şükela:  tümü | bugün
  • uzun yıllardır türlü diyetleri denerim. hatta intermittent fastingi neredeyse 1 yıldır yapıyordum. hiç birinden beklediğim sonucu alamayınca, çok kilo veren komşumuzun karatay diyeti ile kilo verdiğini iletmesi sonucu, serüven başladı.

    henüz çok başındayım 10 gün oldu. 10 gün içinde başarılı sonuçları elde etmem sonrası devam ediyorum, sonuçlarımı da buraya yazacağım. ileride ne yenir ne yenmez ya da ben neler yaptım gibi kısımlar için detaylı bir entry gireceğim.

    update editleri:
    10 gün: 3,1 kg
    17 gün: 3,2 kg (bu hafta için koruma moduna girdik)
  • uygulamaya çalışırken ciddi tereddütler ve çelişkiler yaşadığım diyet. canan hocayla sonuna kadar aynı fikirdeyim, kesinlikle ideal bir diyet. ama gel gör ki bu ülke insanının nerdeyse yüzde yetmişi reflü sahibi. reflü hastası mide köpürmesin diye 2 saatte bir ağzına bir şey atmak zorunda. diyet ise ara öğünlere kesinlikle karşı. yine aynı şekilde glisemik indeksi çok düşük olduğundan özellikle kahvaltıda ceviz badem ve kuruyemişler öneriliyor. fakat bunlar aynı zamanda reflü yasak listesinde. 25 yaşındayım, 2 yıldır reflü rahatsızlığım var. diyeti uygulayayım diyorum reflüm azıyor, reflü diyetini uygulayayım diyorum bu sefer karatay diyeti bozuluyor. ne yapacağımı şaşırmış vazitteyim.
  • diyet değil yaşam stilidir. şekeri, unu doğal olarak hayattan çıkarınca kilo veriyorsunuz bu kadar basit.
    işin püf noktası hızlı değil sindire sindire kilo vermektir.
    aceleniz yoksa uygulayın derim kendinizi mükemmel hissediyorsunuz.
  • bu beslenme biçiminde kilo vermek ve forma girmekten daha güzel bir şey varsa, o da hayatını ve her şeyini, düşüncelerini bile düzene sokmasıdır.

    bir gün sonra neler yiyeceğimi bir gün öncesinden planlıyorum. bu o kadar güzel ki. yarın ne yiyeceğim bir gün önceden belirli oluyor. neler yiyeceğimle ilgili seçimler, planlar yapıyorum. sistemin bana sunduklarını değil, ne yiyeceğime karar verip, seçip, onları kendim hazırlıyorum. hiçbir zaman "oofff çok acıktım, ne yesem acaba, ıımmm, gidip bir hamburger ya da pizza gömeyim en iyisi" gibi anlık zararlı seçimler, düşünmeden yapılan vücuda tıkıştırılan hazır ve özensiz gıdalar olmuyor.

    ben mesela yarın spor sonrası muhteşem bir karatay kahvaltısı yapacağım. sonrasında ise hazırladığım lezzetli ve sağlıklı yemeğimi yiyeceğim akşam: kıymalı yoğurtlu biber salçalı sosuyla hazırlanmış kabak. buna karar verdim ve bunu yiyeceğim. ne kadar bilinçli bir beslenme değil mi? işte bu çok güzel.

    bu beslenme ile yemek yapma becerilerim gelişti. sadece bu da değil, uyku saatlerim, günlük alışkanlıklarım, düşünce biçimim, cildim, gün içindeki modum, hayata bakışım. kendimi daha çok önemsiyorum, yani her şey. ruh halim bile, çünkü sağlıksız çöp besinler insülin seviyemizde ani dalgalanmalar yaptıkça zihinsel olarak da iniş çıkışlar yaşıyoruz yani duygu durumumuz bile dengesiz oluyor. ama düzenli ve sağlıklı beslenince zihnimiz de düzene giriyor. zihnim açıldı diyebilirim. sanki bir bağımlılıktan kurtulmak ve birden uyanmak gibi.

    bir diğer harika noktası ise şu, şeker, işlenmiş gıda, zararlı karbonhidrat 1 gram bile olsa uzun zamandır tüketmediğim için yiyeceklerin gerçek tadını, asıl lezzetini alabiliyorum. yani tat alma duyum gelişti, ya da olması gerektiği gibi oldu. yiyecekler artık benim için sadece bir yiyecek değil aynı zamanda bir lezzet, bir zevk çünkü yediğim yemeklerin tatları alıyorum, bana eskisinden çok daha lezzetli geliyor.

