şükela:  tümü | bugün sorunsallar (2)
  • karikatürcü önce konusunu mizahla biçimlendirir. sonra da mizahla biçimlenen konuyu ikinci kez çizgiyle biçimlendirir. birinciye ‘iç biçim’, ikinciye ‘dış biçim’ diyelim. kalıcı anlamdaki iyi karikatürde bu iki biçim amaçtır. yani kalıcı karikatür kendi dört köşesi içinde, kendi mizah ve çizgi ögeleri arasındaki ilişkiden, anlatış biçiminden alır güzelliğini. bu yüzden kalıcıdır. *
  • ...gözümüzün önünde pek açıkça olanı biteni göremeyiz biz, çünkü kum fırtınası gibidir olaylar, yüzümüzü örter. sanatçı onları zamanın hunisine koydu mu, gözümüz açılır. abartma değil, indirgeme. karikatür bu indirgemeyi en iyi başaran sanattır bence. *
  • karikatür ve mizah alanında dünyada çizilenlere baktığım zaman, olanları üç kategoride kümelenmiş görüyorum: gülünç (comique), mizahi (humoristique) ve çizgisel (graphique) ağırlıkta olanlar var. ne yazık ki türkiye'de bunların tümü “karikatür” adı altında anılıyor. ve bu da anlamsız ve boş tartışmalara neden oluyor; ya da oluyordu.. şimdi bu yanlış niteleme, ne yazık ki üzerinde durulmayacak kadar kabul edilmiş gibi görünüyor. oysa türkçe'de kullanılan, türetilmiş iki güzel sözcük de var: humour karşılığı gülmece ve comedie karşılığı güldürü. bunlar iki ayrı kavram. şöyle ki;

    gülmece yada eski deyimle mizah, beklenmedik zamanda, beklenmedik biçimde ortaya çıkan, genellikle güçlüyü alaya alan, bir hedefe yönelik, eleştirel bir tepki türüdür. tipikliği şaşırtıcı olmasıdır. rahatsız edicidir, ani vurur, zaman kaybettirmez, etkili olması bu yüzdendir. onun için mizah çizerlerinin çizgileri birbirine hiç benzemez. oysa güldürü her zaman, ayırımsız herkese dönük, güçsüzü alaya alan, bilinen kalıpların tekrarı ile hoş vakit geçirten bir türdür. eğlendirmeye ve salt güldürmeye dönük böylesi çizimlerin hemen hepsi birbirine benzer, şartlandıran ve rahatlatan. demek ki güldürmek için, şaşırtma değil tam tersine, şartlandırma daha işe yarıyor.

    eğlence dünyasında bir koro var gibidir. mizah ise her zaman solo bir çıkıştır. herkesin aynı havadan çaldığı ülke ve dünya orkestrasında mizah, arada bir ayağa kalkan ve aykırı bir ses çıkaran solist gibidir. hint fakirinin yatağı bol çivilidir, hepsi de aynı boyda ve sıkça çakılmıştır, yatanın sırtına batmaz, acıtmaz. sonuç hiç değişmez, onu izlemek eğlencelidir ve güldürür. mizah ise, umulmadık anda, hak edenin sandalyesine bırakılan tek bir minik raptiye gibidir ve oraya oturanın kıçına cart diye batar ve fena acıtır. bu durumda gülen vardır ama, artık o başka birisidir..

    çizgisel (graphique) ağırlıkta olanlar diye adlandırdıklarıma gelince. onlar sanırım “sanat” kavramı içinde yer almaya çok daha uygun olmalıdırlar. çünkü onlar ne siyasal ve sosyal bir misyonun keskin kılıcı gibi ani parıltılarla havada savruluyor, ne de onu bunu güldürüp eğlendirmenin telaşına kapılıp ortalara dökülüyorlar. var iseler, kendiler için var’lar. yine de bilinmek, görülmek güzel bir şey ise.. ki öyle olmalı, işte sergilerde, yarışmalarda, kitaplarda, posterlerde, ve duvarlarda var’lar onlar da. bir de gönüllerde..
    ---
    alıntı: (bkz: tan oral)
  • karikatürde gülmece üstüne gözlemler /

    karikatür çoğu kez çizgiyle gülmece yapma sanatı olarak anılıyor. gerçekten de karikatürün tarihsel gelişmesine bakıldığında iki özelliği görülüyor. bunlardan biri anlatım ortamı olarak çizimlerden yararlanması, ikincisi de bunları bir gülmece oluşturmak amacıyla kullanması. başka bir deyişle içinde gülmece öğesi olmayan çizimlere karikatür demek olanaksız.

