şükela:  tümü | bugün
  • bu sene izmirde firtunalı olarak geçen bir gün. dolusudur yağmurudur rüzgarıdır, çoğu birden bastırdı. yazık çocuklar ıslanacaklar, karneleri yağmur damlacıklarının etkisi ile bucur buruşuk olacak. hepsine karne poşeti filan dağıtmak lazım çocukların. * *
  • 'akdeniz, karadeniz biz karnemizi isteriz' nidalarıyla ilkokulların yankılandığı gündür.
  • benim için hep çok fırtınalı günlerdi.
    matematiği çok seven bir babanın matematikten nefret eden kızıyım ben.
    okul zamanlarında çoğu çocuk gibi bende derslere ebeveynlerim için çalışırdım.
    karnemde zayıf olduğu zaman zayıfıma üzülmezdim şimdiki bilinçli çocuklar gibi.babam kızacak diye üzülürdüm.
    ne zaman tüm derslerle, sınavlarla, karnelerle işim bitti, işe başladım işte o zaman anladım aslında kendim için çalıştığımı.
    bu durumda küçücük kafalarıyla bir sürü derse adapte olup hepsinden iyi not almaya çalışan çocuk mu, yoksa ebeveynlerimi suçlu derseniz mesela ben kendi babamı suçlarım.ilkokul bire giderken çarpım tablosunun tamamını öğrenmem için sokağa oynamaya göndermezdi beni.
    ha tamam zararımı oldu o çarpım tablosunun bana.hayır bilakis yardımı oldu.ama belki biraz daha esnek olabilseydi ben matematikten nefret etmeyecektim.
    kıssadan hisse;
    bugün karne günü.sözlüğü okuyan anne-babalara bu vesile ile selam eder karnesinde zayıf getiren çocuğa ikinci dönem düzeltirsin koçum beni tarzı yüreklendirmeler yapmalarını öneririm.
  • e-okul sisteminin çökmesi nedeniyle karnelerin bu yıl bazı okullarda verilemediği gün. öğretmenler sisteme giremediğinden notlar yazılamamış. kırıkları olanlar için güzel bi gün olmuş aslında kafa şişiren ebeveynler olmadan bir iki gün tatil yapsın yavrucaklar.
  • ''benim oğlum bunu ikinci dönem 5 yapar.''
    bugün ilk ve ortaöğretim öğrencilerinin çoğu karne alıyor[yetiştiremeyen okullar var]. bu sebepten, onlara özel bir şeyler yazmak istedim açıkcası. yoksa liseli gibi ''edebiyatçı 5 düşürdü çok da iyi oldu'' demek için gelmedim buralara dostlarım.

    lisemin ilk yıllarında çok silik bir öğrenciydim ben. ne en arkada oturur piçlik yapardım, ne en önde oturur ders çalışırdım. en önün iki arkasında takılırdım. bu açıdan öğretmenlerimin çoğu beni ''tombul çocuk'' olarak çağırırdı. çok da efendi çocuktum allah için. derslerde desim çıkmazdı pek. ne söze kalkardım ne de milletin sözünü kesecek şekilde arkadaşımla konuşurdum. ama size anlatacağım silikliğim değil. bunu belirtmek isterim dostlarım.

    lise 1. sınıfın ilk dönemi benim matematiğim 44'den 1 düştü karneme. ilkokulda 1 görmemiş gözlerim evin kapısından girer girmez dolmuştu doğrusu. hocadan sözlü isteyemeyen gönlüm, gururum anne baba karşısında gözlerimden akıyordu vallahi. babam pek umursamasa da annem ''benim oğlum bunu ikinci dönem 5 yapar'' parolasıyla girmişti 2. döneme. ikinci dönem daha basit konular olduğu için az biraz da kafama vurula vurula ders çalıştığım için ortalamamı 70'lere taşımıştım. bunu gören matematikçim karneme 5 düşürmekte bir beis görmemişti. karne günü baya gururum okşanmıştı. ama konumuz bu da değil dostlarım. konumuz daha garip bir şey.

