şükela:  tümü | bugün
  • hırstan sonraki en büyük adem evladı hastalığıdır.
    insanların götünü bıkbıklandırıp, karşısındakine (veya bir duruma) yafta yapıştırıp, bir gruba sokma eğilimine girmesi şeklinde tezahür eder.
    neredeyse metal grubu sayısı kadar metal türü olması, bu savı destekler niteliktedir.
    (bkz: atmosferik yarak metal)
  • adı üstünde, gerçekten de hastalıktır.

    -mahmut bak buraya klasörler açtım, öyle her indirdiğinizi ortada bırakmayın, bak interracial burada, russian girl burada.

    -abi bak mesela bunda hanımefendi rus, lakin zevcesi kamaşullah bey siyahi, n'apsak ki?

    -tamam oğlum, ona ayrı bir klasör açalım.

    -abi bunu da asian girls'e koyacağıdım, lakin bir masturbating durumu da sözkonusu.

    -hay .mına koyim onların ben, oldu mu...dur, ona da ayrı bi klasör...

    -abi?

    -abinin de .mına koyim senin! yeter lan...

    şeklinde uzayan diyaloglar sonunda pes ettirir *, ya da ciddi anlamda kafayı yedirtir. *

    daha softane yaklaşacak olursak, ellerindeki sınırlı bilgiyle kafalarında açtıkları kategorilere uymayan olaylarla/insanlarla/düşüncelerle karşılaşan insanların ellerinde ne varsa atıp çırılçıplak halde koşmaya başlama ihtimalleri hayli yüksektir. akıl fikir bu kafanın altındadır,çevirerek açınız.
  • - kategorize edilmek istenmeyenler.. siz de geçin bakiim şu tarafa.. sizi ayrı bi kategoride değerlendiricem..
  • bazi insanlarin yeni karsilastiklari bir seyi rasyonalize etme cabalarindan kaynaklanan durum.. yeniyi yeni olarak algilamak yerine bilinen birseyin uzantisi olarak tanimlama hastaligi... bazen bokunu cikariyolar tabi, ayri konu..

    aynen yasanmistir:

    -bakin size alicante turronu getirdim!
    -ya bu bizim susamli helvanin aynisi..

    bi baskasi:

    -bak bu papaya.. cok guzel tadi var..
    -..aa bu resmen bizim karaman kavunu.. cekirdekleri de tavsan bokuna benziyomus..
  • şu dönemlerde halk arasında resmen virüs gibi yayılan hastalıktır.
    efendim bu illeti, her türlü forum, sözlük, chat vb. sitelerde bile görebilirsiniz. illa kahvehanelere gidip halkın nabzını yoklamanız gerekmez.

    halihazırda elimizde bulunan, bazı sözlüklerdeki sol frame örneğini verebiliriz bu duruma.

    (bkz: bakire olmadığını vurgulayıp duran laikçi kadın)
    (bkz: başbakanlık bursunu geri ödemek isteyen laikçi)
    (bkz: bayram namazına pijamayla gelen laikçi)
    (bkz: boynuzlanmayı kabullenecek kadar laikçi olamamak)

    farklı bir bakış açısı ;

    (bkz: ahiret sınavında kopya çeken şakirt)
    (bkz: allah'ı eleştirmeye korkan tırsık dinci)
    (bkz: atatürk'e saldıran dinci)
    (bkz: amını kullanmadığı halde etek traşı olan dinci kız)

    karşıt görüşteki, inanıştaki, ırktaki insanları belli bir sıfat altına sokmak itibari ile kendince taşşak geçmektir. aslında kendindeki hümanizm eksikliğini bağıra bağıra göstermektir.