    karikatür gülmeceyi biçim bozmalarına uğratılmış, kimi yerlerde abartılmış, kimi yerlerde başka nesnelere benzetilerek gülünçleştirilmiş çizimler aracılığıyla sağlıyor. bunlar ile gerçek yaşamdaki bir çelişkiyi, uyumsuzluğu, tutarsızlık ya da yozlaşmayı ya da beklenmedik bir ilişkiyi, bir benzerliği dile getirdiğinde içeriği açısından da gülmeceyi yakalayabiliyor. bütün bunları kişisel davranışları, toplumsal olguları açığa çıkarıp eleştirmek amacıyla kullandığı zaman en başarılı örneklerini veriyor.

    karikatür iletim ortamı olarak genellikle gazete ya da dergileri kullanan bir anlatım türü. buna zaman zaman sergiler ve kitapların da katıldığı oluyor. ama o doğası gereği kısa ömürlü bir sanat, kıvılcım gibi bir çakıp sönüyor. gücünü toplu iletişim araçlarından yararlanarak çok sayıda insana seslenebilmesinden ve söz konusu kıvılcımların birbiri ardına gelmesiyle oluşan birikimden alıyor. ne denli ilginç olursa olsun tek bir karikatürün etkisi sınırlı kalıyor, ancak benzer imgelerin değişik biçimlerde art arda yinelenmesi bu etkiyi pekiştiriyor. gülmece bu süreçte önemli bir rol oynuyor.

    insanları güldürmek çok kolay değil. ama her hangi bir durum, olgu ya da olay onun aracılığıyla anlatılabilirse bunların akılda kalma olasılığı çok yüksek oluyor. karikatür de gerek çizimleriyle, gerekse ele aldığı konularla bunu yakalamaya çalışıyor. verilmek istenen ileti yaratılan gülmece duygusunun zaman içindeki birikimi nedeniyle oldukça etkili boyutlara ulaşabiliyor.

    karikatürde gülmecenin her zaman yalnızca çizimler aracılığıyla sağlanmadığı, buna yazılı-sözlü anlatımların da eklendiği görülüyor. gerektiğinde sözcük oyunlarına bile başvurularak gülmece pekiştiriliyor. bunun en iyi örneklerinden biri karikatürcü nezih danyal’ın bir kitabına verdiği “globanatolizeyşın” başlığı. sanatçı böyle bir sözcük kurgusuyla dikkatleri küreselleşmeyle ulusallaşma ilişkisi / çelişkisi üstüne çekmek istiyor. yazılı-sözlü anlatımlar çizimlerle ne kadar bütünleşebilirlerse o kadar etkili oluyorlar. yalnızca çizimlere dayanan anlatımların soyut düzeyde kalma ve izleyiciye seslenememe tehlikesi var. ağırlıklı olarak yazılı-sözlü anlatıma dayanan karikatürler de, resimlenmiş fıkralar gibi, çizimlerin geri planda kalmasına yol açabiliyorlar. her ikisinin de belli bir denge içinde kullanılması başarı düzeyini yükselten bir etken oluyor.
    karikatürün tarihsel gelişmesi çeşitli zamanlarda ve yerlerde onun farklı yönlerine ağırlık verilmiş olduğunu gösteriyor. kimi zaman grafik anlatım önde gelmiş, kimi zaman yazılı anlatıma ağırlık kazanmış. bir dönemde çizimler oldukça ayrıntılı, hatta kimi zaman gerçekçi bir biçimde ele alınırken başka bir dönemde onların daha yalın, biçemselleştirilmiş hatta oldukça soyut düzeylerde tutulduğu görülüyor. ama hepsinde gülmece öğesi hiç azalmadan yer alıyor.