    lise 2. sınıfta matematik yine başıma bela olmuştu. eşit ağırlık seçerek kurtulabileceğimi düşünmüştüm ama öyle değildi işte. trigonometri'yle çokmüştü üstüme yeniden matematik ve ister inanın ister inanmayın birinci sınıftaki yazılı notlarımla yine [sırayla 44-34-54] 44'te kalmıştı ortalamam. yine gidemedim hocamın yanına. çünkü ne 4'ü 5 yapmasını isteyecek bilgim , ne dersine katıldığım için yüzüm ne de dönem ödevi aldığım için hakkım vardı. efendi efendi sırama oturdum. son yazılıdan sonra. annemlere tekrar 44'le bıraktı muhabbetini yapamayacağımı düşündüm. kim inanırdı ki 44'ten kaldığına 2 yıl art arda.

    karne gününe doğru vakit böyle geçerken arka sıradaki arkadaşlarım hoca'dan sözlü istemeye gittiler. okulda kimse'nin olmamasından yararlanıp el pençe divan koştular hocanın yanına. hepsine ama hepsine ''dersimde konuştunuz ama iyi çocuklarsınız'' deyip sözlüsünü vermiş hoca. işte bu ahvalde daha fena bir şeyler batmaya başladı içime. notunun 30'larda olmasına rağmen karnesine 2 düşmesi şöyle dursun, benim gibi efendi bir öğrenci sözlü alamazken birilerinin sözlü alması beni yavaş yavaş tüketiyordu. yukarı kattaki öğretmenler odasına usul usul çıktım.

    aklımda ne varsa lise1'deki 44 faciasından tutun, bu dönemki konuşkanlara verdiği nota kadar anlattım. ve allah biliyor ya bu dönem de karneme 1 düşse kesin düz liseye geçer sözel seçerdim. yemin ediyorum.

    ''numaran kaç?'' dedi. ''903'' dedim. ''sana 3 tane 100 veriyorum.'' dedi. ''teşekkür ederim'' derken sözümü kesti '' ikinci dönem benden hiçbir şey bekleme'' dedi. sırama varır varmaz yolda hesaplamaya çalıştığım notumu hesapladım. kafamda bölemediğim 432'yi kağıt üstünde 6'ya böldüm. 70'lerde bir ortalama yapıyordu. sözün özü 1'den 4'e kaçmıştı ortalama. bu ne demekti biliyor musunuz? karnemde benim olmayan bir not vardı. fakat ben karne günü bunu farkedemeyecek kadar mutluydum. ama anlatacağım şey bu değil. yalvara yalvara karneme 1 düşen notu 4 yaptırışım değil. daha garip bir şey.

    ikinci dönem karneme kendi çabalarımla 4 düşürmeyi başardım sanırım. ve gerçekten hiç dokunmadı notuma. yükseltmeye girdim. 5 yaptım. orası ayrı.

    şimdi şöyle bir geriye bakıyorum. o 3 tane 100 olmasaydı sanırım şu sıralar yapamadığım matematik netleri yüzünden tekrar öss'ye hazırlanıyor olurdum. lise'de matematikten çektiğim kadar hiçbir şeyden çekmemiş olurdum. ama geri kalan yıllarım rahat geçti matematik açısından. sözün özü;

    ''sözlü isteyin amına koduklarım. gurur yapmayın.''
  • e-okul ile popülerliğini kaybetmiştir, heyecan katsayısının düşmesine paralel olarak...
    bilinen notların kağıda dökümünü almaktan ve hatıra olarak saklanmaktan öte bir anlamı kalmamıştır. eh bir de öğretmen üşenmeyip bir iki satır yazdıysa o da hatırada bir renktir, tattır. ama dediğim gibi notların e-okul ile bilinmesi sebebiyle eski heyecanında değildir...
  • öğrencilerin başarı durumunu gösteren belgeleri aldıkları gündür. heyecanı başkadır tabiiki de. şöyle ki; bütün notlarını bilmene rağmen yine de içinde bir kıpırtın vardır. bir puan kalmıştır takdir belgesini almana. acaba gelecek midir sabırsızlıktan tırnağını yemeye başlarsın ki sıra sana gelir öğretmen elini itinayla uzatır ve sende aynı itina ile öpersin o eli. veee karne gözükür peki belge?? işte ordadır... mutlu son.
  • kurşun kalemle " 1 " lerin " 4 " yapıldığı gündür.
  • "akdeniz, karadeniz, karnemizi isteriz. karnemizi vermezseniz müdürün bıyıklarını keseriz" sloganının atıldığı gün. hala var mı bu olay acaba.