şükela:  tümü | bugün
  • yaptıktan sonra pişman olunması garanti olan, aynı zamanda tekrarlama isteği oluşturacak işkencelerdir. küçük bir vazonun içindeki bütün iğneleri halının içine yerleştirip kardeşini onun üstüne itmek buna örnek olabilir. kaçtıkça farklı iğnelere basar, basa basa gider. aslında farkına varmadan, anne ikinci çocuğunu dünyaya getirdiğinde, ilk çocuk kıskançlıktan zayıflar, onun yaptıklarını yapar, yemek yemez, mızmızlanır ya işte o asıl işkencedir. ikinci çocuk dünyaya geldiği gibi başarmıştır bunu .
  • sahura kaldirilan kardesi montunu giydirip kapinin onune cikarmak ve kapiyi kapamadan hemen once zile basmak. devaminda da kapiyi acip "nerdesin lan sen bu saate kadar?" cumlesi ile oldurucu darbeyi vurmak.

    yine bir sahur gecesinde yemegini yemesi icin kaldirilma gorevi verilen kardesi kuvete yatirmak.
  • biz küçükken bende sınırlı bir alanda yaşamaya dair garip bir fantezi vardı. yani mesela amerikadaki gibi fırtına vb. bir sebep olsun ve bize, bir hafta evinizin bodrumlarından çıkmayın desinler istiyordum. ha evimizin bodrumu mu vardı, hayır. ama her şeye inandınız da bu mu sıkıntı şimdi.
    neyse, evimizin bodrumu soğuk veya çok sıcak olmamalıydı. battaniyenin altında bunalmamalıydık ama battaniyenin altında olmanın kıymetini de hissetmeliydik yani. sevdiğim bütün insanlar da bu bodrumda olmalıydı. cipsler, kolalar, oyunlar olmalıydı. sessiz sinema oynamak istediğimde kimse itiraz edememeliydi. dışarıda kasvetli , yağmurlu bir hava varken biz orada yaşayıp gitmeliydik. acaba benim derdim neymiş. bunu şu an için tam bilemiyoruz.
    mesela şimdi öyle bir kalabalık ve özel hayat yoksunluğundan acayip bunalırım. ben küçükken kalabalığı seviyordum ya. herkes bizde olsun, biz herkeste olalım, parka gidelim, gezelim falan istiyordum sürekli.
    hah işte ortada bodrum, fırtına falan olmayınca ben de bu şahane planımı gündelik hayata uyarlayıp, kardeşimi de bu işe alet etmeye başlamıştım. yatağın çevresine gerekli yiyecek içecekleri, kitapları, dergileri, oyuncakları diziyor, kumandayı elime alıyor, kardeşimi de yatağa oturtuyordum. tabi ki yataktan çıkmak yasaktı. yatak bizim alanımızdı. bak şimdi, ihtiyacımız olan her şey burada, bugün burada yaşayacağız çıkmak yok tamam mı? diyordum. gariptir, o da kabul ediyordu. çünkü küçükken beni hiç dinlemezdi. bunu dinliyordu. artık kendimi nasıl bir adamış, nasıl bir ikna etmişsem, tuvalete gitmek için izin istemek zorunda kalıyordu. gerçi bir kere, abla noooolur gideyim diye ağlayarak alanımızı koşar adımlarla terk edip beni anneme şikayet ettiğini hatırlıyorum.
    ne yazık ki bu uygulamamı hala hatırlıyor ve ne çektim be senden çocukken psikolojimi sarstın temalı konuşmalarında yeri geldikçe kullanıyor.
  • soğuk kış gecelerinde yatmaya yakın yatağa gönderip ısıttırmak. gönderirken " sakın osurma, anlar mahvederim seni. " diye tehdit etmek. belli bir süre sonra gidip yatak yeterli sıcaklığa ulaştıysa kardeşi kovarak yatmak ve uykuya dalmak.
  • 5 yaşındaki kardeşin sözde kar yağdıracağını düşündüğü delgeçle delip saatlerce uğraşıp avucunda topladığı kağıt parçalarını

    - aa bakim ne onlar

    deyip avucunu açtığı anda alttan vurmak suretiyle dağıtmak.

    (bkz: kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapmanın verdiği haz)
  • kardeşimle 3 gün boyunca sadece ingilizce konuşmam sonrasında kızcağızın fıttırması ve ağlayacak noktaya gelmesi. işkence gibi olmuştu ama ben bayağı eğlendim :)
  • aramızda 2 yaş var .şuan aramızdan su sızmazken çocukluk işkence dolu hayattı benim için. işkenceli bir günden bir anı
    ablam: blackpearlll çabuk gel bak sana sürprizim var !!
    blackpearl: (o zamanlar safım) ne oldu ,ne sürprizi göster hadi
    ablam:gözlerini kapatıp ağzını açmalısın hadi
    blackpearl: ama neden ki deyip azcık mızmızlanıp yapıyorum.
    sonuç mu gözümü açtığımda ağzımda sert bir şeyler anlamıyorum ,gülüyor aynaya bak istersen ama bence kapat ağzını diyor. anlıyorum ki tırnaklarını kesip ağzıma doldurmuş hainnn!!
  • boş gazoz şişesine su doldurup gazoz diye içirmek(her seferinde atlardı yazık).
    oyun adı altında koşturup tekmelemek.
    bir de pencere hizasına boyum yetişmediği zamanlar onu yere yatırıp sırtına basıp camdan bakmak.
    hakkını ödeyemem.*
  • suratına ossurmak etkili bir yöntemdir.