şükela:  tümü | bugün
  • ra bilgileri ve pleiades öğretileri'ni takip eden spiritüel buluşmalardır.

    celselerin tamamı, amerikalı laura knight jadczyk'in iletişime geçtiği cassiopeia takım yıldızından geldiğini söyleyen soyut varlıklarla gerçekleştirdiği dialoglardan ibarettir. iddia odur ki bu dialoglar, soru-cevap şeklinde ilerlerken, geçmişten ve gelecekten şifreli ipuçları vererek uyarma/haberdar etme/aydınlatma amacını güder.

    'başkalarına hizmet' ilkesini sürekli dikte eden kasyopya celseleri bugün de devam etmekte hatta türkçe internet sayfalarında açılmış kimi bloglarda çeviri metinleri meraklılarına ulaştırılmaktadır.

    laura knight jadczyk'in ouija tahtası kullanarak gerçekleştirdiği iletişimler, ruhçuluk akımının debelenmelerine başıbozuk ama önemli bir örnektir.

    (bkz: spiritüel pornografi)
  • --- spoiler ---

    16 temmuz 1994. f**, laura ve s**

    s: merhaba.
    c: merhaba.
    s: bize mesajınız var mı?
    c: doğal olarak geleni sürdürün.
    s: (l) ne anlamda?
    c: çalışmanızı sürdürün.
    s: (l) adınız nedir?
    c: mukpeor.
    s: (l) başka bir gezegenden misiniz?
    c: sizin bakış açınızla dünyadışı, evet.
    s: (l) grubunuzun adı nedir?
    c: korsas.
    s: (l) neredensiniz?
    c: kasyopya (kraliçe takımyıldızı).
    s: (l) bu takımyıldız nerede?
    c: oryon yakınında.
    s: (l) oryonluların “kötü adamlar” olduklarını duymuştum. oryon grubu kötü mü?
    s: (l) kendinize mi, yoksa başkalarına mı hizmet ediyorsunuz?
    c: ben her ikisine hizmet ediyorum.
    s: (l) felsefeniz nedir?
    c: bir.

    s: (l) hangi gezegendensiniz?
    c: korsoka.

    s: (l) bob lazar uzaylıların insanları taşıyıcı olarak tanımladıklarını iddia etti. bu ne anlama geliyor?
    c: sonra kullanmak üzere saklama.
    s: (l) ne için kullanma?
    c: %94’ü.
    s: (l) neyin %94’ü?
    c: tüm nüfusun.
    s: (l) ne demek istiyorsunuz?
    c: hepsi taşıyıcı; %94’ü kullanılacak.
    s: (l) ne için kullanılacak?
    c: tüketim.
    s: (l) yani yemek için mi?
    c: tamamen tüketim.
    s: (l) tüketim derken neyi kastediyorsunuz? sindirilme mi?
    c: içerikleri için tüketim.
    s: (l) ne için?
    c: yeni ırk. önemli. proje yaklaşık 13 yıl içinde tamamlanmış olacak.
    s: (l) insanlar neden tüketiliyor?
    c: beden parçaları için kullanılıyorlar.
    s: (l) anlamıyoruz. insanlar parçaları için nasıl kullanılabilirler?
    c: reprototip. o fıçılar gerçek. kayıp kişiler çoğunlukla oraya gidiyor, özellikle kayıp çocuklar.
    s: (l) herhangi bir korumamız var mı?
    c: biraz.

    s: (l) bu projenin amacı nedir?
    c: bu gezegende yeni bir hayat.
    s: (l) uzaylılar bizim duygularımızı ve enerjilerimizi kullanıyorlar mı?
    c: doğru; bedenlerinizi de. her yıl %10 oranında daha fazla çocuk alınıyor.
    s: (l) acı çekiyorlar mı?
    c: biraz.
    s: (l) hepsi acı çekiyor mu?
    c: bazıları. tamamen bilinçli haldeyken çocukların organlarının parçaları çıkarılıyor. önce böbrekler; sonra ayaklar; sonra çene masanın üzerinde inceleniyor; dil kesiliyor; kemiklere kuvvet testi yapılıyor; patlayana kadar kalp kasına basınç uygulanıyor.
    s: (l) bize neden böyle korkunç şeyler anlatıyorsunuz?
    c: konsorsiyumun yaptığını bilmeniz gerekiyor. bu çoğunlukla kızılderili çocuklarına yapılıyor.
    s: (l) neden böyle şeyler yapılıyor?
    c: oryonlular ve onların insan ortakları, yeni bir ırk yaratmak ve bu ırkı insanlığın geri kalanı ile birlikte kontrol etmek üzere büyük bir çaba harcıyorlar.
    s: (l) ruhlara ne oluyor? bu proje yalnızca fiziksel mi?
    c: fiziksel. ruhlar devam ediyor.
    s: (l) ruhlar nereye gidiyor?
    c: çoğunlukla buraya geri dönüyorlar.
    s: (l) bir kısmı başka yerlere mi gidiyor?
    c: bazıları diğer gezegenlere gidiyor.
    s: (l) bu projeden kim sorumlu?
    c: konsorsiyum.

