şükela:  tümü | bugün
36 entry daha
  • eddie: pekala, herkes küçük hanım için biraz para çıksın. haydi, bir dolar at.
    mr.pink: hayır, ben bahşiş vermem.
    eddie: bahşiş vermez misin?
    mr.pink: hayır, ben bahşişe inanmam.
    eddie: bahşiş vermeye inanmaz mısın?
    mr.blue: bu piliçlerin ne yaptığını biliyorsun. burada pislik içinde çalışıyorlar.
    mr.pink: bana maval okuma. yeterince kazanmıyor olsa işi bırakabilir.
    eddie: bunu söyleyecek cesareti olan lanet bir yahudi bile tanımıyorum. şu konuyu açıklığa kavuşturalım. hiç bahşiş vermezsin, ha?
    mr.pink: bahşiş vermem çünkü toplum vermem gerektiğini söylüyor. bahşişi hak edene bahşiş veririm. eğer gerçek bir çaba sarf etmişlerse bir şeyler veririm ama otomatik olarak bahşiş vermek kuşlar içindir. onlar sadece işlerini yapıyorlar.
    mr.blue: bu kız güzeldi.
    mr.pink: iyiydi. özel bir yanı yoktu.
    mr.blue: nasıl bir özel yanı olmalı? seni arkaya götürüp …
    eddie: bunun için % 12 bahse girerim.
    mr.pink: ben kahve ısmarladım, tamam mı? uzun zamandır buradayız ve bardağımı sadece üç kez doldurdu. ben kahve ısmarladığım zaman altı kez doldurulmasını isterim.
    mr.blonde: altı kez? güzel, ya çok meşgulse?
    mr.pink: “çok meşgul” kelimeleri bir garsonun sözlüğünde yoktur.
    eddie: affedersiniz bay pink ama ihtiyacınız olan son şey bir bardak kahve daha.
    mr.pink: aman tanrım! bu kadınlar açlıktan ölmüyorlar. asgari ücret alıyorlar. ben de bir zamanlar asgari ücretle çalıştım ve toplum işimin bahşişe değer olduğunu düşünmüyordu.
    mr.blue: onların yaşamının senin bahşişlerine bağlı olduğunu umursamıyor musun?.
    mr.pink: bunun ne olduğunu biliyor musun? dünyanın en küçük kemanı sadece garson kızlar için çalıyor.
    mr.white: neden bahsetteğin hakkında hiçbir fikrin yok. bu insanlar eşek gibi çalışıyorlar. bu zor bir iş.
    mr.pink: mcdonald’s da çalışmak da zor ama onların bahşişe ihtiyacı olduğunu düşünmüyorsunuz, değil mi? neden? onlar da yemek servis ediyorlar ama toplum der ki “buradaki adamlara değil, buradaki adamlara bahşiş verin.” bu saçmalık!
    mr.white: garsonluk, bu ülkede kolej mezunu olmayan kadınların yapabileceği bir numaralı iştir. her kadının yapabileceği ve geçinebileceği tek iştir. sebebi ise bahşişler.
    mr.pink: bu saçmalık. hükümet bahşişlerinden vergi aldığı için üzgünüm. bu çok b.ktan ama benim hatam değil. görünüşe bakılırsa garsonlar hükümetin düzenli olarak yağmaladığı gruplardan biri. bana hükümetin bunu yapmaması gerektiğini gösteren bir yazı göster, onu imzalarım. lehinde oy bile veririm ama bunu yapmayacağım. “kolej mezunu olmayanlar” saçmalığı için de iki çift sözüm var: lanet daktiloyu öğrensinler. çünkü, eğer kiralarını ödemeleri için onlara yardım etmemi bekliyorsanız size bir sürprizim var.
    mr.orange: beni ikna etti. bir dolarımı geri ver.
    eddie: dolarlar burada kalsın.
    joe: pekâlâ gezginler, haydi gezintiye çıkalım. bir dakika bekleyin. kim bahşiş vermedi?
    mr.orange: mr.pink.
    joe: mr.pink? neden?
    mr.orange: bahşiş vermezmiş.
    joe: bahşiş vermezmiş? bahşiş vermezsin?
    mr.orange: bahşişe inanmıyormuş.
    joe: kapa çeneni. “bahşişe inanmıyorum” da ne demek? haydi, bir dolar at seni pislik. lanet olası kahvaltının parasını ben ödedim.
    mr.pink: pekala, kahvaltıyı ödediğin için veriyorum ama normalde bunu asla yapmam.
    joe: normalde ne yaptığın umurumda değil. sadece herkes gibi bir dolar bahşişi ver.
    wikiquote
    (bkz: rezervuar köpekleri)
  • yooo gayet de verilebilir.
  • gelmemeleri. ben daha geldiklerini görmedim etiketi yapıştırıp kaçıyo piçler.
  • ödemesini yaptığım tüm kargolarda az çok veriyorum.
    yaz günüyse dolapta soğuk soda, gazoz varsa ikram ediyor veya soruyorum.
    he o siparişi verirken 2 lira ucuzunu bulmak için 2 saat bütün sitelere, kart kampanyalarına, kupon vs ne varsa koşturuyorum o ayrı o benim hobim.
    yalnız şöyle bir durum daha var pek alıcı ödemeli sipariş vermiyorum.
  • herkes yaptığı iş, verdiği hizmet için para kazanırken niye belli iş gruplarına bahşiş tanımlanmış? iyi hizmet götürmek zorundasın zaten bu şartlar altında. alternatifin var her zaman.
  • artık çoğu covid-19 nedeniyle kapıya bırakıp gittikleri için bahşiş vermek pek mümkün olmamaktadır.
  • yanlış açılan başlık, kuryeye bahşişin yaygın olmaması başlığı daha uygun. ben veriyorum, damacana su getiren çocuğa da veriyorum, yemeksepeti siparişimi getirene de veriyorum. şu pandemide bizim götümüz kıymetli dışarı çıkmıyoruz, imkanımız var çünkü. asgari ücretle, sabahtan akşama (21.00’de 2 damacana getiren sucu var yahu günde 12 saatten fazla çalışıyorlar) it gibi çalışan, sen götünü kaldırmazken hizmeti kapına kadar getirene hiç yoksa 3-5 lira verirsin.

