şükela:  tümü | bugün
  • kınamayın beni ne olur.. ben zaten bittim, tükendim! ama sacide'nin bitmesine göz yumamazdım.

    yıllarca özlemini çektiğim o şaşalı hayatı bir gün bile yaşamak için her şeyimi verirdim. susamıştım çünkü. fakir bir ailenin çocuğu olarak doğmak ve imkansızlıklar içinde büyümek nedir bilemezsiniz. yokluğun ve bundan doğan ızdırabın zehirli okları sizi sarmamışsa, hiçbirinizin beni yargılamaya hakkı yok!

    gençtim; hoyrat ve bir o kadar da sönük bir karaktere sahiptim. hayattaki en büyük zenginliğim kitaplarım ve bilgiye dayalı bir yaşam felsefesiydi. oysa ki derinlerde hep zengin olma isteği vardı. bilinçaltıma işlemiş, iliklerime kadar hissettiğim bu tutku, beni akıl almaz olayların içine sokabiliyordu, ders almıyor; uslanmıyordum.

    bir vapurun köşesinde göz göze geldiğim ve hayatımı değiştiren o tatlı ve masumane duruşuyla beni etkileyen sacide ile karşılaştım. hayat dolu ve ürkek bakışları, ismini yüreğime kazımaya yetmişti. gözlerim kanayıncaya kadar ona bakmak istiyordum. pamuk renginde teni ve siyah kıvırcık saçları, zarif ve nazende bir yapısı vardı. yüreğinde kopan fırtınayı ve ızdırabı kamufle eden derin bakışları vardı.

    takip ettim onu evine kadar. haftalarca bu şekilde sürdü ve en sonunda göz göze geldik. sönmüş volkanların çığlığını duyuyordum kulaklarımda, bir ışık hüzmesi, kaygı dolu yüzümü aydınlatıyordu ve ben onun gözlerinde kaybolmuştum ummanda kaybolmuş dertli bir kaptan gibi.

    sık sık buluştuktan sonra artık bir karar almaya ve evlenmeye karar verdik. çıldırtıcı bir mutluluk ve cehennem gibi bir tasanın içinde buldum kendimi. mutluydum çünkü sevdiğim kadın ile evleniyordum, mutsuzdum; çünkü hiç param yoktu..

    beni yokluğuma ve dertlerime karşın, bir ömür boyu sevme sözü vermişti sacide
    karşı konulamaz iyiliği, onun bir melek olduğuna inandırmıştı beni. küçücük bir odaya evrenin tüm mutluluğunu sığdırmıştık sacide ile..

    işler yolunda değildi ve sürekli akademisyen, yazar olan arkadaşlarımdan para alırdım. bazen içki içer geç saatlere kadar eve gelmezdim. oysa ki sacide beni böyle bilmezdi. onun kafasındaki soner bu değildi. evine bağlı karısına bağlı zeki ve bilgili biriydi soner.. ama öyle olmaktan çıkmıştım.

    bir gece yazar arkadaşlar beni bir yemeğe davet etti. bu sosyalleşme vurgusu sacide ile bana iyi gelecekti çünkü uzun zamandır o köhne ve rutubet kokan evden hiç dışarı çıkmamıştı fukara. o gece sadice, düğünden kalan yamalı elbiselerini sevinçle ütüledi ve beraber kol kola yemeğe çıktık. ortam kalabalık ve hepsinin arkadaşlarım olduğu bu akademisyen tayfası, karıma baya ilgi göstermişti. belki de ondaki bu saflığı ve karşı konulmaz güzelliği, tıpkı benim ilk zaman fark ettiğim gibi onlar da fark etti. sürekli sacide ile ilgileniyorlar ve inanılmaz bir popülarite havası esip durdu salonda.

    başka bir yere gitme kararı aldık ve ben farklı bir arabayla, sacide de mecburen farklı bir arabayla peşimden gelme zahmetine girdi. çünkü ben başka bir kadının kollarındaydım. o gece karımla, daha sonradan öğrendiğim eski öğretmeni bedir bey ilgilenmiş, onu koruyup kollamıştı. bedir bey daha önceden bana çokça para yardımı yaptığı için pek ses etmemiştim ama artık çok belli oluyordu.

    gecenin sabahında eve gelmemiş, tanıştığım kadınla beraber olmuştum. biliyorum, sacide bunun farkında, ama ne gidecek yeri var, ne de yaşamaya dair umudu. beni de çok severken bu çaresizlik içinde ne yapabilirdi ki sineye çekmekten başka..

    fikirlerimizden dolayı ceza evine aldılar benle birkaç arkadaşı. sacide ve bedri'de ziyaretime geldi. bakamadım sacide'nin yüzüne ve birkaç dakika konuştuktan sonra gitmelerini söyledim. biliyorum ben eski ben değildim. parasızlık beni farklı bir karakter yapmıştı. belki de insanların gerçek yüzünü görmek, parıltılı karakterlerinin altındaki şeytansı yapılarını açığa çıkması tüm algılarımı zedelemişti.

    bedir ve sacide tekrar görüşüme geldi ve karşılarına çıkan gardiyan onlara '' sadece bedir gelsin '' diye talimat etti. daha doğrusu bunu ben söylemiştim. sacide bu duruma çok içerlemişti ama biliyorum ki, artık o da bunu önemsemiyordu. bedir içeri girdi..

    - bak bedir, sakın soru sorma! kendimi tanıyamıyorum ve hislerimi giderek kaybettim. özüme dönmem imkansız! çünkü kendi kaderimi kendi ellerimle yok ettim. tek suçlu ben değilim, beni bu hale getiren iki yüzlü insanların dehşet verici kokusundan başka bir şey değil, hayata hep iyimser bakma sanrısı, zamanla içimde tamiri mümkün olmayan derin izlere yol açtı. insanları gerçekten de tanıyamamış, bilginin peşinde koşarken özümü yitirmişim. güvendiğim, değer verdiğim insanlar bana tek tek zarar verdi. ama sacide hariç! onda gönlün olduğunu biliyorum, onunda sana karşı hisleri var ve ister kardeşin yap istersen evlen. sakın ola ki benim yokluğumu hissettirme ve beni ona unuttur. o bir melekten de öte, bir su damlasından da berraktır. ben kendi dünyamda kayboldum, ne yön duygum var ne de düşünme yetisi.. ben bittim bedri... ben bittim..

    birkaç hafta sonra beni bıraktılar ve yol üzerinde, sacide ile bedir'ikol kola gördüm. yüreğim ellerimdeydi ve giderek sonsuzluğa uzanan bir yola doğru gittim.. daha çok gittim kaybolmak için.. karanlığa gittim...
  • (bkz: serin hikaye)
  • iyi.
  • bu olaydan iki sezonluk dizi çıkar. hayal gücün müthiş
  • nedense bana çok tanıdık gelen bir senaryo, hangi filmin girişiydi hatırlayamadım.
  • 3. sınıf yeşilçam dizisi tadında her yerinde kolpa akan rezil bir hikaye.
  • (bkz: sabahattin ali) (bkz: içimizdeki şeytan) (bkz: çakma) (bkz: zarf) (bkz: tuzak)
    sabahattin alinin içimizdeki şeytan isimli kitabının aynısını isimleri değiştirip, birinci şahıstan yazmış inanılmaz özet. ilginç. kitabı okumanızı tavsiye ederim.
  • konsantre yaşar kemal romanı. kurgu da kopukluklar var. biraz daha ağdalı yazarsan okunur ama o da bir yetenek.
  • sabahattin ali-içimizdeki şeytan-çakma-