    s: (l) fakat tüm bunlar çok korkunç.
    c: hislerinizi anlıyoruz, fakat herşey sizin perspektifinize uymaz.
    s: (l) bunlar dünyaya neden oluyor?
    c: karma.
    s: (l) ne tür bir karma bunu getirebilir?
    c: atlantis.
    s: (l) atlantisliler bunların başımıza gelmesine neden olacak ne yaptılar?
    c: şu anda bunu yanıtlayamayız.
    s: (l) bizi ne koruyabilir?
    c: bilgi.
    s: (l) aramızdan herhangi biri kaçırıldı mı?
    c: hepiniz.
    s: (l) kaç kere?
    c: f***-57; s***-56; laura-12.
    s: (l) neden laura diğerleri kadar kaçırılmadı? (laura gülüyor)
    c: sona ermedi. (s*** gülüyor.)
    c: s*** geçen ay kaçırıldı.
    s: (l) bizi kim kaçırıyor?
    c: diğeri.
    s: (l) grubun adı nedir?
    c: çeşitli isimler.
    s: (l) hepimiz aynı grup tarafından mı kaçırılıyoruz?
    c: çoğunlukla.
    s: (l) bize ne yaptılar?
    c: sahte anılar verdiler. çocuk olarak kalmanızı sağladılar. okulda başağrısı ve mide bulantısı geçirmenize neden oldular.
    s: (l) implant yerleştirdiler mi?
    c: evet.
    s: (l) nerede?
    c: kafada.
    s: (l) implantlar ne için?
    c: inceleme cihazı.
    s: (l) neyi inceleme?
    c: ruh bileşimi.
    s: (l) yaptığımız ritüellerden herhangi biri daha fazla kaçırılmamıza karşı koruma sağlıyor mu?
    c: belki. enerji alanları olan bazı kristaller. bilginiz varsa korumaya ihtiyaç duymazsınız.
    s: (l) bu bilgiyi nasıl elde ederiz?
    c: bilinçaltınızın derinliklerinde.
    s: (l) bu bilgiyi ne zaman elde ettik?
    c: doğumdan önce.
    s: (l) koruma için yapabileceğimiz başka herhangi birşey var mı?
    c: öğrenin, meditasyon yapın, okuyun.

    11 mart 1995 f, laura, tr, jr, sv

    s:(l) a___, insanların esas olarak kaç kromozoma sahip olduğunu sormamızı istedi.
    c: 135 çift.

    s:(t) şimdi 23 çiftimiz var. epeyce kromozom kaybetmişiz demek. (l) çok! (t) kaybettiklerimizi geri alacak mıyız?
    c: bekleyin ve görün.

    s:(l) bir celsede zamanın, cennetten düşüş "sırasında" ortaya çıkan bir ilüzyon olduğunu söylemiştiniz ve bunu söyleyiş şekliniz, başka ilüzyonların da olduğunu düşündürdü bana...
    c: değiştirilen dna'nız nedeniyle zaman sizin için doğruluğu olan bir ilüzyon.

    s:(l) peki diğer ilüzyonlar nedir?
    c: monoteizm; sizden ayrı, mutlak güce sahip bir varlığa inanç.

    s:(l) başka?
    c: fiziksel artış gereksinimi.

    s:(l) korunma için fiziğe odaklanmak... (t) monoteizmle ilgili anahtar kelime ayrılık mı?
    c: evet.

    s:(l) başka?
    c: lineer/doğrusal odak.

    s:(l) başka?
    c: tekboyutluluk.

    s:(l) örtü... (j) sadece tek bir boyutu algılamak... (l) bu ilüzyonlar dna'mıza genetik olarak programlandı mı?
    c: yakın.

    s:(l) başka hangi ilüzyonlar var?
    c: öncekilerle işiniz bitti mi?