    yalnızca güldürmek amacıyla yapılan karikatürler de oluyor. karikatürcü tan oral bir seferinde karikatürü tanımlarken biri insanları düşünmeye yönelten öteki de eğlendirmeyi amaçlayan iki karikatür türünün olduğunu söylemişti. birinci türün görevini tamamladığını, “magazin karikatürü” olarak adlandırdığı ikinci türün giderek ağır basacağını da sözlerine eklemişti. toplumsal çelişkilerin her zaman olacağı düşünülerek karikatürün görevini tamamladığı düşüncesine karşı çıkma olanağı var doğal olarak. ama eğlendirmeye yönelik karikatürlerin de bir tür olarak varlığı yadsınamaz, onlar da gülmece öğelerini kullanıyorlar.

    kuşkusuz karikatürün salt amacı insanları güldürmek değil. karikatürcüleri de sürekli gülünçlükler peşinde olarak görmek ya da göstermek yanlış. nasıl gülmece ağırlıklı çalışmalarıyla ünlü tiyatro ya da sinema sanatçıları normal yaşamlarında ciddi insanlarsa, karikatürcüler de öyle. onların özelliği keskin bir gözlem güçlerini çizimlerine yansıtmak, bireylerin ve toplumun kendini göreceği bir tür ayna oluşturmak. doğal olarak bu ayna dile getirilmek isteneni vurgulamak amacıyla abartılı anlatımlara başvuran, biraz çarpıtılmış bir ayna oluyor. karikatürün gülmecesi de burada ortaya çıkıyor.

    her karikatürün bir iletisi oluyor. karikatürü içinde yaşadığımız dünyanın bir yorumu olarak görme olanağı var. olguları, olayları sanal bir çizim ortamında yeniden kurgulayıp beklenmedik yanlarını ya da ilişkileri ortaya koyan bir yorum bu. gülmece öğelerini başarılı olarak kurgulayabildiği zaman da düşündürücü olabiliyor. bu nedenle “..karikatür güldürmez, düşündürür..”, ya da “..karikatür çizgiyle düşündürme sanatıdır..” gibi kimi tanımlamalar yanlış ya da en azından eksik oluyorlar, çünkü karikatür gücünü çizimden olduğu kadar gülmeceden de alan bir sanat.

    karikatürün çizimlere dayalı anlatım ve gülmeceyi kullanma özelliklerinin zaman zaman başka sanatlar tarafından benimsendiği de oluyor. özellikle iki boyutlu bir düzlem üstünde imgeler oluşturmaya yönelik resim, grafik sanatlar, çizgi roman ve canlandırma filimi gibi anlatım türlerinin karikatürle bu tür bir alışveriş içinde olmaları çok doğal. bunlara günümüzde bilgisayar ortamını, sinema, televizyon gibi iletim araçlarını kullanan anlatımları da katmak olası. buna karşılık karikatür de bu anlatım ve iletim türlerinin yöntemlerinden etkileniyor, uygun olanları benimseyerek kendi anlatımını güçlendiriyor.

    insan toplumları var oldukça çeşitli çelişkilerin de olacağını, karikatürün de, yeni anlatım yöntemlerini ve iletim ortamlarını kullanacak biçimde kendini yenileyerek bunları bir gülmece anlatımı biçiminde yansıtacağını düşünmek çok yanlış olmazmış gibi geliyor.
    ---
    alıntı: (bkz: üstün alsaç)
  • carracci kardeşler, soylu sınıfın ve kilisenin ısmarladığı çok figürlü, yorucu tabloları üretirlerken, dinlenme aralarında, yardımcı ressamlarla birlikte güldürücü çizimler yapıp makaraları koyverirler, atölyede oluşan ağır havayı yumuşatmaya çalışırlarmış.

