şükela:  tümü | bugün
  • goztepeyle aralarinda her zaman bi gerginlik olan klup.gerci halk da oyle ya..
  • 1912 yilinda kurulmus, izmir ' in ilk spor kulubudur. cok fanatik bir taraftar kitlesi oldugu bilinmekle birlikte, futbol maclarini 1000 kisiye oynar. basketbol subesi kesinlikle daha basarilidir. selcuk yasar ' dan baska bir para kaynagi olmamasi gibi ufak(!) bir sorunu var.
  • (bkz: karşıyaka)
  • türkiyenin en iyi yelken klüplerinden biri.
  • renkleri de kırmızı-yeşildir. unutulmasın.
  • buyuk bir taraftar kitlesine sahiplermis gordugum kadariyla ki bu kitle hicbir maci kacirmiyormus.. ama kendi aralarinda ettikleri kavgayi ben pek cozemedim.. olsun genede ankara ataturk spor salonunda varoluslarini kutluyorum.
  • rıdvan dilmeni teknik direktörlüğe getirerek bizi maç izlerken * rıdvan işkencesinden kurtaran izmirin güzide kulübü
  • sık sık güncellenen gayriresmi sitesi için
    http://www.kafsinkaf.org/
  • hiçbir zaman bir kitle kulübü olmadı ksk. hiçbir zaman öyle milyonları peşinden sürükleyen bir durumu olmadı. seveni oldu ama ciddi bir antipati duyanlar cephesi de oldu.... (sn. uluğ atasoy'un yazısının tamamı haberin devamındadır)

    peki, tarihine baktığımızda öyle ciddi bir şampiyonluk, kupa vs bir başarısı da olmayan ksk nasıl oluyor da bugün internet’te ilk taraftar örgütlenmesine ve “şöhreti” tüm yurdu sarmış ateşli bir yandaş kitlesine sahibi olabiliyor?
    gelin bu ikileme bir ışık tutmayı deneyelim birlikte..

    bir kere bir tesbitin altını bir kez daha çizelim. kaf sin kaf bir kitle kulübü değildir. ülkemizde sayısı çok az olan ama avrupa’da örneklerine çokca rastladığımız türden bir “felsefe”, “kültür”, “inanç” ortaklığıdır. yada daha genel bir anlatımla, “dünyayı algılayış” temelinde birleşmiş insanların peşinden koştuğu bir “ilke” kulübüdür kaf sin kaf.

    bu komünal özelliği, ona yürekten bağlı bir grup tarafından taparcasına sevilmek sonucuyla birlikte ne yazıkki onu çok dar bir çerçeveye de kısılıp kalmak kaderiyle başbaşa bırakmıştır. 351/2 söylemi de bunun bir örneğidir.

    ama olaya bir de, bir düşünce, bir inanç yada kısa ve genel anlatımıyla bir “dünyayı algılama” penceresinden bakacak olursak, bu rakkamsal modellemenin de bir tür kendini ifade etmek olduğunu görebiliriz. dolayısıyla bunu anlayan, algılayabilen bireyler için ksk yöresel bir anlam olmaktan çıkar, daha hemde çok daha geniş bir çerçevede kabul gören bir ortak kimlik haline dönüşebilir.

    nitekim bunun da örnekleri çoktur. özellikle ege yöresinde.

    bu yörede sıkça seyahat eden birçok ksk taraftarları, pek çok alakasız yerde ksk sempatizanları olduğunu görüp hayret içinde kalmışlardır. oysa bunda şaşılacak bir hal olmaması gerekir. zira artık futbol özelinde sportif müsabakalar bir tür kendini ifade etme, sesini duyurma, var olduğunu gösterme ve giderek bir aidiyet ihtiyacının karşılanması ayinine dönüşmüştür.

    artık takımlar başarılarıyla değil, sahip oldukları daha farklı değerleriyle ilgi ve sempati toplamaktadırlar.

    ksk bu noktada, özgürlükçü, yenilenmeci, isyankar ve esprili yanıyla, bir tür yaşam felsefesi haline gelmeyi becerebilmektedir. ve özellikle genç nesiller üzerinde, bu yanıyla ciddi bir anlam ifade eder durumda olabilmektedir.

    seneler boyunca ıskalanmış başarılar, yitirilmiş şampiyonluklar, kazanılmamış kupalar, sayısız vefasızlık örnekleri ve hiçbiri ciddi bir toplumsal/taraftar temeline oturmayan yönetimlere rağmen, sağlanan bu gelişme, ardında ciddi başka ve köklü sebepler olduğunun somut göstergesidir.

    ksk asla bir oportünite (fırsat) takımı/kulübü olmamıştır. ksk taraftarları arasında da dolayısıyla oportünistler bulunması çok ama cidden çok düşük bir olasılık olagelmiştir. o halde, en temel deyişle ksk taraftarlarına, ortak yada benzer bir hayat görüşü olan, belirgin ortak karakteristik özelliklere sahip, felsefe sahibi bireyler grubu olarak bakabiliriz.

    bilhassa yurdumuz gibi, değerlerin hızla erozyona uğradığı bir yerde, bu türden bir ayakta kalış, dik duruş ve meydan okuyuş, bence önemsenmesi ve (gizliden gizliye veya içten içe de olsa) saygı duyulması gereken bir gerçeklik ve mücadeledir.

    benzeri az olan bu türden dinamikler, aslında toplumları sahip oldukları insani değerlerle ayakta tutan temel direnç noktalarıdır.
    (www.kimseduymasin.com)