    s:(l) bilmiyorum. bu ilüzyonların bize nasıl zorlandığından, bizim bunları nasıl algıladığımızdan bahsedebilir misiniz biraz?
    c: eğer biri bir kapıyı açarsa ve sen de açılan kapıdan bir küp altın görürsen, altına ulaşmadan önce, kapının arkasında gizlenmiş zehirli bir yılan olup olmadığını düşünür müsün?

    s:(l) altın neyi simgeliyor?
    c: sınırlanmaya cezbolma.

    s:(l) kapı neyi simgeliyor?
    c: sınırlanmaya açılış.

    s:(l) bir küp altın olarak temsil edilen sınırlanma, aslında göründüğü şey değil miydi? bu bir kandırma mıydı?
    c: yılan nedir?

    s:(t) kertenkeleler? (j) tehlike. (l) tamam, kapıyı kim açtı? (j) biz.
    c: hayır.

    s:(l) kapıyı açan biz değildik, doğru mu?
    c: evet.

    s:(t) kapıyı kim açtı?
    c: kertenkeleler.

    s:(l) yani resmen... (t) yılan kimdi? (j) kertenkeleler, tehlikeyi...
    c: hayır!

    s:(l) yılan kimdi?
    c: dikkatsizce cazibeye teslim olmanın sonucu; yani, bakmadan atlamak.

    s:(j) yani dikkatli olmamız gerekiyor. (t) yılan neydi? (j) cazibeye teslim olmanın sonucu... (l) yani diyorsunuz ki, cennetteki cezbolma hikayesi, insanoğlunun cezbedilerek bu realiteye yönlendirilmesinin hikayesiydi. iyi ve kötünün bilgisi ağacı'nın meyvesinin yenmesi de...
    c: cazibeye teslim olmaydı.

    s:(l) ve bu bir kandırmaydı...
    c: hayır! kandırma yok!

    s:(l) ama burada dönen birşey var. (t) tuzak mı?
    c: hayır! tuzak da yok. seçmeseydiniz, özgür iradenize müdahale edilemezdi.

    s:(t) bir saniye. olayın mantığını kaçırıyorum. düşüşten önce biz kimdik?
    c: 3'üncü yoğunluk bh.

    s:(t) bize 3'üncü yoğunluk varlıklarının bh olamayacağını söylememiş miydiniz? (l) hayır. 3'üncü yoğunluk bh varlıklarının olduğunu söylemişlerdi. (t) o zaman meydana gelen şeyden dolayı mı şimdi kh'yiz?
    c: evet.

    s:(j) istediğin zaman eve gidebilirsin. (l) her zaman eve dönme gücün var...
    c: evet.

    s:(l) yani her zaman bh olmaya dönme gücümüz var mı? 3'üncü yoğunlukta bile mi?
    c: evet.

    s:(l) 3'üncü yoğunluk bh varlıkları nasıl bir hayat yaşıyor?
    c: keşfedin.
    s:(t) kapı benzetmesine dönmek istiyorum. kapı her zaman oradaydı. cezbedicilik her zaman orada duruyordu...
    c: altına gittiğinizde, kertenkelelere "merhaba" dediniz ve bundan anlayabileceğiniz herşey.

    s:(t) evet, ben de bu noktaya ulaşmaya çalışıyordum. kertenkelelerin veya kh güçlerinin kapıyı açtığını söylediniz.
    c: hayır. "açmak" demeyelim. sadece sizi kavramaya yaklaştırmak için o ifadeyi kullandık.

    s: ... (t) kapı her zaman oradaydı ve her zaman açıktı. sadece benzetmeyi kavramaya çalışıyorum. yani bh varlıkları olarak altına gitme ve gitmeme seçeneklerimiz vardı. altına gitmekle kh olduk çünkü altına gitmek kh.
    c: evet.

    s:(t) ve bunu yapmakla 4'üncü yoğunluk kertenkele varlıklarının saflarına girmiş olduk.
    c: evet.

    s:(t) çünkü onlar 4'üncü yoğunluk varlıkları ve 3'üncü yoğunluk varlıkları olarak bizden çok daha fazla yetenekleri var.
    c: bundan önce 4'üncü yoğunluk bh varlıklarının saflarındaydınız.

    s:(t) ve 3'üncü yoğunluk bh'ydik. ama altına gitmekle kendimizi 4'üncü yoğunluk kh'nin etkisi altına soktuk.
    c: evet.