    karikatür eğlendirmeyi sürdürüyor.. ama salt bundan ibaret kalmadı. düşünceyi çizgiye taşıdı. insanın dikkatini ayakta tutan bir yanı oluştu. o yüzden, bu komik şey bir yığın düşman edindi. bu da ona tetikte durmayı öğretti. siyasal karikatür, işte bu tetikte duran, saf tutan mizahi çizgiden doğdu. güncel, siyasal olaylar çerçevesinde kalmasına karşın büyük ustaların yetiştiği bir alan oldu.

    karikatür eleştirir. bunu yaparken haklı durumdadır. çünkü kendisini de eleştirmektedir. başlangıçta sahip olduğu resimsel çizgiyi de eleştirmiş, modern bir aşamaya geçmiştir. mizahla yüklenmiş bir çizgiye doğru ilerlemiştir.

    karikatür kimi zaman matematik gibidir. soyuttur, bir tür şifredir. şifreyi çözerseniz karikatürü anlarsınız. şifrenin kolayca çözülmesi için keyfini (neşesini) biraz kaçırır. yazılı karikatür izlenimi bırakır. biçim olarak çok başarılı bir çok karikatür görüyorum. biçimsel mükemmelliklerine karşın bunlardan yüksek düzeyde bir karikatür tadı alamıyorum. bunlar, bende vinyet etkisi bırakıyorlar. yani, bir yazıyı süslemiş, anlatmış bir çizgi etkisi. yazı var, yazıyı bir de çizgiyle anlatmışsınız gibi. göze hoş gelse de, sonuçta “anlatıcı” bir çizgi. her şey başlamış ve bitmiş. o karikatür artık izleyen kişinin beyninde, imgeleminde devam etmez. bitmiştir. ben, bitmemişlik duygusu veren karikatürleri daha çok seviyorum.

    karikatür abartmacıdır. ama gereksiz abartıyla da dalga geçer. çok süslü bir adam, yoğun makyaj yapmış bir kadın karikatürün konusudur. iktidar sahipleri kendilerini önemserler. karikatür de, her sabah, onlara o kadar da önemli olmadıklarını söyler..
    ---
    alıntı: (bkz: semih poroy)
  • kalem ve kağıt ın yanı sıra tablet ve pc ile de çizilebilecek sanat türüdür.

    geçmiş zamanlarda amatör günlerine katıldım ve çizimlerim hep tablet ile yapılmıştı. oky baktı çalışmalarıma, dedim ki tabletle çizdiğim için bazı çekincelerim var. oda şey dedi "neden ki tablet te kalem kullanmıyor musun.” “üstelik tabletle çizdiğini sen söyleyene kadar anlamadım” dedi. (gerçi bunda daha yeni uyanmış olmasının da etkisi olabilir) yani demem o ki iyi bir işe kimse neden böyle bik bik bik demiyor. kaldı ki yılmaz arslantürk te otis abi serisini full tablet ile üstelik vektörel yapıyor. penguen dede bir kişi varmış oky öyle dedi ama adını unuttum.

    ama tablet ile çizerken şunları yapmamaya dikkat edin.

    -dergi için düşünüyorsanız renklendirmeyin, saman kağıt olduğundan renkler sizin gördüğünüzden daha koyu çıkacak buda çok kötü olacaktır. onlar renklendirir

    -asla klavye ile yazı yazmayın balonlar vs yine tabletin kalemi ile yazın, kötü olsa dahi onlar siler kendi kaleografları ile tekrar yazarlar.

    -photoshop vs kullanırken shift tuşu ile keskin düz çizgiler çizmeyin elinizle çizin bırakın biraz yamuk olsun sağa sola titresin.(dış karelerde kullanabilirsiniz)

    -yüksek çözünürlükte çalışın. eğer bir sayfalık ve 10-15 karelik bir hikaye ise en az 2500x3000 gibi çözünürlüklerde tek kare ise de 1000x1200 gibi çözünürlüklerde çalışın.

    -çok kareli çizimlerde ara ara çıktı alın ki acaba küçük mü çiziyorum bazı şeyleri , yada insanlar rahat görüp okuya bilecekler mi diye göre bilin..

