şükela:  tümü | bugün
  • finlandiya yapımı yeni netflix dizisi. diger bir adi da deadwind olarak geciyor. konusu soyle;

    --- spoiler ---

    bir kaza sonucunda kocasını kaybeden dedektif sofia karppi bu ani ölümden sonra cinayet bürosundaki görevine kaldığı yerden devam ediyor. yeni ortağı ise, finansal suçlardan cinayet masasına atanan sakari nurmi.

    --- spoiler ---
  • 5 dakika icinde kapattim :/ olmamis sanki. soguk soguk her sey. finlandiya dizisinden ne beklersin zaten.
  • finlandiya yapımı, bazı noktalarıyla forbrydelsen i akıllara getiren ancak kıyaslanması imkansız bir polisiye dizisi.

    --- spoiler ---

    dizi tıpkı twin peaks gibi gömülü bir cesedin ortaya çıkmasıyla başlıyor. kocasını kaybettikten sonra ilk davasını alan bir polis ve yanına almak zorunda kaldığı yeni bir ortak. türün tüm klişelerini kullanmaya özen gösterircesine on iki bölüm boyunca izlenebilir seviyede bir öykü sunmayı başarıyor yine de. öldürülen kadın araştırıldıkça soruşturma daha da dallanıp budaklanıyor, zira öldüğünde ilişki yaşadığı erkeğin çocuğuna hamile olan karakter hayatının son gecesinde bir yığın kişiyle muhatap oluyor --ki bu hamileliği de ilerleyen bölümlerde ''nasıl da gözden kaçırmışız" diyerek saçma bir açıklamayla sunuyorlar-- sanırsam bu karmaşık ilişkiler yumağı biraz izleyicide merak uyandırmak adına yapılmış bir şey. kirli şirket sırlarının kurbanı olduğunu düşünürken geçmişten gelen karanlık bir figür son bölümde her şeyi değiştiriyor. dikkatle takip edenler son bölümde ortaya çıkan katili daha ilk gördüğü anda "var bu tipte bir haller" diyerek izlemiştir.
    daha önce hiç finlandiya dizisi izlemedim, o yüzden midir bilemiyorum dış mekan çekimleri olsun karla harmanlanan sahneler olsun ayrı bir güzeldi. arada kadın dedektifin bütün bir bölümü üvey kızını aramakla geçirdiği gereksiz şeyleri içerse de fena sayılmaz diyorum.

    --- spoiler ---
  • netflix yapımı finlandiya dizisi. biraz true detective ilk sezon, çokça forbrydelsen. hatta öyle ki jenerik müziği bile forbrydelsen'in jenerik müziğinin hafif değiştirilmişi. forbrydelsen'in jeneriğini çok beğenip her bölüm sonunda bitene kadar dinlerdim, bunu da dinliyorum. soğukluk desen ikisinde de aynı zaten. o derece forbrydelsen yani, bilinsin.
  • soğukluğunu, izleyiciyle koyduğu mesafeyi sevdiğim yapım. fince konuşulduğu icin bile izlenir.
  • düzeltmekte fayda var; finlandiya yapımı yeni netflix dizisi yada netflix yapımı finlandiya dizisi değildir. finlandiya yapımı olup, yle tv2 kanalında yayınlanmış bir dizidir. la casa e papel gibi netflix'e eklenince dünya çapında tanınır hâle gelmiştir.

    forbrydelsen'i oldukça beğenmiştim, onunla karşılaştırılmış ve beğenilmiş. indirme listeme aldım izledikten sonra editlerim.
  • polisiye arayan bünyeye ilk anda iyi gelen ama esasen çok da iyi olmayan bir finlandiya dizisi.

    her şeyin bir beğendim/beğenmedim ikiliğine sıkıştırılarak her tür film, dizi ve oyun için bu sığlıkta yorum yapılıyor olmasını eleştirsem de bu yaklaşımın nasıl beni de esir ettiğini gösterdi karppi. dördüncü bölüm sonunda "ne kadar vasat bir iş bu ya" diye bırakacakken olayın gidişatını merak edip beşinci bölümün başına da bakayım dedim ve en son bıraktığımda altıncı bölüm bitmişti. uzun süredir maraton izleme*yapmamaya kendimi alıştırmış olduğumdan diziye dair söylenebilecek olumlu bir şey olabilir elbette bu şekilde direncimi kırmış olması.