    s:(j) "seçmedikçe özgür iradenize müdahale edilemez" demişlerdi. (t) insan ırkı olarak, özgür irademizle bh'den kh'ye geçtik. (l) demek insanlık olarak içinde bulunduğumuz bu durumu bir seviyede kendimiz seçtik; düşen melek, lusifer efsanesi. bu biziz. altına gitmek için o kapıdan geçmekle düşmüş olduk ve kapıdan geçdiğimizde yılan bizi ısırdı.
    c: ama bu sürekli tekrarlanan bir sendrom.

    s:(l) sadece insan ırkı için sürekli tekrarlanan bir sendrom mu, yoksa tüm yaratılış için de geçerli mi?
    c: ikincisi.

    s:(l) varoluş döngüsünün bir parçası olduğu için, tüm varoluşta tekrarlanan bir sendrom mu bu? yoksa kızılderililerin maya dedikleri şey mi?
    c: ikisinden biri.

    s:(t) yani bahsettiğimiz tüm bu şeyler, boyut sınırı, dalga, frekansların yükselmesi...
    c: boyut sınırı "tornado."

    s:(t) yani dalga yıkıcı bir şekilde ilerliyor...
    c: subjektif.

    s:(t) evet, tamam. tornado. dorothy tornadoda bh durumundan kh durumuna düştü. doğru mu?
    c: evet.

    s:(t) yoğunluk değişim dalgası tornado ile temsil ediliyor... (l) bir yoğunluk dalgasının etkileşimi...
    c: daha dikkatli analiz edin, bunun için bir mola öneriyoruz. [mola]
    ...
    s:(l) bir noktada biraz kafamız karıştı. yoğunluk dalgasını temsil eden tornado, kişiyi aynı yoğunluk içinde bh'den kh'ye mi geçiriyor?
    c: bir yönüyle.

    s:(t) boyut sınırı yalnızca kişiyi bir yoğunluktan diğerine geçirmekle kalmıyor, aynı zamanda kh ile bh arasında da geçiş yapılmasını sağlıyor, öyle mi?
    c: mümkün.

    s:(t) yani bu geçişte 3'üncüden 4'üncüye bir bh olarak da geçilebilir?
    c: bazı geçişlerde.

    s:(l) yani 3'üncü yoğunlukta veya 4'üncü yoğunlukta insanlar bh ile kh arasında geçiş yapabiliyor... boyut sınırı veya yoğunluk dalgasının bu geçişinde tüm bu seçenekler mevcut mu?
    c: dalganın yönelimine göre yukarıdakilerin hepsi mümkün.

    s:(l) peki yaklaşmakta olan dalganın yönelimi nedir? özellikle bizi 3'üncü yoğunluktan 4'üncü yoğunluğa taşımak mı? bu dalganın işlevlerinden biri bu mu?
    c: bunu söylemiştik.

    s:(l) bu dalganın bizi 3'üncü yoğunluktan 4'üncüye taşıyacağını söylemişlerdi. görünüşe göre dalgalardan bazıları bh'den kh'ye geçebiliyor. (t) dalga değil, dalgadan geçen kişi. bu dalga geçerken, dalganın yönelimi bireyden bireye değişiyor mu?
    c: deniz dalgalarıyla karşılaştırın. dalgalar, tüm doğanın liflerinin bir parçası.
    s:(t) bu, dalganın tepesinde veya dalgalar arasındaki boşlukta oluşla da ilgili mi? dalganın üzerinde nerede bulunduğunla?
    c: hayır.

    s:(t) yani 3'üncü yoğunluktan 4'üncü yoğunluğa geçiş sağlayan bir dalga, bu dalga geçerken sen onun neresinde olursan ol aynı etkiyi yapar, doğru mu?
    c: evet.

    s:(t) insanları kh'ten bh'ye ve tersine taşıyan dalga için de geçerli mi bu?
    c: veya "altına da" gidebilirsin.

    s:(l) burada bir frekans oluşturuyoruz ve diğerleri de bize katılıp katılmayacakları konusuna bir seçeneğe sahip oluyor... (j) ve 4'üncü yoğunluğa geçişimizde de kh'den bh'ye geçme seçiminde bulunuyoruz... (l) oz büyücüsü'ndeki munchkin'ler (cüceler) neyi temsil ediyor?
    c: 2'nci yoğunluk varlıkları.

