şükela:  tümü | bugün
  • bilgi felsefesi uzerine kasmis, asmis bi filozoftur kendileri. aklimda kalan belirgin seylerden biri darwin amcanin evrim gorusunu benimsemesi. insanin tum ogrenme sureclerinin basarili denemelerden gelen feedback olmasi anlaminda bu evrim olayi. yine belirgin olarak hatirlayabildigim mutlulugun maksimize edilmesi yerine kacinilabilecek acilari minimize etmek gerektigini savunmus olmasi.
    bir de problem cozme yada bilgiye erisme yaklasimi olarak soyle bir tezi vardi. (informatikciler yada felsefe ilgilileri duzeltir artik yanlisimiz varsa)
    baslangic problemi => cozum onerisi => hata ayiklama sureci => nihai durum
    ki nihai durumun kendisi bir feedbacktir bi taraftan.
    son olarak aslinda hastasi oldugum quotelara yazilmasi gereken ama usengeclikten buraya yazayim, hem daha ilgili diye dusundugum quote:
    "cogu insan ozgurlugu gercekten istemez cunku ozgurluk sorumluluk almayi da kapsar ve insanlarin cogu sorumluluk almaktan korkar"
    bu kadar yazdik ama simdi biri cikar o anlattigin adam karl popper diil bilmemkim derse karizmayi resetlemek olayi gerceklescek sanirim ama hafizai beser nisyan ile maluldur
  • popper ayni zamanda bir şeyin doğrulu ispat etmek için çürütme yöntemini de çikarmiştir... kisaca özetleyelim, zira uzunu her an beni aşabilir, eğer bir fikir bütün çürütmelere karşi koyuyorsa o fikir doğrudur... şimdi bunu düşünmek çok zamanini aldi mi? diye sormayin, bu kadar sade değilmiş çünkü, bir şeyin dogruluğunun ispatlanmasi için de onun dört safhadan geçmesi gerekmektedir, ki bu az çok bilemem'in söylediğine gelmektedir, bu dört aşama sayesinde de bir gerçekliğin nereye kadar gittiğini bilmek mümkün olur popper'a göre, eğer hala sapitmadiysam...
    aslinda şu an aklima gelen bir fikir ile, mesela biz ortaya "tanri vardir" diye bişey atarsak, bunun yanlış olduğu ispatlanamayacaği için bunu doğru kabul ederiz. öbür taraftan da bir densiz çikip "tanri yoktur" diye bişey atarsa, o da ispatlanamayacaği için onu da doğru kabul etmemiz gerekir. şu anda hem "tanri vardir" hem de "tanri yoktur"u doğru kabul ettik, demek ki biz bir maliz...
  • 1902'de avusturya'da doğmuş ingiliz bilim felsefecisidir. bilimsel metot teorisi ve tarihsel determinizm eleştirisiyle tanınır.
    popper'e göre yanlışlanması mümkün olmayan, yani deneysel gözlem yollarıyla yanlışlanabilme yolları kapalı olan herhangi bir teori ya da fikir bilimsel değildir.
  • yunan düşüncesinin özellikle de platon ve sokrates'in ilahlaştırılmasına karşı çıkmış, onların anti-demokratik olduklarını savunmuştur. acik toplum ve dusmanlari okunasidir.
  • ustad hakkinda uzerinde durulmasi gereken bir kac onemli nokta vardir. bunlardan birincisi bilim felsefesi konusundaki katkilaridir. cogu kimse kendisini pozitivist sayip gecse de, friedman gibi "bilim sadece varolanla ilgilenir, varolmasi gerekenle degil" diyen arkadaslarin yaninda melek kalmaktadir. falsification, demarcation, hypotethical deduction bilinmesinde fayda olan kavramlaridir.

    ote yandan kendisi ikinci dunya harbi sonrasinda totaliterizmin gelismesi uzerine kafa yormus ve elestirel dusunceye acik olmayan toplumlarin totaliter egilimler tasidigini one surmustur. ona gore toplum farkli dusuncelerin rekabeti ve yanlis dusuncelerin bilimsel yontemlerle elenmesi sonucunda ilerleyecektir.
  • pozitivistlerin doğrulama ilkesine karşılık, bilim felsefesinde yeni bir çıgır açan "yanlışlanabilirlik ilkesi"ni getirmiş bireydir.
  • (bkz: #317731) kendisi evrim terorisini doğru kabul ediyor olabilecek biri olmakla beraber*; "tarihselciliğin sefaleti" adlı kitabında bu terorinin sonuçta bilimsel de olmadığını söylemiştir.
  • animatrix'in kid adlı bölümünde kendisine gönderme mevcuttur.
  • popper, teorileri -değillemelerinin, terslerinin doğru çıkması kendilerini çürütebilecek önermeler- üretmekle sorumlu tutan "yanlışlanabilirlik"çi bilimsellik anlayışını, matematikteki olmayana ergi* yönteminden ilhamla türetmiştir.
  • muglak konulara kesinlik ithaf etmenin yanlisligina da deginen bir filozoftur. soyle der: "... in our research for truth, we replaced scientific certainty by scientific progress." yani pozitivist oldugunu savunanlar halt etmistir. critical realisme daha yakindir. dinamik bir gerceklik anlayisi vardir. "aristotelian essentialism"e karsidir. kuhn gibi, cesur fikirlerle gelen bilimsel devrimlere inanir ama kuhnun aksine birbirini takip eden teorilerin kiyaslanabilir ve daha iyi olanin secilebilir oldugunu savunur. boylece bilimsel ilerleme surer. yani kumulatif (essentialist) ilerlemeden cok, devrimci (revolutionary) ilerleme soz konusudur.