şükela:  tümü | bugün soru sor
  • diplomasinin çözemedigi, çözemeyecegi bir dügümdür.

    her iki ülke de kardak'i kendi topragi olarak görmekte, bu yönde tavrini almaktadir. kardak stratejik olarak önemsiz, gelir saglamayan bir tas yiginidir, yiginidir da "bok da olsa bizim bokumuz, kimseye vermeyiz!" tavri içindedir her iki devlet de.

    hakli nedenleri yok mudur bu devletlerin? vardir elbet. türkiye "bugün kardak'i isteyen yunanistan yarin izmir'i ister!" diye düsünmekte, yunanistan da aynen "bugün kardak'i isterler ve verirsek yarin atina'yi da isterler!" seklinde düsünmektedir. yunanistan ile olan deniz sinirlarimizin folloslugu da kardak'a dair ayri bir faktör tabii.

    sonuç olarak yüzyillar boyunca süren toplum devlet evriminin günümüzde siçtiginin kanitidir kardak. düsman kizilderililerin yüzyillarca önce buldugu formülü "sen kendi kiyinda balik tut, ben kendi kiyimda. ortada kimse tutmasin, kavga çikmasin." bugün tarihin en yasli çocuklarindan olan devletler uygulayamiyorsa bu ilerlemenin her zaman ilerlemek olmadiginin kanitidir.

    --- spoiler ---
    ladin gibi bir lavuk çiksa da bombalasa kardak'i en güzeli olur herhalde. oyuncagi paylasamayip kiran çocuklar gibi olduklarini yunanistan da türkiye de anlar belki.
    --- spoiler ---
  • (bkz: kardak kayaliklari/#10902637)

    ek olarak, sorunun cozulmemis olmasi taraflardan yunanistan'in zerre umurunda degildir, zaten olmamasi da gerekmektedir. zira cozulmedigi surece turkiye uzerinde baski unsuru olarak kullanmaya devam edebilmektedir lakin kaybettigi birsey yoktur. bu acidan kimin kicini kaldirip birseyler yapmasi gerektigi ortadadir.
  • başka bir boyutu olarak kriz süresince ege üzerinde uçan türk uçaklarının(f-16) yunan uçaklarına yoğun şekilde karşı tarafın radarlarını köreltmek için elektronik harp uyguladığı olay.başarılı da olmuştur türk uçaklarının yerini yunanlılar abd'den aldığı diye de bir iddia var.
  • hatırladığım kadarıyla mehmet ali birand'ın o dönem sunuculuğunu yaptığı 32. gün programındaki bir ankete de konu olan olay.

    anket sorusu, "bir karış toprak parçası için savaş çıkarmaya değer mi?" gibi bir soruydu yaklaşık olarak.

    sonuçta %90 küsür gibi bir çoğunlukta evet çıkınca mehmet ali birand'ın yüzünde beklediği cevabı alamayan sunucu bakışı canlanmıştı**.
  • kıta sahanlığı değil, adalar denizi olarak da anılan ege denizi'nde egemenlik sorunudur.

    ege denizi'nde üçbinin üzerinde ada ve kayalık vardır. ikizce de bu kayalıklardan biridir. konu ne bu el kadar toprak parçasının ekonomik değerine, ne de "savaşa değer mi be yea piiis" muhabbetine indirgenemeyecek kadar önemlidir. zira, türkiye, daha bu egemenliği tartışmalı kayacıklar dahi dikkate alınmadan, yunanistan'ın 12 mil ısrarını kabul etse, ege denizi tamamen yunan karasuları olmakta, ve haliyle çanakkale boğazı'ndan çıkan her gemi direk yunan karasularına girmektedir.