    18 mart 1995 f___, laura, tr ve jr, b___

    s:(t) iyi akşamlar.
    c: merhaba.

    s:(t) bu akşam karşımızda kim var?
    c: usurro.

    s:(t) peki neredensin?
    c: kasyopya. evet.

    s:(l) tartışmamızı dinliyor muydun?
    c: elbette.

    s:(l) yardım konusunda yapabileceğiniz herhangi bir yorum var mı?
    c: pek çok.

    s:(t) yapın.
    c: önyargı.

    s:(l) ön yargı derken neyi kastediyorsunuz?
    c: thor templar'ın görüşleri.

    s:(l) görüşleri önyargılı. peki implantların çözülerek vücuttan atılmasını sağlayacak materyalleri veya teknikleri var mı gerçekten?
    c: hayır.

    (l) hillard, st. cloud'da yaşayan yaşlı adam. şimdiye kadar ufo'lara dair şeylerle ilgili gördüğüm en büyük, inanılmaz bir koleksiyona sahip. hayatının 40 yılını buna adamış. bu alanda uzman olan bütün araştırmacıları tanıyor ve elinde başka kimsede görmediğim materyaller var. emekli bir ordu mensubu ve danışman bir mühendis olarak nasa için çalışmış. ... kamu sektöründeki herkesin maddi kanıtlar istediğini ve de dünyanın pek çok yerinden pek çok maddi kanıtlar toplandığını söylüyor. ama toplandıktan sonra bu materyaller ortadan kayboluyor! o bunu söyler söylemez aklıma ilk gelen şey, kanıtların yok edilmesine yönelik bir komploydu. "kaybolma" derken kastettiği şeyin bu olduğunu düşündüm. ama sonra dedi ki; "24 saat boyunca kamera gözetimi altında tutuyorlardı ama birden kayboldu!" anladım ki, kastettiği şey resmen birşeyin demateryalize olmasıydı. o bunu söylediğinde ben de "ou, evet. bunu çok iyi anlayabiliyorum!" dedim. öğrendiklerimize bakacak olursak bu çok anlamlı. olayın bu dördüncü yoğunluk doğası üzerinde duruyoruz ve gerçekten bununla ilgiliyse, pek çok garip şeyle ilgili o kadar çok şeyi açıklıyor ki! dünyadışı varlıkların katı maddelerin içinden geçmeleri, tanıkların gözleri önünde görünüp kaybolmaları, insanları bir yerlere ışınlamaları, zamanın sınırlandırmalarının ötesine geçmeleri, bir grup insanın bazılarına görünürken, aynı gruptaki diğer bazılarına görünmemeleri... bir yandan tüm bunları duyuyorsun, diğer yandan da fenomenin maddi yönü hakkında şeyler duyuyorsun; yere inme izleri, ufo'lar ve dünyadışılarla etkileşime giren insanlarda ve yüzey alanlarında meydana gelen değişiklikler, ölü dünyadışıların bedenleri, ele geçirilen araçlar... bu garip şeyleri anlamaya, açıklamaya çalışıyorsun. ama tüm bunları bir dördüncü yoğunluk fenomeni olarak anladığında herşey anlam kazanmaya başlıyor. olayların bazıları tamamen teknolojiye dayalı ve hiçbir paranormal tarafı yok. yaptığım hipnoz celselerinde de her zaman arkaplanda dolaşan dünyadışı varlıklar oluyor. hipnozdaki kişiye neler olduğunu açıkça görmelerini ve ifade etmelerini söylüyorum ve ani bir ışık görüyorlar. "tanrım! bir an için orada bir yüz vardı." diyorlar ama onu inceleyemiyorlar. "bir dinazora benziyor." veya "pulları var." gibi şeyler söylüyorlar. ama tüm öğrenebildiğim bu oluyor. yani tüm bunların arkadasında o kahrolası sürüngenler var ve görünüşe göre başka bir yoğunluktalar. (b) yanılmıyorsam şöyle demiştin; dördüncü yoğunluk varlıkları üçüncü yoğunluğa geldiklerinde burada çok kısa bir süre kalabiliyorlar ve sonra ortadan kaybolup kendi gerçekliklerine geri dönüyorlar çünkü buranın frekansına uyumlu değiller, doğru mu? (t) evet, bazı belgelerde kertenkele varlıklarından, yani sürüngenlerden bahsediliyor. nadiren ve genellikle çok kısa bir süre görünüyorlar. burası onlar için çok sınırlandırıcı bir ortam. grileri üçüncü yoğunluğa projekte ediyorlar ve onlar burada daha uzun süre kalabiliyorlar çünkü bu amaçla üretiliyorlar. bir güç tarafından buraya projekte ediliyorlar. (b) o yüzden kaçırdıkları kişileri kendi yoğunluklarına götürüyorlar; orası onlar için çok daha istikrarlı. (t) üçüncü yoğunluğa gelmektense bizi dördüncü yoğunluğa götürmek onlar için daha kolay. ama çok farklı kaçırılma çeşitlileri var. her zaman fiziksel olarak kaçırmıyorlar. astral bedeni alabiliyorlar. (l) bu kaynaktan öğrendiğimize göre, ruhu alıkoyma dahil yaptıkları şeylerin çoğu aslında teknolojik birşey: dördüncü yoğunluk teknolojisi. kavrayabileceğimizin çok ötesinde birşey, ama gene de teknoloji. (t) insanların astral projeksiyon deneyimlerine olan ilgilerinin sebebi de bu olabilir. her ne kadar bu konudaki kontrolümüz ve yeteneğimiz çok yüksek değilse de, astral bedenimiz, fiziksel bedenimizi terk edip başka yerlere gidebiliyor. bu biraz da tesadüfi birşey. fiziksel anlamda diğer gezegenlerden gelen varlıklarla ilgili olaylar da olmakla birlikte, onların bu yeteneğimize ve duygularımıza bu kadar ilgi göstereceğini sanmam; bunlarla ilgilenenler başka bir yoğunluktanlar. (f) bunu soralım.
    c: fikirlerinize sabit bir şekilde bağlanmayın.