    (bkz: 18'lik ela gözlü sarışın kürt)
    (bkz: alevli kokteyli barmene fırlatan kürt)
    (bkz: dinsiz allahsız komünist kürt ibne)

    umuyoruz, isviçreli bilim adamları söz konusu rahatsızlığa bir tedavi bulacaklardır.
  • ekşi sözlük ve türevlerinde sıkça yapılan, bazen okurken bile insanı yoran eylem. öyle ki hepimizin hayatı aynı 3 kişi falan etrafında dönüyormuş gibi.

    aslında "genelleme" içeren başlıkların varlığı değil kınadığım. sözlük mantığını oluşturan, ansiklopedik verilerin dışında hani, bazı durumların farklı insanlarca irdelenmesi hadisesi çok doğru yerlere gidebiliyor. ortak deneyimlerin, hislerin ya da düşüncelerin paylaşılması, öyle anlar geliyor ki sosyal hayatta yakın çevrenizden bile göremediğiniz en güçlü desteği verebiliyor okura, belki "yaşamayan anlamaz" sözünü doğru çıkarırcasına.

    ama bir nokta geliyor ki, valla tam nerede nasıl geliyor tam çözemedim onu şimdi, bu genellemeler abartılıyor, spesifikleştirilip çok sağlıksız yerlere gidiyor. çünkü sanırım burada bir güruh olunduğunu unutuyoruz bazen. paylaştıklarımızın birbirini nasıl etkilediğini, kitle psikolojisine varıp ekşi sözlük jargonunu oluşturduğunu. kezban diye bir şey çıktı mesela, "hakkaten yaa var böyle bişi" dediğimiz çok doğru tespitler vardı başta, ve belli bir model oluştu insanların kafasında bunu karşılayan. sonra? sonra o kadar abarttık ki herkes kezban oldu, her hareketimiz "ucuz kaçar" oldu, "eleştirmezse ölecek" hastalığına yakalanan tüm yazarlar tüm sevmedikleri davranışları kezbana atfettiler. dünya kezban ve diğerleri olarak ayrıldı. artık bu tespiti yapmaya kalkan "hepimiz", sözlükte ya da dışarıda, "diğerleri"nde kaldık, şükür.

    bu aklıma ilk gelen örnekti, seçmemin özel bir nedeni yok. bir diğer örnek de "eski sevgili" olabilir gayet. bazı başlıklar var ki hakikaten farklı durumlar paylaşılabiliyor, insanlar içlerini dökebiliyorken, bu paylaşımların ucu bir yerden sonra koptu gitti ki bu hepimizin "eski sevgilisi" dünyanın en nalet insanı oldu. çok ayıp ediyorlar tabii, ayrı.

    ama istemiyorum, ekşi sözlük'e ya da bir başkasına girdiğimde, hayatı arkadaşım kezban, ben ve eski sevgilim, 3er kişi yaşıyoruz gibi hissetmek. üstelik herkes için aynı üçlüyüz biz, gibi. bunun için çok geçerli çözüm önerilerim de yok, eleştirdiğim çok bariz spesifik bir kitle de. hepimiz diyorum aksine, etkiliyoruz birbirimizi.

    "berke'ye o konuda ben de çok kırgınım" tespitlerini özlüyorum umut sarıkaya'nın. basit, net, komik, abartılmamış. hayat öyle basit aslında, her şey biraz aynı. ama "biraz" da değil, zorlaştırmayalım.
  • burada bahsi geçen kategorize etme işi tanımlandırmak ve bu uğurda sınıflandırmak için ya da başarı odaklı bir kriterden dolayı değildir. buradaki durum birisinin sizin karakteriniz, belkide eksikliğiniz* üzerinden bir tür ast üst durumu yaratmasından kaynaklanmaktadır. tüm varoluşunu kategoriler üzerinde temellendiren, sınıflandırmayı hayatının merkezine alan ve istisnasız kendini üstün gören hatta buna fazla meraklı kişinin hastalığıdır bu. sanırım günümüzün aşırı yüceltilen bireysellik ve kendini biricik görme olayını fazla abartan şımarık, bencil bir akımdır. kategorize ederken önyargılarını haddinden fazla işe katılma hali de diyebiliriz.