    - katmanlı çalışın yani atıyorum en altta beyaz kağıt olsun sonra karelerin olduğu katman sonra taslak çiziminiz sonra orijinal çizim sonra da yazılar olsun daha da abartabilirsiniz taramalar ayrı katmanda renkler ayrı katmanda şeklinde.

    bunlara dikkat ederseniz ve çizim stiliniz ile konunuz da iyiyse dergilerin amatör günlerinde kimse sizin işlerinize aa bu tabletle çizilmiş kabul etmiyoruz demez ;)

    tablet ile çizmenin negatif yönleri de var.

    ilk aklıama gelen taramalarınız asla kalem ve kağıt taki kadar ayrıntılı ve çok olmaz.
    ikincisi sanal bir ortamda çalıştığınız için orjinal işiniz asla olmayacaktır. kendi yaptığınız işin ancak kopyasını eliniz ile tutabilirsiniz.

    merak edenler için tablet ile yapılmış işlerime https://soner-aktas.com/ bakabilirsiniz.
  • resim sanatının aforizmasıdır.
  • ekşi itiraf: oğuz aral'lı çiçeği burnundakiler köşesinden aklımda kalmış bir bilgi mi yoksa kendim mi icat ettim bilmiyorum ama o zamanlardan beri sadece konuşma balonlarını okuyarak anlaşılan karikatürü kötü buluyorum. çizgi hiçbir şey katmamışsa "kötüymüş" diye damgalıyorum. karikatürü zaten okumuş olduğumdan ve bu bilgiyi paylaşmadığımdan da bu yaptığım aslında hiçbir işime yaramıyor.
  • karikatür alanında dünya çapında ün yapmış bazı müzeler şunlardır;

    - gabrovo mizah ve yergi evi / house of humour and satire (bulgaristan)
    - basel karikatür sanatı merkezi / cartoonmuseum basel (isviçre)
    - kamiyubetsu karikatür ve çizgi roman müzesi / kamiyubetsu cartoon and comic museum (japonya)
    - wilhelm busch müzesi / wilhelm busch museum (almanya)
    - canterbury kent üniversitesi karikatür araştırma merkezi / british cartoon archive (ingiltere)
    - varşova karikatür müzesi / muzeum karykatury (polonya)
    - belçika bantkarikatür sanat merkezi / belgian comic strip center (belçika)
    - omiya belediyesi karikatür sanatı müzesi / omiya municipal cartoon art museum (japonya)
    - tolentino karikatür müzesi / museo internazionale della caricatura di tolentino (italya)
    - angouleme çizgi roman müzesi / le musée de la bande dessinée d’angoulême (fransa)
    - florida uluslararası karikatür sanatı müzesi / international museum of cartoon art (amerika birleşik devletleri)
    - kamiyubetsu karikatür ve çizgi roman müzesi / kamiyubetsu cartoon and comic museum (japonya)
    - san francisco karikatür sanatı müzesi / cartoon art museum (amerika birleşik devletleri)
    - istanbul büyükşehir belediyesi karikatür ve mizah müzesi / istanbul municipality cartoon and humor museum (türkiye)

    bunlardan başka orlando florida’da ivey’in müzesi (1967), 30 yıllık geçmişi bulunan national gallery karikatür müzesi’ni sayabiliriz.

    göteborg’daki isveç müzesi, küba’daki san antonio mizah müzesi, ingiltere’deki ulusal karikatür sanatı müzesi (britain’s national museum of cartoon art), hollanda’daki (eindhoven) tom smit’in evi, almanya’daki greiz müzesi, yunanistan’daki karikatür müzesi, meksika’daki karikatür sanat müzesi ve fransa’da marsilya belediye kütüphanesi mizah departmanı, ayrıca belçika’da bulunan louvain üniversitesi, a.b.d.’de bulunan ohio state, michigan state, bowling green state üniversite kütüphaneleri mizah ve karikatür sanatına ilişkin bölümleriyle birer müze görevi yapmaktadırlar.
    ---
    (alıntılar: atila özer / karikatür müzeleri, 1999)

hesabın var mı? giriş yap