    c: brad'in bilgisi için; mars anıtları atlantisliler tarafından yapıldı ve ay'daki bazı yapılar ise başkaları tarafından yapıldı; dünyadışı.

    s:(s) evet. edgar cayce atlantislilerin diğer gezegenlere gidebildiklerini söylüyor.
    c: evet. sizin uçakla atlanta'ya gidebildiğiniz kadar kolay bir şekilde.

    s:(b) garip.
    s:(s) commander x ve benzer şeyleri soralım. (t) evet, commander x kim? (l) "cosmic patriot files" (kozmik yurtsever dosyaları) isimli kitap. (t) kozmik bir savaşçı!
    c: adının açıklanmasını istemiyor.

    s:(t) evet, bunu biliyoruz. (l) peki konumu nedir?
    c: özgür irade.

    s:(l) bahsettiği şeyler hakkında gerçekten bilgi sahibi mi?
    c: belki.

    s:(t) işte yine o kelime; belki de değil. (l) iyi bir bilgi kaynağı olduğunu düşünmüştüm. (f) derleme bir kitaba benziyor. (l) jr ve benim bir sorumuz var. hillard, kurbağaların gezegenden kaybolduklarını söyledi.
    c: ozon tabakası.

    s:(l) ozon tabakasının incelmesinden dolayı kızarıyorlar mı?
    c: kızarmak mı?

    s:[gülüşme] (j) nereye gidiyorlar? (t) ozon tabakası seyreliyor ve onlar da bunun etkilerini ilk yaşayanlar mı?
    c: evet.
    --- spoiler ---
  • bu dialogları öne süren kişi ya ağır lsd bağımlısı, ya da sikecek adam arıyor.

    uyandırayım. salak olmanın lüzumu yok.
  • bir forumda bu gerçeklikten tamamen kopuk monologları ciddi ciddi tartışan insanlar da var... yani tamam herhangi bir inanç sahibi olabilirsin, bilimin yetersiz kaldığı alanlara istediğin kadar büyük mitolojik/mistik veya sentez bir varlık ya da olay yerleştirebilirsin de... aga bu nedir ya? celsenin biri 1994'de yapılmış, uzaylı diyor ki 3-4 yıl içinde çok büyük savaş var arizona sallanıyor, texas yarılıyor bilmem ne. "ee bu şeyler gerçekleşmedi" diye itiraz etsen cevabını da yazmışlar : "bakın bilgilerin hepsi doğru olmayabilir çünkü negatif varlıklar parazit yapmış olabilirler ona göre değerlendirin" yav he he.

    ya bakın ben size bir taktik vereyim, medyumluk,celsecilik piyasasına girerseniz uzun ömürlü sürdürmek için kesinlikle kehanetlere girmeyin, tutturamıyorsunuz . büyük dinler nasıl bu kadar taraftar buldu sanıyorsunuz; kitaplarında tarihi belli öngörüler yok.