    eskisi kadar yememeye başladım. yemek yediğim esnada doyduğum noktayı fark ediyorum. önceden doydum mu doymadım mı anlayamazdım. üstelik sık sık canım bir şeyler isterdi. artık bu da yok. kahvaltı yapıyorum ve sonra akşama kadar ağzıma tek bir parça bir şey atasım gelmiyor. içimden gelmiyor yani canım istemiyor. akşam yemek yiyorum ve sonrasında canım hiçbir şey istemiyor, tek bir lokma bir şey bile. kendimi tutuyorum değil, canım istemiyor. bu.

    canım abur cubur da istemiyor. canım gerçekten ama gerçekten eskiden o çok yediğim cipsleri, börekleri, jelibonları hiç ama hiç istemiyor. yani bu özelliğimi kaybettim diyeyim, garip ama öyle oldu.

    karatay diyeti iki öğün yemeyi öğütleyen, işlenmiş gıdanın, şekerin, karbonhidratın, zararlı olan bütün gıdaların tüketilmediği, sağlıklı yağların ve yiyeceklerin tavsiye edildiği bir beslenme biçimidir. ister intermittent fasting diyin, ister ketojenik beslenme diyin, ister düşük karbonhidrat diyin.
    ne derseniz diyin hepsi de aynıdır: iki öğün ye, sağlıklı ye, akşam 6 dan sonra yeme.
  • zamanında uygulayıp spor yapmamama rağmen haftalık 1 kilo olmak üzere bol bol yiyip sadece akşamları aburcubur kivranmalari ile totalde 10 kiloyu verdiğim beslenme sekli. mideme girmeyen paketli paketsiz tatlılar, pilav makarna, rafine şeker, un içeren bilumum yiyecekler ile birlikte seve seve yediğim kuruyemiş kuru meyve et yumurta yeşillikler sayesinde, uzun uzun uyuyarak o dönemi gayet mutlu geçirmiştim. cidden kalıcı kilo verdiren bir beslenme seklidir, geri almak için zıvanadan çıkmak lazım. bu aralar tekrar benzer bir beslenmeye gecegim, ilerleyen zamanlarda vücudu terbiye edebilirsem modifiye bir if ile entegre edebilir miyim ona bakacağım.

    edit: geçemedi, edemedi, bakamadı :( henüz
  • ketojenik diyet, araklı oruç vs araştırırken en son kitabını alıp okuduğum beslenme programı.

    kitabını 2 günde bitirirsiniz. kitabı okurken bize yani türklere en uygun beslenme şekli olduğunu anlayacaksınız. kadın her şeyi oturmuş açık açık anlatmış.

    uygulaması kolay ama pahalı. somon balık, kırmızı et vs hep yemek kolay şeyler değil ya da köy tereyağı, köy peyniri, köy yoğurdu bulmak gündelik hayatta uğraşılacak bir şey değil. bekarsanız zaten imkansız. mecburen marketten alıyorum bu gıdaları.

    bakalım ne olacak.
  • zayıflama kısmını bilemem ama uzun ve sağlıklı yaşam için aksi iddia edilen diyettir. şimdi karataycılar düşünsün: uzun ve sağlıklı yaşamın sırrı bol karbonhidrat ve az protein mi?
  • canan karatay tarafında uygulanan diyettir. ben bu diyetin hakkıyla uygulandığında faydalı olduğunu düşünüyorum. ancak kaliteli karbonhidratları da sofradan eksik etmemek gerekir.
  • tıbbi diyettir. hayat felsefesi haline getirip sağlığınızdan olmayın .
  • aramızda hala ketojenik diyet ile karıştıranlar var.

    ketojenik diyet, yoğun yağ, protein çok az karbonhidrat.

    karatay diyeti ise glisemik endeksi düşük besinleri yemek, karbonhidrat ise daha makul seviyelerde. bir nevi düşük karbonhidrat diyeti, aslında yaşam biçimi.

    dolayısıyla asıl olay karbonhidrat tüketiminde. örneğin, kaliteli bir protein olan baklagiller karatay diyetinde serbest iken ketojenik diyette yasak. aynı şekilde meyveler porsiyona bağlı olarak karatay da serbest ketojenik de yasak.

    karatay diyetini pahalı ya da aşırı yağ, protein içeren diyet olarak görmek bu özet nedenlerden ötürü yanlış.

    ben kendi deneyimlerimden yola çıkarak her iki diyetinde sağlığa ve kilo vermeye faydalı olduğunu düşünüyorum. üstelik biraz detaylı araştırırsanız, her iki diyetin de sanıldığı kadar maliyetli olmadığını görebilirsiniz.

hesabın var mı? giriş yap