    sürükleyici bir hikayesi ve nordik noir'a uyan biçimde karanlık ve etkileyici bir görselliği var. standart anti-kahraman dedektif yaklaşımlarına sahip ana karakterin janr motiflerini kıran anne rolü toplumsal cinsiyet rolüyle oynanma şekli açısından ilgi çekici. fakat dizide neredeyse her şeyin aşırı dramatik olması, sürekli "kötülükler" etrafında dönen yan hikayelerin ana anlatıya yedirilişi dizinin iyi yaptığı işleri gölgeliyor. elbette henüz anlatının yarısındayım ve bu yan hikayeler anlamlı bir biçimde ana vakaya bağlanabilir, ancak finale doğru öyle bir şey olsa dahi gelişim süreci fazla kusurlu. çünkü anlatıyı ve karakterleri derinleştirmek için var olan bu yan hikayelerin bu süreçte yaptığı tek şey "ebeveyn kaygısı" diye isimlendirilecek bir eğilimi körüklemek.

    diğer bir problem yer yer "yok artık?!" dedirten çiğlikte diyaloglar. bu çeviride kaybolan anlam sebebiyle olabilir fakat doğrudan ingilizce konuşulan kısımlarda da altyazıya mahkum kaldığım fince kısımlar kadar bayat ifadeler mevcut. bu noktada normal şartlarda mantık/bağlantı hatası diyebileceğim şeyleri de eklemek gerek zira finlandiya'da polisin ya da spesifik olarak dedektiflerin nasıl çalışıyor olduğunu bilmeyince ana karakterlerin yaptıkları/sıyrılabildikleri bazı saçma şeyler veya koca memlekette tek yetkili emniyet gücü kendileriymiş gibi hareket edebiliyor olmalarında yorumu kültür farkına mı senarist beceriksizliğine mi kaydırmalı bilemiyorum.

    karppi, polisiye seven birisinin türe dair birikiminden bağımsız olarak izlemekten keyif alabileceği bir dizi ama çok da şey yapmamak lazım. yani iyi bir polisiye mi? meh. çok iyi bir dizi mi? şu bollukta hayır. izlemesi keyifli mi? evet. çünkü iyi yaptığı şeylere karşılık çuvalladığı yerler de bol.
  • daha ilk bölümden katilin kim olduğunu belli eden bir dizi olsa da kendini izlettiriyor. bu arada ıskandinav yapımları baya başarılı.
    (bkz: borderliner)
  • izlenecek ingiliz polisiyesi kalmayınca başladığım ve bitirdiğim dizi. konu akış filan çok orjinal değil ama o manzaralar, iskandinav landscapei, müzikler filan tam benlik. katilin kim olduğunu ben de en başından anladım. zaten onlar da bunu tahmin etmiş oldukları için olayı biraz derinleştirmişler.

    --- spoiler ---

    johannesin katil çıkacağı belliydi de, işte geçmişindeki sapık rahibin oğluymuş johannes vs.

    ama nasıl tanımadı anna bunu? yani insan değişir de o kadar değişir mi?

    --- spoiler ---

    dizideki başka bir tutarsızlık da anna gibi güzel bir kadının usko'yla evlenmesi. o nasıl tip la.

    fin polisiyesi sarınca bordertown'a başladım. ama gitmiyor dizi gitmiyor. bırakamıyorum da başladığım işi bitirme tutkum yüzünden. bron/broen özentisi baya. işte bu da rusya sınırında küçük bir şehirde geçen olaylar olaylar. ama gitmiyor. güzel polisiye istiyorum arkadaş.
  • çakma bron/broen.
    beğenmeye çalıştım ama zorlandım. bir şeyi yarım bırakmama huyum kahretsin. amerikan dizilerinden kusuyorum evet, avrupa dizilerinde nefes alıyorum evet ama cidden yolunu bulamamış bir dizi. fince'nin fonetiği için izledim desem yalan olmaz. ki hoş da bulmadım: ve ulan sayın çevirmen adam/ kadın, konuşan şahıs "heheuennen huhheea helvethanna" bir sürü laf söylüyor, sadece "evet" ya da "hayır" olarak çevirmek ne yahu?