla hata isliyoruz..." diye fisildarsiniz. "kusur korkusuyla hata isliyoruz..." burda neyi bekledigimi bilmeden beklerken neyi kaciriyorum... ya da aslinda ben mi erken davrandim ama bilmiyorum... gec mi kaldim herseye... yoksa hersey benden evvel mi cekip gitmisti... gercekten kusurlarimdan mi korkuyorum... yoksa hata mi isliyorum...kusur hangisi hata hangisiydi burada... peki ya kusur zannettigim hataydiysa aslinda....

    derken ablaniz girer iceri.

    - magnolia, naapiyosun orda uc saattir?
    - coraplarimi giyicem.
    - ...
    - ...
    - e hadi giy !!@#

    coraplardan biri bej biri acik bej renktedir.

    - giy iste birini ya tey allahim

    (bkz: terazi burcu olmanin zorluklari)
  9. işten çıktım ya nasıl berbat birgündü, nasıl bir sıkılmak sıkıldım anlatamam. tekelin önünden geçerken nasıl evet, hayır, evet, hayır, karar veremedim, anlatamam. hem isterim hem vazgeçerim yapamam. ben en iyisi çıkıp bi ufak alayım, bu akşamı başka türlü atlatamam.

    bence de;
    (bkz: terazi burcu olmanın zorlukları)
  10. yemeğini yersin. sıra dondurmaya gelmiştir oh mis. e ama aynı anda çay da demlenmiştir? ve deminin en güzel zamanını yaşamaktadır (20-25.dakika). dondurma mı çay mı karar veremez ve düşünmek için içeri gidersin. bilgisayar başında oyalanırken dalar gidersin ve çay zift gibi kararır.

    şimdi siktir git dondurmanı ye kararsız ibne seni.

kararsız kalmak hakkında bilgi verin