    diyo ki memura da ver o zaman. oğlum memur dediğin 4-5 bin lira maaş alan, 8-5 çalışan tip. günde 12-13-14 saat çalışan asgari ücretliyle nasıl bir tutuyorsun? paran yoktur o ayrı ama cimriliğin de alemi yok.

    en azından bizim gibi yaparsın. eve geldiğimzide cebimizdeki 1 liraları atarız kenara, baya bir birikiyor. o yığından artık gönlümüzden ne koparsa. hava yağmurlu, aşırı sıcak/soğuksa bir şeyler de ikram ederiz. ölmezsiniz azıcık insan olunca.

    bu işler bulaşıcıdır, geçen gün yolda yürüyorum, yapraklar dökülmüş, benim kafa işte tabi dalmışım gidiyorum. karşımda yaşlı bi teyze geliyordu, “yapraklar ne güzel düşmüş değil mi evladım” dedi gülümseyerek. yahu o kadar mutlu oldum ki, teyze diyecektim senin bu ülke hakkındaki önyargılarımı yıkmaya ne hakkın var? bana kaş çatman, ters ters bakman, gençler de amma saygısız falan demen lazım ama sen gülümsüyorsun.

    demem o ki paranız yoksa bile bi su ikram edin, içten teşekkür edin. eksilmez, aksine çoğalırsınız. eliniz değmişken sokak hayvanlarına da evdeki yemek artıklarından bırakıverin, siz her sokağa girdiğinizde kuyruğunu sallamaya başlayan bi köpecik, yanınıza koşan bi kedicik görmek de iyi gelecek.

    edit: ulan hakkaten aramıza sırça saraylarından katılan kraliyet üyeleri varmış. diyo ki nakit kullanıp hastalığı yayıyorsunuz. kargocu kare kod okuyan pos cihazı getirdi de biz telefonunuzdan okutup bahşişi düşürmedik mi? geçen gün dolmuşa bindim (pandemi başladığından beri ilk ve son) dolmuş şoförü yanındaki bozukluğı attığı kutunun içindeki yüzlerce 1 lirayla oynuyor, kurcalıyor, karıştırıyor filan. işe yürüyerek gidip geliyorum artık, anasını satayım yemin ediyorum maskeyi adam gibi bir ben takıyorum. ne kadar yaşlı/genç varsa ya çenesine indirmiş, ya burnu açıkta yada hiç yok! devlet utanmasa sokağa çıkma yasağını gece 12-sabah 4 arası yapacak, avm’de insanlar yerde yemek yiyor, ama ben bitap düşmüş adam akşam 9’da bana damacana getirdi diye ve ben ona bahşiş verdim diye hastalık yayıcı oldum. valla istediğiniz kadar bok atın, teşekkür edince yüzündeki gülümseme yeter. bu arada bir şeyler ikram edin dediğim genel anlamda, şu pandemi sürecinde değil. ben zaten lisede garson olarak çalıştığımdan beri para kazanmaya başladığım andan itibaren bahşiş veren biriyim. halden anlamakla alakalı biraz bu işler.
  • gerek olmamasıdır. hiç kimseye bahşiş vermenin gereği yoktur. kargo şirketinin sahibi benim tüm sülalemin mal varlığını günlük kazancıyla satın alır. onun elemanının maaşını neden ben ödeyeyim amk? az yesin de maaş versin elemanlarına.

    ne güzel amk garsonu çalıştır kuryeyi çalıştır hem sikik bi fincan bayat kahveye 40 lira vereyim hem de elamanının maaşını da ben ayrı ödeyeyim. allan dilencileri. ne güzel istanbul be.
  • neden verilsin ,karın tokluğuna mı çalışıyor bu insanlar ? o zaman bakkal market simitçi alayına verelim 3-5 sonra biz o bahşişe muhtaç olalım.

    edit: imla
  • e apartmana sıçıyorlar..
23 entry daha