    ezik, inek, kısa, çok uzun, cılız, komik , durgun, sakin, belkide özel ihtiyaçları olan insanlar, kekemeler...* hep odaktadır. bu tarz insanlara karşı üstünlük kurma amaçlı kategorize etme alışkanlığı malesef hep söz konusudur. onların oldukları gibi davranma hakları böylelikle sabote edilir. bu tarz kategorize eden kişiler, başkalarını sabote ederek kendisini sizden yukarıda konumlandırır ve üstünlük kurarlar. iş yerinde bu tür davranışlara mobing bile denir ama işin aslı zorbalıktır.

    yani komikseniz , çelimsizseniz, aşırı kilolu, sessiz, sakin, hatta eşcinselseniz , dahası belkide kadınsanız zayıf nitelendirilirsiniz. mesela komik olan birisinin ciddi olmaya hakkı yoktur gibi davranılır. ya da sakin konuşan birisinin ciddiye alınma şansı da aynı şekilde yok sayılır. mesela kısa boylu birisinin konuşması pek dikkate alınmaz... işte bahsettiğim şey böyle saçma bakış açılarıdır.

    örneğin kendi açımdan anlatayım. hayatta her alanda elimden geldiği kadar düşünceli davranmaya çalışırım. bir garsonla ya da kasiyerle iletişim kurarken bile tavrıma ve söylediklerime fazlasıyla özen göstermeye çalışırım. mesela bir hizmet veren bana "şundan alır mısınız?" , "şöyle olsun mu?" falan diye sorsa; "evet lütfen" ya da "hayır teşekkürler" diye hitap ederim. çünkü benim hizmet alan onunda hizmet veren olması bir statü göstergesi değil benim için.

    fakat sizin böyle anlayışlı ve düşünceli davrandığınızı gören bir kişinin sizi zayıf karakterli olarak konumlandırıyor olması da ayrı bir muamma. dahası sonra sizin bu davranışınızı karikatürize ederek sizi belli ölçüde itibarsızlaştırır. hatta kendi gördüğü gibi sizi zayıf göstermeye çalışır. sonrasında bir zaman gelir bu ayrımcılığa tepki geliştirirsiniz. ama bu seferde dengesiz biri olduğunuz söylenmeye başlanır. hiç göründüğü gibi biri değil denmeye başlanır. nasıl yani? anlayışlı davrandığım için senin beni yok saymana izin mi vereceğim. sen beni hiçe sayarken düşünmediğin halde sana sınırı gösterince dünyanın en düşüncesiz insanı mı olacağım. hoooop orada duracaksınız. sen böbürlenmek, gövde gösterisi yapmak için birilerinin üstüne oynayacaksın sonrada tepki görmemeyi bekleyeceksin. hem birisinin davranışlarını aşağılayacaksın hem de sonra aynı kişiden tepki görünce dengesiz diye yaftalayacaksın. oh ne ala memleket...

    her duygu ve her biçim, her insan için mümkündür. çeşitliliğin içerisinde değer aramadan önce ,sırf görünüşe ve duruşa göre insanları konumlandırmak aslında toplusal bir göstergedir. kişiyi kapasitesine göre değerlendirmeden önce; kaşı, gözü, bakışı, fiziksel özellikleri , duruşu ve tavrına göre değenlendirmek toplumumuzda malesef fazlasıyla yaygın. elbette endamı, tavrı ve tipi birisi için bir statü göstergesidir ama hepimiz film yıldızı gibi görünemeyiz. ya da sırf film yıldızı gibi göründüğümüz için ideal insan olamayız. bu durum belki kabile yaşantısında güç elde etmek için mümkündür. ama günümüz iletişim toplumunda yeri olmayacak kadar ilkeldir. o zaman hala neden geçerliliğini korumaktadır. o da toplumun yapısında saklıdır. sorgulamadan kabul eden toplumlarda bu suistimaller her zaman işe yarar. böylece bu ve bu gibi hastalıklı tutumlar kabul görür ama sıradan, kendi halindeki insanlarda canavarlaştırılırlar.

    bu da bonus track olsun: beğendirmek / müşvik kenter