şükela:  tümü | bugün
  • kanser olmaktan aşırı derecede korkmakla ortaya çıkan fobi. bir modern zaman fobisi

    bu fobiye sahip olan insanların hikayesinde kanserden ölmüş birileri oluyor genelde. kendilerinde gördükleri her belirtiyi kanserle iişkilendiriyorlar. bir kısmı doktor doktor gezerken bir kısmı doktora gitmekten de korkuyor kanser olduğunu duyacak diye.

    kanserefobi diye de bahsedenler olmuş ama doğru olan karsinofobi imiş.
  • bu sabah, kadıköy iskelesinde 47 doğumlu bir teyze ile biraz muhabbet ettik.

    ortalık bomboş olmasına rağmen elindeki baston ile zorlanarak geldi, "yaşlılık zor, yaşlılık zor" diye tekrarlayarak yanıma otururmaya başladı. geri vitese takınca öten servislere benziyordu bu sempatik ve tanıdık yüz ama tanımıyorum aslında. annemin bir çok arkadaşının birleşim kümesi ve galiba dizlerinde problem var. yardım etme niyetimi engelledi. kendisi oturdu ve ondan sonra sustu. bu arada belki 20 kere "yaşlılık zor" demiştir, ben hiç bir şey demedim ama yine de epey iletişim kurmuştuk bu sırada.

    oturma bitince, konuşmayı yaşlılıktan uzaklaştırmak istedim. tahminimce dizlerindeki probleme (ne bileyim romatizma olur, kireçlenme olur, olmadı bir omurga vakası belki bir ameliyat sonralığı) işaret edercesine "basit bi grip bile beni mahvetti, herhalde öyledir. sağlık herşeyden önemli." dedim, o sırada benim de kemiklerimin içi ağrıyordu.

    moralinin çok bozuk olduğunu ve yaşlılığın çok zor olduğunu söyledi. geçmiş olsun diledim ve "kaçlısınız" diye sordum; 47 doğumlu olduğunu öğrenince annemden bir yaş genç olduğunu söyledim ki; öyledir. hal hatır derken konu hızla ve bir şekilde 40'lı yaşlardaki yeğeninin kanser olduğundan, şimdi hastaneden ondan geldiğinden, yakın geçmişte annesini de kanserden kaybettiği için kendi durumundan da korktuğuna geldi. yeğeni de göğüs kanseri olmadan önce çok moralsizmiş, şimdi bu olanlardan sonra kendisinin de morali kalmamış. konu kireçlenme değildi, çok yanlış gelmişim.

    kendisi de durumun farkında dikkatli olmalı. dikkatli de görünüyor. anlamlı bir şey söylemek adına, ailesindeki gençleri düşünüp "ailenizde böyle genetik bir eğilim var gibi görünüyor. çocukları, torunları erken yaşta tembihleyin, erken teşhis ile kanserin bir çok türü gayet başedilebilir hastalıklar, tıp ilerledi. gerekli takipleri düzenli yaptırsınlar, korkmasınlar" diye bilmişlik tasladım. amacım yapıcı olmak ve moral vermekti ama neticede birazcık ibuprofen ve psödoefedrin almış bir yazılımcıyım, doktor değilim halk sağlıkçı değilim birşey değilim; hariçten atıp tutuyorum.

    bu durumda söyleyin a dostlar yanlış mı ettim? yüksek doz radyasyon, bazı kirleticiler, kimyasallar ile uzayda filan zort diye kanser olmayı değil de günümüz yarı sağlıklı insanının kanser olma etkenlerinde bilinen en baskınının genetik unsurlar olduğunda yanılıyor muydum ey kutsal bilgi kaynağı? bunları teyzeme soramadım, kime soram?

    teyze nedense kalktıktan sonra daha çevikti. kapılar açılıp, kalktıktan bir iki adım sonra bana "iyi günler" ile voltamı verdi.
  • aşırı düzeyde kanser olma korkusu.

    karsinofobi, kişilerin hayatını baştan aşağıya değiştirirken, kimi kişilerde obsesif kompulsif bozukluğu hatta depresyonu tetiklediği görülüyor.

    kanser korkusunun genellikle bu hastalıkla bir şekilde temasta olmaktan kaynaklandığı, yakın zamanda biyopsi yaptırma, yakın bir aile üyesinin ya da arkadaşın kanser tanısı alması, kanser sebebiyle bir yakının kaybı, medyada çıkan haberler, uzmanların açıklamaları, filmler ve kanserle ilgili hikayelerin kişinin korkusunu körükleyip fobi düzeyine gelmesine sebep olabildiği belirtiliyor.

    şimdi bizim ailede, hanımın babasını akciğer benim annemi pankreas kanserinden genç yaşta kaybedince, bu fobi cinsi hanımda görüldü. uzunca bir süre organiğin kulu köpeği olduk. organik için seve seve canımızı feda edebilecek kıvama geldik. organik çin'de de olsa gidip yiyiniz, gibisine bir felsefe benimsedik; benim için zor günlerdi, zira şu kısacık konuklukta deprem kargaşasında olabildiğine keyifle yaşayıp günü geldiğinde, hiç hayıflanmadan geberip gitmeyi, kendimce daha makul buluyordum.

    bu vesileyle hanıma dedim ki: "bu organiğin peşinde koşarak 80'e kadar yaşayacağıma ben 57'imde ölmeye razıyım, beni kendi halime bırak yavrucuğum ben yolumu nasıl olsa bulurum!" hanım tabii biraz dirense de en nihayet benim iflah olmaz bir sefa pezevengi olduğuma kanaat etti ve dilediğimi yiyip içme konusunda beni serbest bıraktı.

    kanser olursam da bakmayacağına yemin içti; "artık belediye bakar sana" dedi; bilemiyorum dostlar, belediyenin imkanları nasıldır?
  • kısmen yenebildiğim fobi. kısmen diyorum çünkü hala yemek borumdaki acıyı "ya kansersem" korkusuyla doktora göstermeye korkuyorum. yani bu korku insanı kanser eder.