şükela:  tümü | bugün
  • eskiden yapılan bir aktivite idi, cdler popüler olmadan önce. gidilirdi müzikçi bir dükkana, liste verilirdi bir adet, 90lık ya da 60lık hatta belki 45lik kasetlere istenilen şarkılar kaydettirilirdi*. sonra bir hafta falan sonra gidilir alınırdı kaset. eve gelinir güzel bir kapak bile hazırlanırdı dışına. güzel günlerdi. artık cd yazdırılıyor. hatta cd writerı olan kendisi yazıyor.
  • 1980li yıllarda teenager olmuş kişilere has bir davranış şeklidir. "listedeki tüm şarkılar varmış serdar ağbide, kaset süper oldu ya!" gibi notlar düşülürdü günlük köşelerine. aranan şarkılar da öyle atla deve değil, zamanın hitleri ya da beatles, doors falan gibi grupların klasikleri olurdu. hey gidi günler.
  • bu aktivite halen asker kardeşlerimiz tarafından icra edilmektedir...askerdeki kardeşimiz hissettiklerini high fidelity tadında şarkılara döker, araya bir kaç şiir denemesi eklenir ve ortaya "bayan anonslu kasetler" sınıfına giren çalışma çıkar...genelde tek seferde birden çok kaset doldurtulur* biri ana-babaya, biri yare ve diğeri mahalledeki kahve arkadaşlarına...
  • (bkz: karisik kaset)
  • zengin plak şirketi sahiplerinin "kari kaldirmak" için yaptiklari bir aktiviteydi... hala yapiliyor olsa gerek...
  • (bkz: kaset doldurmak) ile karıstırılmaması gereken entry
  • - farkli turden eserlerin ayni kasette yer alip alamayacagi
    - eski ve yeni eserlerin ayni kasette yer alip alamayacagi
    - ayni sarkicidan birden fazla eserin bulunup bulunmayacagi
    - bir onceki sart saglaniyorsa ayni sarkicinin birden fazla eserinin kasetteki dagilimi
    - kasedin bir tarafinin yavas*, diger tarafinin tempolu sarkilara ayrilmasi
    - tum kasede tek bir sarkiyi kaydetme*
    - kasetin iki veya daha fazla arkadas tarafindan ortaklasa hazirlanmasi (kaset hazirlanmasi ve sonrasinda ciddi sorunlara yol acabilir bu.)
    - kaset ustune yapistirilan cikartmalarin ve ustlerine yazilan yaziların duzeni
    - kasetin sonunda bosluklar olustugunda (boyutu onemli degil) o boslugun tamamen kasetcinin insafina birakilmasi. (bu durumda kasetciler sadece bu is icin kullandiklari kalitesiz enstrumantal kasetlerden faydalanirlar.)

    vb. bircok problemi icinde barindiran, neyse ki gecmiste kalmis bir aktivite.
  • bütün bir kaseti almak stemeyenlerin,sadece favori şarkılarını dinlemek isteyenlerin başvurduğu ama illegal olması ve arşivin yeterli olmaması nedeniyle bunu gerçekleştirecek yerlerin dört döne döne arandığı,bulduktan sonraysa "o şarkı var mı?","aa bak bu versiyonu değil..","hayır sırası böyle olacak" türünde lafların ortama hakim olduğu,hiçbir zaman tam istenen kasede sahip olamamakla sonuçlanan işlem.
  • entrye anı serpiştirmek gibi olmasın, uzun zaman önce ne olduğunu ilk anda anlamakta güçlük çektiğim daha çok askerler ve öğrenciler tarafından gerçekleştirilen arabesk bir eylemdir bu.

    şöyle ki; sene '92.. liseyi yatılı bir okulda okumak üzere terk-i diyar etmişim, tamamı yatılı okumak konusunda en az üç yıl tecrübeli bir grup kaderdaşlarla samimi olmuş buldum kendimi, öyle ki, abartmıyorum, aralarında ilkokulu bile yatılı okumuş olanlar vardı. neyse, gel zaman git zaman bir kaset doldurtmak/doldurmak lafıdır duyuyorum ara ara bunlardan..ilk duyduğumda bunu her nasıl olduysa albüm çıkarmak şeklinde anlamışım ki wayy dedim kendi kendime müzisyenlerin arasına düştüm, hatta şöyle çıplak sesle bir parça okur musun isteğini de sırf müzisyenlerin kaprisli olduğunu bildiğimden ukte olarak tutuyordum içimde..sonra bu lafı o kadar sık duyar oldum ki sanatçı cennetine düştüğüme zerrece şüphem kalmamıştı; hatta kınadığımı bile hatırlarım kendi kendimi; ulan geldik 14 yaşına hala bi baltaya sap olamadık diye..yatılı okul öğrencilerinin sporda başarılı olduklarını biliyordum ama müziğin bu kadar ilerlemiş olması doğrusu çok duygulandırmıştı beni..

    sonra kantin vardı neredeyse tek sosyal faaliyet alanımızdı; orada durmadan karışık arabesk parçalar çalardı, mecburen dinlerdik, bir de bu kasetlerin başında böyle dinlenme tesislerindeki anonsları yapan cinsten tiz bir kız sesi kaset artık kiminse okuldan birinin adına bişiler söyleyip kaseti öğrencinin annesine, babasına yakın akrabalarına ve platonik sevgilisine ithaf ederdi..ben bu kısmın geçmesini sabırsızlıkla beklerdim..

    bir gün bu kasetlerden biri çalıyordu, arkadaşın biri gelip masama oturdu ve doldurttuğum kasetim nasıl olmuş dedi..o an altında kobayashi yazan fincan yere düşüp de yazı afedersiniz kabak gibi ortaya çıktığında chazz palminteri ne hissettiyse ben de onu hissettim..önce mal gibi hissettim kendimi..sonra bütün komplekslerimden arınmış da hissettim ama..
  • küçükken içinde izzet altınmeşe'den oy dügümeli dügüdügümeli, kargo'dan kalamış parkı, ibrahim tatlıses'ten yetiş ya muhammed yetiş ya ali, teoman'dan ne ekmek ne de su, ve tabi ki mahmut tuncer'den cenderme cenderme şarkılarını bulunduran bir albümle de ben katılmıştım bu kervana.

    kaseti ne şekilde imha ettiğimi falan çok net hatırlıyorum da, kasetçi benim her hafta yepisyeni bir listeyle kapısına dayanmamdan kelli kapattığı dükkanının yerine ne açmıştı, onu tam şeyapamadım.

    pet shop olabilir.