şükela:  tümü | bugün
  • yazar douglas adams ile john lloyd 1983’te yayınladığı ‘liff’in anlamı: henüz herhangi bir kelimeyle ifade edilmeyen şeyler sözlüğü’ çalışması.
    “her dilin durum ve duyguları açıklarken kullandığı kendine özgü yöntemler, kültürel bağlamlar, anlattıkları birer hikâye var"
    japonca komorebi kelimesi ‘güneş ışınlarının ağaçlar arasından süzülüp yarattığı alacalı ışık’, almanca fernweh kelimesi ‘daha önce hiç gitmediğiniz bir yeri özlemek’, eskimo dilindeki iktsuarpokkelimesi; ‘biri gelsin diye beklerken duyulan öfke’, almanca waldeinsamkeit kelimesi ‘ormanda tek başınaymış gibi olma hissi’, ılunga (ciluba dili - kongo) ‘herhangi bir suistimali birinci defa affeden, ikincide hoş gören, ama üçüncüye asla izin vermeyen insan’, tingo (paskalya adası) ‘komşunun evinden bir şeyler ödünç alıp geri vermemek yoluyla bütün eşyalarını iç etmek’ anlamına geliyormuş.
  • (bkz: olmayan kelimeler)
    (bkz: sensemek)
    (bkz: bahab)
  • (bkz: seni seviyorum).
  • “baba olunca anlarsın”
  • (bkz: tamam)
    (bkz: peki)

    mesaj olarak atarsanız hiçbir karşılık alamazsınız.
  • “anne olduğunda anlarsın” neyse ki benim için karşılığı olmayan bi cümle.
  • kürtçede bir kelime var, kökeni nedir etimolojisi nedir bilmem ancak " tâl" diye söyleniyor. tam söylendiği biçimiyle yazmam mümkün değil; tadı tarif ederken kullanırız.
    acı manasına gelmez, tatsız manasına da gelmez.

    ne manaya geldiğini tam anlamıyla tarif etmem mümkün değil ama bir misal vereyim;
    bir turşu yaptınız. turşu bidonunda çeşit çeşit sebze var, meyve * var. patlıcan * da var. suda bekletmeden acılığıyla turşuya ilave ettiniz. turşu tâl olur.
    aha budur.