şükela:  tümü | bugün
  • kyrene'de doğan karneades, yeni akademicilerin en ünlüsüdür. derin bir filozof ve eşsiz bir hatip idi. roma'ya elçi olarak gönderilince halk önünde felsefe meselelerini tartışma fırsatı buldu; bir gün adaleti övdüğü, ertesi gün yerdiği, ama her ikisinde de aynı heyecanla dinlendiği söylenir.

    karneades olasıcılık'ın kurucusudur. öğretisinin amacı, stoacıların duyumculuğunu, kesinlik nazariyesini, tanrının varlığını ve yüce iyilik fikrini çürütmekti. karnaedes'e göre tasavvurlar sağlam bir ölçüt olmadığı gibi, akıl da sağlam bir ölçüt sayılamaz. akıllı insanın yapabileceği tek şey, en doğru bulduğu (çeşitli olasılık dereceleri vardır) tasavvuru onaylamaktır. ama bu tercihler hiç bir gerçek görüşü veya onayı ihtiva etmez.

    karneades'te, hitabet, bir ikna ve zihni şu veya bu tasavvura çelme sanatıdır. karneades'ten bugüne yazılı metin kalmamıştır; bundan ötürü, görüşleri ancak klitomakhos aracılığı ile tanınır. cicero ve sextus empiricius bu kaynaktan yararlandılar.
  • ...."toplumun büyük çoğunluğu kendi cehaletinden ötürü sıkça yanılgı içine düşmektedir,
    bu nedenledir ki bir görüşün çoğunluk tarafından benimsenmesi, o görüşün doğru olduğunu göstermez."
    karneades
  • ılımlı kuşkuculuğu ilk ortaya koyan düşünür.
    en önemli özelliği, onun kuşkuculuğunun sonuçta epokheyi salık vermemesidir. epokhenin bir çıkmaz yol olduğunu düşünür. bilgide kesinlik iddiasından vazgeçse de doğru olma ihtimali yüksek olana sarılmamız gerektiğini söyler.
  • yeni akademi'nin kurucusu olan yunanlı filozof. m.ö. 214-129 yılları arasında yaşamış olan kyreneli karneades, arkesilaos'dan sonra akademia'nın başına geçmiştir. stoacı felsefe ve onların tanrı ile ilgili görüşleriyle savaşan filozof, hiçbir şeyi bilemeyeceğimizi ve kanıtlayamayacağımızı savunur.
    bkz : stoacılık

    ona göre doğru bilgi için iki kaynak vardır akıl ve duyu. ancak bu ikisine de güvenilmez. çünkü duyu algıları tamamen relatiftir, akıl ise paradoksal sonuçları nedeniyle kesin ve net değildir. hatta "doğru bilinemez" sözünün de kural dışında kalamayacağını düşünür. yani ona göre bu söz bile kesin bir doğru değildir. bu yüzden olasılık kavramını ortaya atmıştır. buna göre obje vardır veya yoktur bilemeyiz, ancak objenin bizdeki duyusunun objeyi karşılama olasılığı vardır. eğer bu olasılık başkalarının duyularının olasılığı ile çelişmiyor ise buna uyarız ve ona göre yaşarız. yani bize doğruluğu olası görünen bir tasavvuru, bu tasavvur başkalarıyla çelişik olmadıkça, kabul eder ve ona uyarız. yalnız bu kabulümüzün sadece sanı olduğunu da bilmeliyizdir. bundan dolayı şüpheci bir bilgenin özel belirtilerini : '' zekice bir ihtiyat, her şeyi her yönünden görmeye çalışmak, bilgimizin, bilgimize güvenimizin sınırlarını açık olarak bilmek, bütün olanakları hesaba katmak. '' olarak saymıştır.
    ayrıca stoalıların tanrısal kaderciliğine de karşı çıkmıştır. eğer kader her şeyi belirlemiş olsaydı hiçbir şey elimizde olmazdı, birçok şey elimizde olduğuna göre kader her şeyi belirlememiştir.dogmatik stoa ve şüpheci akademia arasındaki bu tartışma karneades döneminde doruk noktasına çıkmıştır.
  • ''bilip bilmediğimi bile kesin olarak bilemem.'' demiş septik düşünür.
  • romaya elçi olarak gönderildiğinde, ciceronun notlarına göre, kanıtlayamayacağını savunmamış, alt edemeyeceğine saldırmamıştır.

    güzel taktik!