    çok mu önemli bu?

    e, önemli tabi eşeğin ziki!

    sen bugüne kadar 12 mil diye tutturmamışsın, ege denizi'nden sadece türkiye yararlanabilir dememişsin, aksine 6 mil olsun adam gibi bu denizi hakkaniyet çerçevesinde beraber kullanalım diye ısrar etmişsin; buna karşın, yunanistan ise "12 de 12" diye tutturmuş. durum öyle ki, 12 mili kabul etiiğinde izmir karaburun'dan azıcık batıya doğru yüzsen yunanistan'da oluyorsun.

    haliyle, 12 milin geçerli olduğu bir durumda, ne donanman, ne ticari filon uluslararası suları kullanamaz, zira uluslararası bir su kalmaz. ege üzerinde uçamayacağın gibi, sualtını da* kullanamazsın.

    bu arada, bilimum sivil manyağı, asker düşmanı "demograğt" kardeşe de buradan selam yollamak isterim. o adayı çatışma çıkarmadan ele geçirme mucizesini gerçekleştiren sat komandoları ya da tsk'nın aklı başında paşaları olmasaydı, meclis'e dahi danışmadan savaş ilan edebileceğini zanneden tansu çiller sayesinde o gece savaşa giriyorduk. kaynak, götüm değildir.**
  • bodrum turgut reis açıklarında bulunan kardak kayalıkları nın adı ilk kez 27 aralık 1995 günü bir türk teknesinin burada karaya oturması ve teknenin hangi ülke tarafından kuırtarılacağı soruşturulması sırasında duyuldu. türkiye nin 29 aralık günü "kayalıkların kendisine ait olduğunu berlirten" notayı 10 ocak 1996 günü yanıtlayan yunanistan bunun tam tersi olduğunu ileri sürdü. 20 ocak günü yunan gazetesi gramma nın olayı abartılı bir şekilde vermesiyle türkiye de de benzer yayınlar çıktı. olay resmi bir sorun haline geldi. karşılıklı bayrak dikme, asker ve gemi gönderme ile tırmanan kriz büyük abi abd nin araya girmesiyle 1 şubat günü yatıştı. bir gazetecinin attığı taşın neredeyse 40 ülke tarafından çıkarılamaması.
  • hikaye olarak. karaya oturan türk balıkçı teknesi yüzünden haber olduk. bir başka balıkçı teknesi yunan bayrağını adaya dikmiştir. karaya oturan balıkçı sayesinde öğrendik ki o saçma sapan kuralları bile hiçe saymış olan yunanlılar ki balıkçı olduğunu kesinlikle düşünmüyorum sayesinde adaya yunan bayrağı dikilmiş. çok insanın hoşuna gitmese de hangi karasularında olduğu hesaplanmadan hem ada hem balıkçılar ( türkiye cumhuriyeti vatandaşı ) olarak olaya bakılmış ve ne hikmetse yunan donanmasının güzel bir kısmı orada olmasına rağmen adaya çıkılıp bayrak indirilmiş balıkçıların olayı çözülmüş olmasına rağmen net bir şekilde mesaj verilmiştir.
    bu kısım tanımdır; gerçekten yunanistan ordusunun donanması o gün 2 tane sat botunun oraya çıkıp bayrak indirip ve dikip geri dönebildiğini anlamamıştır. bu olaylar süresince kendi kendine keşif helikopteri düşmüş hükümet ile ordu arası açılmış çeşitli istifalar olmuştur.

    sonradan gelen edit olarak ; dönemin abd bakanlarından biri bütün savaş çıkmaması için füzelerin ve elektronik harbin tamamen kitlediklerinden falan bahsetmişti ne kadar doğru bilmem.
  • bir çok şey gibi bir amerika oyunudur.yunanistan'a ''ben olmasam boku yerdin avrupa birliğine avrupa ülkelerine güvenme'' mesajı vermek için karaya oturtulmuş türk gemisiyle başlatılan hikaye.gerisini zaten biliyorsunuz.
  • thatcher'cılık oynayan tansu çillerin falkland savaşı'na özenmesidir kısaca.