şükela:  tümü | bugün
776 entry daha
  • şimdiye kadar hep olgun, mantıklı ve rasyonel biri oldum, olmaya çalıştım. bu sayede de bir çok sorunumu tek başıma çözdüm, işlerimi halledebildim, yaşıtlarıma göre çok daha bağımsız ve aynı zamanda doğru adımlar atabildim.

    ama bu durum karşısında o kadar çaresizim ki kendimi nasıl ifade edebileceğimi bile bilmiyorum. neredeyse 5 yıl oldu ama hala aynı hislerim, zerre değişmediler ve ben artık gerçekten yavaş yavaş, içten içe ölmeye başladığımı hissediyorum. yalnız olmayı kendisi seçmiş biriyim, beni sevenler hatta çok sevenler oldu ama hiçbiri beni onun istemsiz bir göz kırpışı kadar heyecanlandırmadı, dünyanın kendisi gibi ironik olarak umursadığım tek kişiye sahip olamıyorum, kahrediyor. başka biriyle beraber değil, sevdiği biri de yok biliyorum ama o aşık olduğum beyninin içinde her ne dönüyorsa kendini dünyaya kapatmış vaziyette ve bu yüzden ben de sadece belli bir noktaya kadar yaklaşabiliyorum ona, sonrası mayın tarlası. bir gün o mayınları beraber kazıp çıkartır da kavuşuruz umuduyla kimseye şans vermiyorum, dikenli tellerin üstünden başımı uzatmış uzakları süzüyorum, onu sevmeyi seviyorum ama yine içten içe de biliyorum ki bunun sonu iyi bitmeyecek, buna rağmen düşe kalka, kan ter içinde ara sıra bir ağaç gölgesinde ağlarken dinlenerek yoluma devam ediyorum. yaptığım her şeyin alt metninde o var, kendi mezarımı kazıyorum. bakalım ne zaman tükenip içine yuvarlayacağım kendimi?

    “hope in reality is the worst of all evils because it prolongs the torments of man.“

    tanım: zor olandır ama en güzelidir, yaşayanlar anlayabilecektir.
  • içinde bulunduğum durum karşılık alamayan taraf benim :( söyledim kendisine de aslında her şeyi ama araftayız ne oluyor ne olmuyor insanın da canını çok acıtıyor bu durum. o sürekli inanmaktan vazgeçilemeyen umut var ya heh işte o en büyük işkence seven insan için. bazen diyorum keşke en başında hayır deseydi bununla başa çıkmaya çalışsaydım umut etmekten yoruluyor insan hem de çok yoruluyor...